Başında sal olan 10 harfli 21 kelime var. Sal ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde sal olan kelimeler listesine ya da sonu sal ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında sal bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Sal Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A L S
3 Harfli Kelimeler
SAL
2 Harfli Kelimeler
AL, AS, LA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SALAMANDRA
-
Kelime Kökeni: Fransızca salamandre
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız semender
-
Odalar arasında gezdirilebilen bir tür kömür sobası
- "Sac sobasından, çinisinden, salamandrasına kadar bu nesneler yaşayışın orta katında oturan insanlara benzerler."
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız semender
- SALIVERMEK
-
-
[-i]
Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak
- "Siz onları ben gelene kadar salıvermeyin lütfen, dedi."
-
Altına etmek
-
[-i]
Bırakmak, koyuvermek, serbest bırakmak
- SALTANATÇI
-
-
[isim]
Saltanat yanlısı olan kimse
-
[isim]
Saltanat yanlısı olan kimse
- SALÇALAMAK
-
-
[-i]
Yemeklere salça katmak
-
[-i]
Yemeklere salça katmak
- SALIPAZARI
-
-
[isim]
Samsun iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Samsun iline bağlı ilçelerden biri
- SALEPÇİLİK
-
-
[isim]
Salepçinin işi
-
[isim]
Salepçinin işi
- SALLAMAMAK
-
-
[argo]
önem vermemek
-
dikkate almamak, aldırmamak, ciddiye almamak
-
uydurmamak, kafadan atmamak
-
[argo]
önem vermemek
- SALDIRTMAK
-
-
[-e]
Saldırma işini yaptırmak; üşürmek
-
[-e]
Saldırma işini yaptırmak; üşürmek
- SALINCAKLI
-
-
[sıfat]
Salıncağı olan
- "Salıncaklı çocuk bahçesi."
-
Salıncak gibi sallanmaya yarar biçimde olan
- "Salıncaklı koltuk."
-
[sıfat]
Salıncağı olan
- SALGILATMA
-
-
[isim]
Salgılatmak işi
-
[isim]
Salgılatmak işi
- SALGILAMAK
-
-
[-i, biyoloji]
Salgı oluşturmak
-
[-i, biyoloji]
Salgı oluşturmak
- SALDIRISIZ
-
-
[sıfat]
Saldırı yapılmayan
-
[zarf]
Saldırı yapmadan
-
[sıfat]
Saldırı yapılmayan
- SALAMURACI
-
-
[isim]
Salamura yapan kimse
-
[isim]
Salamura yapan kimse
- SALOZLAŞMA
-
-
[isim]
Bakınız salaklaşma
-
[isim]
Bakınız salaklaşma
- SALLANTILI
-
-
[sıfat]
Sallantısı olan
- "Arabanın sallantılı uğultusunda damarlarının atışını duyuyorsun."
-
[sıfat]
Sallantısı olan
- SALABİLMEK
-
-
[-i]
Salma ihtimali veya imkânı bulunmak
-
[-i]
Salma ihtimali veya imkânı bulunmak
- SALINCAKÇI
-
-
[isim]
Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse
- "Salıncakçının oğlu herkese göz kulak oluyordu."
-
Salıncak yapıp satan kimse
-
[isim]
Eğlence yerlerinde salıncak çalıştıran kimse
- SALAKLAŞMA
-
-
[isim]
Salaklaşmak işi; salozlaşma
-
[isim]
Salaklaşmak işi; salozlaşma
- SALÇALANMA
-
-
[isim]
Salçalanmak işi
-
[isim]
Salçalanmak işi
- SALGILAYIŞ
-
-
[isim]
Salgılamak işi
-
[isim]
Salgılamak işi