Başında sal olan 7 harfli 21 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SALINIM
-
-
[isim]
Salınmak işi
-
[fizik]
Düzenli olarak hep aynı konumlardan aynı hızla geçen bir nesnenin hareketi; raks
-
[isim]
Salınmak işi
- SALINIŞ
-
-
[isim]
Salınmak işi
-
[isim]
Salınmak işi
- SALHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça salḫ + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kesimevi
- "Şiir salhaneye merbut bir müessesedir ve içinde sakatattan yalnız kalp parçaları satılmaktadır."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kesimevi
- SALINMA
-
-
[isim]
Salınmak işi
- "Belki de bu, çıkıp salınması beklenen bir sevgiliye söylenmiş iştiyaklı bir yalvarıştır."
-
[isim]
Salınmak işi
- SALDIRI
-
-
[isim]
Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma; hücum, taarruz, tecavüz
- "Ancak delikanlı, kargının sapını yere gömüp ucunu ata doğrultarak hasmının saldırısını engelliyordu."
-
[isim]
Kötülük yapmak, yıpratmak amacıyla doğrudan doğruya silahlı veya silahsız bir eylemde bulunma; hücum, taarruz, tecavüz
- SALİMEN
-
Kelime Kökeni: Arapça sālimen
-
[zarf]
Sağ ve esen olarak, hiçbir kötü durumla karşılaşmadan
- "Canını kurtarıp salimen bugünlere ulaşabildiği için kendisini şanslı sayardı."
-
[zarf]
Sağ ve esen olarak, hiçbir kötü durumla karşılaşmadan
- SALİPLİ
-
-
[sıfat]
Salibi olan
- "Alman zabitlerinin rugan çizmeli, demir salipli ve tek gözlüklü saltanatını yadırgayıp..."
-
[sıfat]
Salibi olan
- SALINTI
-
-
[isim]
Salınmak işi
-
[isim]
Salınmak işi
- SALÇALI
-
-
[sıfat]
Salça konmuş, içinde salça olan
-
[sıfat]
Salça konmuş, içinde salça olan
- SALABET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣalābet
-
[isim, eskimiş]
Katılık, sağlamlık
- "Eski cumhurbaşkanı kendi görüşü uzantısında böyle bir salabet örneği vermişti."
-
[isim, eskimiş]
Katılık, sağlamlık
- SALARCA
-
-
[isim]
Bakınız Salar Türkçesi
-
[isim]
Bakınız Salar Türkçesi
- SALAKÇA
-
-
[sıfat]
Salağa benzer, salak gibi
- "Karacı ve denizcilerin birbirine karşı zor kullanma durumuna müsaade eden salakça bir emir."
-
[zarf]
Salağa benzer bir biçimde
- "Akıllıca laf etmek istedim ama salakça çıktı ağzımdan."
-
[sıfat]
Salağa benzer, salak gibi
- SALAVAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣalavāt
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Namazlar
-
[din bilimi]
Hz. Muhammed'e saygı bildirmek için okunan dua
-
[spor]
Yağlı güreşte, yarışmalardan önce cazgırın okuduğu dua
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Namazlar
- SALGILI
-
-
[sıfat]
Salgı çıkaran veya üreten
-
[sıfat]
Salgı çıkaran veya üreten
- SALACAK
-
-
[isim]
Bakınız teneşir
-
[isim]
Bakınız teneşir
- SALKIMA
-
-
[isim]
Salkımak durumu
-
[isim]
Salkımak durumu
- SALLAMA
-
-
[isim]
Sallamak işi
-
Bakınız poşet çay
-
[isim]
Sallamak işi
- SALİHLİ
-
-
[isim]
Manisa iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Manisa iline bağlı ilçelerden biri
- SALNAME
-
Kelime Kökeni: Farsça sāl + nāme
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yıllık
-
[isim, eskimiş]
Bakınız yıllık
- SALEPÇİ
-
-
[isim]
Salep yapıp satan kimse
- "Bir salepçinin kalaylı güğümü tütüyordu."
-
[isim]
Salep yapıp satan kimse