Başında sal olan 8 harfli 30 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L S

3 Harfli Kelimeler

SAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AS, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SALINMAK

  1. [nesnesiz] Yürürken uyumlu hareketlerle hafifçe bir yandan bir yana eğilmek
    • "Vücudu o kadar narindi ki hafif rüzgârlarla sallanan salkım söğütler gibi oradan oraya salınıyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [-e] Salma işine konu olmak
    • "İlaçlar yazıldı. Eczaneye adam salındı." (Memduh Şevket Esendal)
SALKIMLI

  1. [sıfat] Salkımı olan
SALDIRIŞ

  1. [isim] Saldırmak işi
    • "Her türlü saldırış ve sataşma sahneleri gene eksik değildi." (Falih Rıfkı Atay)
SALLANMA

  1. [isim] Sallanmak işi; ırganma, tezelzül
SALİPSİZ

  1. [sıfat] Salibi olmayan
SALEPLİK

  1. [isim] Salep içmeye veya salep dağıtmaya yarayan özel kap, sahleplik
  2. [sıfat] Salep yapımında kullanılan; sahleplik
SALTANAT

Kelime Kökeni: Arapça salṭanat

  1. [isim] Bir ülkede hükümdarın, padişahın, sultanın egemen olması; sultanlık
    • "Bir medeniyetten öbürüne geçerken kaybolan şeylerin yanı başında gerçek saltanatlar da vardır." (Hasan Âli Yücel)
  2. [mecaz] Bolluk ve zenginlik, gösterişli yaşayış
  3. [mecaz] Birinin bir işte, bir yerde bulunan kimseler üzerindeki egemenliği
SALAŞPUR

Kelime Kökeni: (Hindistan'daki Solapur yer adından)

  1. [isim] Seyrek dokunmuş, astarlık ince bez
    • "Yalnız belinden fazla olarak murdar bir salaşpur sarkıyor." (Refik Halit Karay)
SALGINCI

  1. [isim, eskimiş] Salgın toplayan kimse
SALAMURA

Kelime Kökeni: İtalyanca salamoiare

  1. [isim] Peynir, et, balık, turşu, asma yaprağı vb. yiyeceklerin bozulmaması için içinde tutuldukları tuzlu su
    • "Babamın sefirlik günlerinde, benim Oxfordlu günlerimde edinilmiş bir iki incelik de bunca yıl yedekte bekletildiği, iyi bir salamura, dinlendirilmiş bir şarap gibi." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Bu suyun içinde tutulmuş yiyecek
    • "Meze tabağını hazırlamıştır bile. Başta sazan balığı, yumurtası ve salamurası." (Tarık Buğra)
  3. [sıfat] Bu suyun içinde tutulmuş olan
    • "Salamura balık."
SALLABAŞ

  1. [sıfat] Başı sürekli sallanan
  2. [mecaz] Her sözü düşünmeden onaylayan
SALİMLİK

  1. [isim] Salim olma durumu
SALATALI

  1. [sıfat] Salata bulunan
SALMALIK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız otlak
SALLANIŞ

  1. [isim] Sallanmak işi
SALLANTI

  1. [isim] Sallanmak işi
    • "Üç buçuk senedir ben bu sallantıya şahit oldum." (Peyami Safa)
  2. [mecaz] Sürüncemede bırakma, savsaklama
SALOZLUK

  1. [isim] Bakınız salaklık
SALLAMAK

  1. [-i] Düzenli bir biçimde ve hep aynı doğrultuda hareket ettirmek; sallayıvermek, ırgamak
    • "Sen yine anahtarını çıkar, salla, eğlendir." (Halide Edip Adıvar)
  2. Bakınız sarsmak
  3. [mecaz] Beklenmedik bir başarı kazanmak
    • "Seçimlerde Ankara'yı salladı."
  4. [mecaz] Uydurmak, kafadan atmak
  5. [mecaz] Zor durumda bırakmak
  6. [argo] Bir işi sürekli olarak başka bir zamana ertelemek, savsaklamak
    • "Ev sahibinin gözünü boyarım, kalan borcu bir müddet daha sallarım diyordu." (Sermet Muhtar Alus)
  7. [nesnesiz, argo] Vurmak, atmak
    • "Sokaktan geçen bir adam, bunları ayırdı, ikisine birer tokat salladı..." (Memduh Şevket Esendal)
SALANGAN

Kelime Kökeni: Filipince

  1. [isim, hayvan bilimi] Hint Okyanusu ve Çin Denizi kıyılarında yaşayan, uzun kanatlı, kısa dört köşe kuyruklu, esmer, küçük bir tür kuş (Collocalia)
SALİKLİK

  1. [isim] Salik olma durumu
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü