Başında sal olan 8 harfli 30 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L S
3 Harfli Kelimeler
SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SALINMAK
-
-
[nesnesiz]
Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek
- "Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor."
-
[-e]
Salma işine konu olmak
- "İlaçlar yazıldı. Eczaneye adam salındı."
-
[nesnesiz]
Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek
- SALKIMLI
-
-
[sıfat]
Salkımı olan
-
[sıfat]
Salkımı olan
- SALDIRIŞ
-
-
[isim]
Saldırmak işi
- "Her türlü saldırış ve sataşma sahneleri gene eksik değildi."
-
[isim]
Saldırmak işi
- SALLANMA
-
-
[isim]
Sallanmak işi; ırganma, tezelzül
-
[isim]
Sallanmak işi; ırganma, tezelzül
- SALİPSİZ
-
-
[sıfat]
Salibi olmayan
-
[sıfat]
Salibi olmayan
- SALEPLİK
-
-
[isim]
Salep içmeye veya salep dağıtmaya yarayan özel kap, sahleplik
-
[sıfat]
Salep yapımında kullanılan; sahleplik
-
[isim]
Salep içmeye veya salep dağıtmaya yarayan özel kap, sahleplik
- SALTANAT
-
Kelime Kökeni: Arapça salṭanat
-
[isim]
Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması; sultanlık
- "Bir medeniyetten öbürüne geçerken kaybolan şeylerin yanı başında gerçek saltanatlar da vardır."
-
[mecaz]
Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış
-
[mecaz]
Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği
-
[isim]
Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması; sultanlık
- SALAŞPUR
-
Kelime Kökeni: (Hindistan'daki Solapur yer adından)
-
[isim]
Seyrek dokunmuş, astarlık ince bez
- "Yalnız belinden fazla olarak murdar bir salaşpur sarkıyor."
-
[isim]
Seyrek dokunmuş, astarlık ince bez
- SALGINCI
-
-
[isim, eskimiş]
Salgın toplayan kimse
-
[isim, eskimiş]
Salgın toplayan kimse
- SALAMURA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salamoiare
-
[isim]
Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su
- "Babamın sefirlik günlerinde, benim Oxfordlu günlerimde edinilmiş bir iki incelik de bunca yıl yedekte bekletildiği, iyi bir salamura, dinlendirilmiş bir şarap gibi."
-
Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek
- "Meze tabağını hazırlamıştır bile. Başta sazan balığı, yumurtası ve salamurası."
-
[sıfat]
Bu suyun içinde tutulmuş olan
- "Salamura balık."
-
[isim]
Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su
- SALLABAŞ
-
-
[sıfat]
Başı sürekli sallanan
-
[mecaz]
Her sözü düşünmeden onaylayan
-
[sıfat]
Başı sürekli sallanan
- SALİMLİK
-
-
[isim]
Salim olma durumu
-
[isim]
Salim olma durumu
- SALATALI
-
-
[sıfat]
Salata bulunan
-
[sıfat]
Salata bulunan
- SALMALIK
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız otlak
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız otlak
- SALLANIŞ
-
-
[isim]
Sallanmak işi
-
[isim]
Sallanmak işi
- SALLANTI
-
-
[isim]
Sallanmak işi
- "Üç buçuk senedir ben bu sallantıya şahit oldum."
-
[mecaz]
Sürüncemede bırakma, savsaklama
-
[isim]
Sallanmak işi
- SALOZLUK
-
-
[isim]
Bakınız salaklık
-
[isim]
Bakınız salaklık
- SALLAMAK
-
-
[-i]
Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek; sallayıvermek, ırgamak
- "Sen yine anahtarını çıkar, salla, eğlendir."
-
Bakınız sarsmak
-
[mecaz]
Beklenmedik bir başarı kazanmak
- "Seçimlerde Ankara'yı salladı."
-
[mecaz]
Uydurmak, kafadan atmak
-
[mecaz]
Zor durumda bırakmak
-
[argo]
Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak
- "Ev sahibinin gözünü boyarım, kalan borcu bir müddet daha sallarım diyordu."
-
[nesnesiz, argo]
Vurmak, atmak
- "Sokaktan geçen bir adam, bunları ayırdı, ikisine birer tokat salladı..."
-
[-i]
Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek; sallayıvermek, ırgamak
- SALANGAN
-
Kelime Kökeni: Filipince
-
[isim, hayvan bilimi]
Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, kısa dört köşe kuyruklu, esmer, küçük bir tür kuş (Collocalia)
-
[isim, hayvan bilimi]
Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, kısa dört köşe kuyruklu, esmer, küçük bir tür kuş (Collocalia)
- SALİKLİK
-
-
[isim]
Salik olma durumu
-
[isim]
Salik olma durumu