Başında sal olan 5 harfli 25 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A L S

3 Harfli Kelimeler

SAL

2 Harfli Kelimeler

AL, AS, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SALGI

  1. [isim, biyoloji] Hücrelerin veya vücuttaki bezlerin kandan ayırıp oluşturdukları ve yeniden kana, başka organa veya dışarıya saldıkları sıvı madde; ifraz
    • "Tükürük bir salgıdır."
  2. [gök bilimi] Güneş'ten dışarı doğru madde fırlaması
SALİM

Kelime Kökeni: Arapça sālim

  1. [sıfat] Sakin, huzurlu olan
    • "Ben kahveye salim kafayla, serinkanlılıkla düşünmek için gittim." (Zeyyat Selimoğlu)
  2. [eskimiş] Bakınız esen
SALVO

Kelime Kökeni: İtalyanca salvo

  1. [isim, askerlik] Bakınız yaylım ateşi
    • "Ben, düşman donanmalarının göğüslerimize savurduğu salvoları da seyrettim, onları da seyrettim, onları da dinledim." (Aka Gündüz)
  2. Yoğun bir biçimde yapılan atak
    • "İlk salvonun etkisini atlattıktan sonra kalkabilirdi oturduğu yerden." (Osman Aysu)
  3. [denizcilik] Gemide kullanıldığı yere göre belirli uzunluğu olan ince halatlara verilen ad
SALÇA

Kelime Kökeni: İtalyanca salsa

  1. [isim] Yemeklere lezzet ve renk katmak için konulan, tuzla terbiye edilmiş domates veya biber ezmesi
    • "Bıraktım artık salçayı da, yemekte kırmızıbiberle renklendirilmiş su bulsam bayram edeceğim salça diye!" (Necati Mert)
  2. Domates, baharat vb. şeylerle yapılan, çoğunlukla et yemeklerine katılan sos
SALİK

Kelime Kökeni: Arapça sālik

  1. [sıfat] Bir yola giren, bir yolda giden
SALIK

  1. [isim] Bakınız tavsiye
  2. [eskimiş] Olmuş veya olacak bir olay, bir olgu ile ilgili verilen bilgi, haber
SALİP

Kelime Kökeni: Arapça ṣalīb

  1. [isim, eskimiş, din bilimi] Bakınız haç
SALYA

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Ağızdan sızan tükürük
    • "Onlar muhayyileyi kırbaçlayan, dudaklardan salya sızdıran feci vakalar arıyordular." (Ruşen Eşref Ünaydın)
SALCI

  1. [isim] Sal ile yolcu ve yük taşıyan kimse
SALTA

Kelime Kökeni: İtalyanca salto

  1. [isim] Köpeğin arka ayakları üzerine ayağa kalkması
SALSA

Kelime Kökeni: İngilizce salsa

  1. [isim] Afrika’da doğup Küba’da geliştirilen, alışılan kurallara bağlı olmaksızın sadece müziğin ritmine uyularak doğaçlama biçimde, eşli veya gruplar hâlinde yapılan bir tür dans
  2. Bu dansın müziği
SALLI

  1. [sıfat] Büyük ve geniş, sal gibi yayvan
    • "Sallı bir yapı."
SALTO

Kelime Kökeni: İtalyanca salto

  1. [isim, spor] Rakibin bedenini kollarıyla birlikte kavrayarak yana veya arkaya savurma, devirerek bastırma biçiminde uygulanan bir güreş oyunu
SALON

Kelime Kökeni: Fransızca salon

  1. [isim] Bir evde konukları ağırlamakta kullanılan en geniş oda
    • "Hasta alt kattaki salona kadar gitti ve bir kanepenin üstüne düştü." (Peyami Safa)
  2. Toplantıların, kutlamaların, gösterilerin yapıldığı geniş yer
    • "Her iki koleksiyon da salon köşelerine konularak teşhir edilecekmiş." (Ahmet Rasim)
  3. Dükkân, mağaza
    • "Odada, sonra başka yerlerde, bulvar kahvelerinde, lokantalarda, müzikli içki salonlarında kendinizi anlatıyorsunuz birbirinize." (İnci Aral)
SALAM

Kelime Kökeni: İtalyanca salame

  1. [isim] Sığır, hindi vb. etinden yapılan, genellikle dilimlenerek soğuk yenen bir yiyecek
    • "Domatesler kesilmiş, salatalıklar soyulmuş, ayıklanmış, sucuklar, salamlar, köfteler" (Oğuz Atay)
SALAK

  1. [sıfat] Görünüşünden, konuşma ve davranışlarından seviyesiz, dengesiz ve saf olduğu anlaşılan (kimse); saloz
    • "Hem evli barklı bir kadın olduğundan haberi yok mu bu salak şeyin?" (Ayla Kutlu)
SALUR

  1. [isim, tarih] Oğuz Türklerinin yirmi dört boyundan biri
SALEP

Kelime Kökeni: Arapça saḥleb

  1. [isim, bitki bilimi] Salepgillerin tek köklü, yumrulu, salkımlı veya başak çiçekli olan örnek bitkisi; sahlep (Orchis)
  2. Bu bitkinin yumru durumundaki köklerinden dövülerek hazırlanan beyaz toz; sahlep
  3. Bu tozun, şekerli süt veya su ile kaynatılmasıyla yapılan sıcak içecek; sahlep
    • "Üstüne bol zencefil ektirdiğim salep fincanını iki elimle kavradım." (Sait Faik Abasıyanık)
SALAH

Kelime Kökeni: Arapça ṣalāḥ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız iyilik
SALPA

  1. [sıfat] Bakınız sarkık
  2. [mecaz] Tembel (kimse); salpak
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü