Başında sal olan 5 harfli 25 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SALGI
-
-
[isim, biyoloji]
Hücrelerin veya vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde; ifraz
- "Tükürük bir salgıdır."
-
[gök bilimi]
Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması
-
[isim, biyoloji]
Hücrelerin veya vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde; ifraz
- SALİM
-
Kelime Kökeni: Arapça sālim
-
[sıfat]
Sakin, huzurlu olan
- "Ben kahveye salim kafayla, serinkanlılıkla düşünmek için gittim."
-
[eskimiş]
Bakınız esen
-
[sıfat]
Sakin, huzurlu olan
- SALVO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salvo
-
[isim, askerlik]
Bakınız yaylım ateşi
- "Ben, düşman donanmalarının göğüslerimize savurduğu salvoları da seyrettim, onları da seyrettim, onları da dinledim."
-
Yoğun bir biçimde yapılan atak
- "İlk salvonun etkisini atlattıktan sonra kalkabilirdi oturduğu yerden."
-
[denizcilik]
Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad
-
[isim, askerlik]
Bakınız yaylım ateşi
- SALÇA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salsa
-
[isim]
Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
- "Bıraktım artık salçayı da, yemekte kırmızıbiberle renklendirilmiş su bulsam bayram edeceğim salça diye!"
-
Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos
-
[isim]
Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
- SALİK
-
Kelime Kökeni: Arapça sālik
-
[sıfat]
Bir yola giren, bir yolda giden
-
[sıfat]
Bir yola giren, bir yolda giden
- SALIK
-
-
[isim]
Bakınız tavsiye
-
[eskimiş]
Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber
-
[isim]
Bakınız tavsiye
- SALİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣalīb
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız haç
-
[isim, eskimiş, din bilimi]
Bakınız haç
- SALYA
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Ağızdan sızan tükürük
- "Onlar muhayyileyi kırbaçlayan, dudaklardan salya sızdıran feci vakalar arıyordular."
-
[isim]
Ağızdan sızan tükürük
- SALCI
-
-
[isim]
Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse
-
[isim]
Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse
- SALTA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salto
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması
-
[isim]
Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması
- SALSA
-
Kelime Kökeni: İngilizce salsa
-
[isim]
Afrika’da doğup Küba’da geliştirilen, alışılan kurallara bağlı olmaksızın sadece müziğin ritmine uyularak doğaçlama biçimde, eşli veya gruplar hâlinde yapılan bir tür dans
-
Bu dansın müziği
-
[isim]
Afrika’da doğup Küba’da geliştirilen, alışılan kurallara bağlı olmaksızın sadece müziğin ritmine uyularak doğaçlama biçimde, eşli veya gruplar hâlinde yapılan bir tür dans
- SALLI
-
-
[sıfat]
Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
- "Sallı bir yapı."
-
[sıfat]
Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
- SALTO
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salto
-
[isim, spor]
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu
-
[isim, spor]
Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu
- SALON
-
Kelime Kökeni: Fransızca salon
-
[isim]
Bir evde konukları ağırlamakta kullanılan en geniş oda
- "Hasta alt kattaki salona kadar gitti ve bir kanepenin üstüne düştü."
-
Toplantıların, kutlamaların, gösterilerin yapıldığı geniş yer
- "Her iki koleksiyon da salon köşelerine konularak teşhir edilecekmiş."
-
Dükkân, mağaza
- "Odada, sonra başka yerlerde, bulvar kahvelerinde, lokantalarda, müzikli içki salonlarında kendinizi anlatıyorsunuz birbirinize."
-
[isim]
Bir evde konukları ağırlamakta kullanılan en geniş oda
- SALAM
-
Kelime Kökeni: İtalyanca salame
-
[isim]
Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek
- "Domatesler kesilmiş, salatalıklar soyulmuş, ayıklanmış, sucuklar, salamlar, köfteler"
-
[isim]
Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek
- SALAK
-
-
[sıfat]
Görünüşünden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse); saloz
- "Hem evli barklı bir kadın olduğundan haberi yok mu bu salak şeyin?"
-
[sıfat]
Görünüşünden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse); saloz
- SALUR
-
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
-
[isim, tarih]
Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
- SALEP
-
Kelime Kökeni: Arapça saḥleb
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli olan örnek bitkisi; sahlep (Orchis)
-
Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz; sahlep
-
Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek; sahlep
- "Üstüne bol zencefil ektirdiğim salep fincanını iki elimle kavradım."
-
[isim, bitki bilimi]
Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli olan örnek bitkisi; sahlep (Orchis)
- SALAH
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣalāḥ
-
[isim, eskimiş]
Bakınız iyilik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız iyilik
- SALPA
-
-
[sıfat]
Bakınız sarkık
-
[mecaz]
Tembel (kimse); salpak
-
[sıfat]
Bakınız sarkık