Başında se olan 5 harfli 88 kelime var. Se ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde se olan kelimeler listesine ya da sonu se ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında se bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Se Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
ES, SE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SERİK
-
-
[isim]
Antalya iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Antalya iline bağlı ilçelerden biri
- SERİM
-
-
[isim]
Sermek işi
-
[edebiyat]
Oyun, roman, hikâye, masal vb. anlatı türlerinde kişilerin ve çevrenin tanıtıldığı, konunun, olayın anlatılmaya başlandığı bölüm
-
[isim]
Sermek işi
- SEREN
-
-
[isim, denizcilik]
Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder
-
[mimarlık]
Konut kapılarında menteşe ve kilidin takıldığı düşey konumdaki kalın parça
-
[isim, denizcilik]
Yelkenli gemilerde üzerine dört köşe yelken açmak ve işaret kaldırmak için direğe yatay olarak bağlanan gönder
- SERİN
-
-
[sıfat]
Az soğuk, ılık ile soğuk arası
- "Kuşluk vaktinin sıcağına rağmen bina loş ve serin."
-
Hoşa giden, hafif bir soğukluk veren
-
[sıfat]
Az soğuk, ılık ile soğuk arası
- SELİM
-
Kelime Kökeni: Arapça selīm
-
[sıfat]
Doğru, dürüst, kusursuz
-
[eskimiş]
Sonu iyi, tehlikesiz, kötücül olmayan, iyicil (ur veya hastalık)
-
[sıfat]
Doğru, dürüst, kusursuz
- SEPYA
-
Kelime Kökeni: Fransızca sépia
-
[isim]
Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya
-
[sıfat]
Bu boya ile yapılan (resim)
-
[isim]
Mürekkep balığından alınan koyu siyah boya
- SEBEP
-
Kelime Kökeni: Arapça sebeb
-
[isim]
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey; neden, saik, saika, vesile
- "Her medeniyet çöküş sebeplerini kendi içinde taşır."
-
[felsefe]
Bakınız neden
-
[isim]
Bir şeyin olmasına veya belli bir hâlde bulunmasına yol açan şey; neden, saik, saika, vesile
- SECDE
-
Kelime Kökeni: Arapça secde
-
[isim, din bilimi]
Genellikle namaz kılarken alnı, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere değdirerek alınan durum
-
[isim, din bilimi]
Genellikle namaz kılarken alnı, el ayalarını, dizleri ve ayak parmaklarını yere değdirerek alınan durum
- SEMİH
-
Kelime Kökeni: Arapça semīḥ
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız cömert
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız cömert
- SEHPA
-
Kelime Kökeni: Farsça se + pā
-
[isim]
Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek; çatkı
- "Yatağın kenarında bir sehpa, sehpanın üzerinde iki küçük tencere, bir bakır sürahi ve su içilebilecek yedi tane bakır kupa vardı."
-
Küçük masa
-
[isim]
Üstüne bir şey koymaya yarayan ayaklı destek; çatkı
- SENCE
-
-
[zarf]
Sana göre, senin düşüncene göre
-
[zarf]
Sana göre, senin düşüncene göre
- SENİT
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız hamur tahtası
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız hamur tahtası
- SEMER
-
Kelime Kökeni: Rumca
- SEMİZ
-
-
[sıfat]
Bakınız şişman
- "Semiz ve romatizmalı olan bu adam, suya ayağını bile değdirmemiştir."
-
Eti, yağı çok olan; tavlı
- "Semiz bir köpeğe bile yetmeyecek bir parayla bu kadar süründüm."
-
[sıfat]
Bakınız şişman
- SENİR
-
-
[isim, ağızlardan]
İki dağ arasındaki sırt
-
[isim, ağızlardan]
İki dağ arasındaki sırt
- SEMEN
-
Kelime Kökeni: Arapça semen
-
[isim, eskimiş]
Bakınız semizlik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız semizlik
- SEHER
-
Kelime Kökeni: Arapça seḥer
-
[isim]
Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı veya şafak sökmek üzere olan zaman; seher vakti
- "Ben artık korkmuyorum her şeyde bir hikmet var / Gecenin sonu seher, kışın sonunda bahar"
-
[isim]
Sabahın güneş doğmadan önceki zamanı veya şafak sökmek üzere olan zaman; seher vakti
- SERME
-
-
[isim]
Sermek işi
-
[ağızlardan]
Bakınız sac ekmeği
-
[isim]
Sermek işi
- SEANS
-
Kelime Kökeni: Fransızca séance
-
[isim]
Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi; oturum
- "Bütün bunlar görünürde pazarlama taktiği ama aslında bir acındırma, kandırma seansı idi."
-
[tıp]
Bazı tedavi yöntemlerinin uygulanması için ayrılan süre
- "Bir yıl boyunca psikiyatri seanslarının parasını ödeyecek."
-
[sinema, tiyatro]
Bakınız gösterim
- "Bu şipşirin sinemanın perşembe gündüz seanslarını severim."
-
[isim]
Bir işin yapılmasına ayrılan çalışma süresi; oturum
- SEZGİ
-
-
[isim]
Sezme yeteneği; sezi
- "Ama sezgi dünyamın büsbütün de yitirişlere yol açmadığını biliyorum."
-
[felsefe]
Gerçeğin deneye veya akla vurmadan doğrudan doğruya kavranması
-
[isim]
Sezme yeteneği; sezi