Başında sal olan 6 harfli 8 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L S
3 Harfli Kelimeler
SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SALKIM
-
-
[isim]
Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve
- "Bunu görünce Behzat da iki salkım muzu oradakilere dağıtmış."
-
[bitki bilimi]
Ana saptan çıkan yan çiçekleri ve sapları hep aynı uzunlukta olan çiçek durumu
-
[bitki bilimi]
Baklagillerden, mor çiçekler açan ve çoğu asma gibi çardağa sarılan bir tür ağaç ve çiçeği (Wistaria sinensis)
-
[askerlik]
Topla atılan demir parçaları
-
[isim]
Üzüm gibi, birçoğu bir sap üzerinde bir arada bulunan meyve
- SALPAK
-
-
[sıfat]
Bakınız salpa
- "Salpak kız, ayağının altına baksana!"
-
[sıfat]
Bakınız salpa
- SALMAK
-
-
[-e, -i]
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak; bırakmak
-
Yollamak, göndermek
- "Bununla beraber peşine adam salmak gerekir."
-
Koymak, katmak
- "Halk ruhunun benliğinizde yeniden uyanıp hararetini gönlünüze saldığını duyarsınız."
-
Bakınız sürmek
- "Bunun içindir ki dal budak saldı, yemiş vermeye başladı."
-
Bakınız uğratmak
- "Başını derde salmak."
-
Vergi yüklemek
- "Ona elli bin lira salmışlar."
-
Üzerine yürütmek
- "Tazıyı tavşana salmak."
-
[-e]
Bakınız saldırmak
- "Aç kurt, yılana da salar, taşa da, dedi."
-
Bakınız sarkıtmak
- "Soğutmak için kuyuya su kabı saldı."
-
Bakınız koyuvermek
-
[denizcilik]
Gemi demir üzerinde dört yana dönmek
-
[-i, mecaz]
Bakmamak, ilgilenmemek, özen göstermemek
-
[-e, -i]
Bağımlılığına, tutukluluğuna veya baskı altındaki durumuna son vererek serbest kılmak; bırakmak
- SALİSE
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱ālis̱e
-
[isim]
Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi
-
[isim]
Saniyenin altmışta biri olan zaman birimi
- SALGIN
-
-
[sıfat]
Kısa zamanda çevredeki insanların, hayvanların veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan; müstevli
- "Salgın hastalık."
-
[isim, tıp]
Bir hastalığın yaygınlaşması ve birçok kimseye birden bulaşması; epidemi
- "Tifo salgını."
-
[isim, mecaz]
Belli bir hareketin, davranışın, sözün toplumda yaygınlaşması
- "Kumar salgını."
-
[isim]
Bir şeyin zarar verecek bir biçimde her yanı kaplaması
- "Çekirge salgını."
-
[isim, eskimiş]
Gereğinde herkesten para veya mal olarak toplanan geçici vergi
-
[sıfat]
Kısa zamanda çevredeki insanların, hayvanların veya bitkilerin büyük bir bölümüne bulaşan; müstevli
- SALTÇI
-
-
[sıfat]
Saltçılığı benimseyen; mutlakçı
-
[sıfat]
Saltçılığı benimseyen; mutlakçı
- SALTIK
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız mutlak
-
[toplum bilimi]
Bağımsız, göreli olmayan ve kendi başına tam sayılan (bir olgunun niteliği)
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız mutlak
- SALATA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salata
-
[isim]
Genellikle marul, maydanoz, soğan, domates gibi çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon, sirke vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek
- "İçi çiçekli şimşir kaşıkla salatayı âdeta pilav yer gibi tıkınıyordu."
-
[isim]
Genellikle marul, maydanoz, soğan, domates gibi çiğ ot ve sebzelerle yapılan, yağ, limon, sirke vb. maddeler konulan, yemeklerle birlikte yenen yiyecek