Başında sal olan 9 harfli 25 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SALDIRMAK
-
-
[-e]
Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek; salmak
- "Bugün şu dakikada onlar hâlâ düşmana saldırıyorlardı."
-
[-den]
Gemi, kalkmak için yelken açıp başını gideceği yola çevirmek
-
[mecaz]
Yıkıcı ve sert eleştiriler yapmak
-
[kimya]
Etkisiyle eritmek
- "Asitler madenlere saldırır."
-
[-e]
Bir kimseye veya bir şeye karşı saldırı yöneltmek, zarar verici bir davranışta bulunmak, hücum etmek; salmak
- SALLATMAK
-
-
[-i]
Sallama işini yaptırmak
-
[-i]
Sallama işini yaptırmak
- SALINTILI
-
-
[sıfat]
Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen
- "Salıntılı bir ev."
-
Yürüyüşünde iki yana salınan
-
[sıfat]
Herhangi bir etkiyle sarsılabilen, sallanabilen
- SALATALIK
-
-
[isim]
Bakınız hıyar (I)
- "Babası küçük bostanda yere eğilmiş, salatalıkları koparıyor."
-
[sıfat]
Salata yapmak için kullanılan
- "Salatalık domates."
-
[isim]
Bakınız hıyar (I)
- SALGINLIK
-
-
[isim]
Salgın olma durumu
-
[isim]
Salgın olma durumu
- SALLAPATİ
-
-
[sıfat]
Düşünmeden ve saygısızca davranan
- "Sallapati bir adam."
-
Özensiz, dikkatsiz ve kaba saba yapılmış
- "Bu entarileri, basma veya patiska gibi adi ve ucuz kumaşlardan, kaba tire ile şıpın işi dikilmiş, iri taş düğmeli, sallapati bir şey sanmayınız."
-
[zarf]
Düşüncesizce, saygısızca ve patavatsız bir biçimde
- "Artık kendi mıntıkamızda imişiz gibi sallapati yürüyoruz..."
-
[zarf]
Özensiz, dikkatsiz ve kaba saba giyinmiş biçimde
- "Şu Ayşen hani ... İstanbul’a yeldirmesi, mantosu ve takırtılı ayakkabılarıyla sallapati gelen kasabalı kız!"
-
[sıfat]
Düşünmeden ve saygısızca davranan
- SALGILAMA
-
-
[isim]
Salgılamak işi
-
[isim]
Salgılamak işi
- SALDIRGAN
-
-
[sıfat]
Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan); sataşkan, agresif, mütecaviz
- "Bu saldırgan angutlar, kuru gürültüden başka bir şey değildir."
-
[sıfat]
Başkasına saldıran, yapısında saldırma özelliği olan (devlet, kimse, hayvan); sataşkan, agresif, mütecaviz
- SALAMANJE
-
Kelime Kökeni: Fransızca salle à manger
-
[isim]
Bakınız yemek odası
- "Soldan birinci kapının açıldığı oda, antreden doğrudan girilen odanın yani bizim salon dediğimiz odanın salamanjesiydi."
-
[isim]
Bakınız yemek odası
- SALAPURYA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca scialuppa
-
[isim, denizcilik]
Ticaret eşyası taşımakta kullanılan, 10-15 tonluk, üçgen biçiminde yelkeni olan ticaret gemisi
- "Fakat kotranın altındaki safra onu kurtarır da safrasız salapurya birdenbire alabora oluverir."
-
[isim, denizcilik]
Ticaret eşyası taşımakta kullanılan, 10-15 tonluk, üçgen biçiminde yelkeni olan ticaret gemisi
- SALİSİLAT
-
Kelime Kökeni: Fransızca salicylate
-
[isim, kimya]
Salisilik asidin tuzu
-
Salisilik asidin türlü alkollerle ve fenollerle yaptığı ester
- "Salisilatlar romatizmanın tedavisinde kullanılır."
-
[isim, kimya]
Salisilik asidin tuzu
- SALÇALAMA
-
-
[isim]
Salçalamak işi
-
[isim]
Salçalamak işi
- SALİSİLİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca salicylique
-
[sıfat, kimya]
Söğüt kabuğundan çıkarılan antiseptiklerle ilgili olan
-
[sıfat, kimya]
Söğüt kabuğundan çıkarılan antiseptiklerle ilgili olan
- SALMASTRA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salmastra
-
[isim]
Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip
-
Özellikle makinelerde birbirine sıkıca değen iki yüzey arasına yerleştirilerek bu yüzeyler arasına su, buhar veya yağların sızmasını önleyen urgan
-
[isim]
Halat tellerinden saç gibi örülmüş olan ip
- SALTÇILIK
-
-
[isim]
Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi; mutlakiyet, mutlakçılık
-
[isim]
Hükümdarın bütün siyasal kudreti elinde bulundurduğu yönetim biçimi; mutlakiyet, mutlakçılık
- SALYANGOZ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, hayvan bilimi]
Yumuşakçalardan, bahçelerin nemli yerlerinde yaşayan, sarmal kabuklu küçük hayvan (Helix)
- "Çürük yapraklar altından bir dizi salyangoz çıktı, kıpırtısızdılar."
-
[isim, hayvan bilimi]
Yumuşakçalardan, bahçelerin nemli yerlerinde yaşayan, sarmal kabuklu küçük hayvan (Helix)
- SALATASIZ
-
-
[sıfat]
Salata bulunmayan
-
[zarf]
Salata olmadan
- "Bu hızla domates doğramaya devam ederse evin sahibi eve geldiğinde sofra salatasız kurulmuş olacaktı."
-
[sıfat]
Salata bulunmayan
- SALİSELİK
-
-
[sıfat]
Belli bir salise süresince yapılan veya olan
-
[sıfat]
Belli bir salise süresince yapılan veya olan
- SALDIRICI
-
-
[sıfat]
Saldırgan olan
-
[sıfat]
Saldırgan olan
- SALABİLME
-
-
[isim]
Salabilmek işi
-
[isim]
Salabilmek işi