Başında s olan 3 harfli 46 kelime var. S harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde s harfi olan kelimeler listesine ya da sonu s harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında s bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SAV

  1. [isim, hukuk] Bakınız iddia
    • "Eleştiricilerimiz nasıl olur da böyle bir savda bulunabilirler?" (Necati Cumalı)
  2. [mantık] Bakınız tez (II)
  3. [eskimiş] Haber, söz
  4. [eskimiş] Bakınız atasözü
SEM

Kelime Kökeni: Arapça semm

  1. [isim, eskimiş] Bakınız zehir
SEL

Kelime Kökeni: Arapça seyl

  1. [isim] Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su; su taşkını
  2. [mecaz] Hareket hâlindeki büyük kalabalık
    • "Ellerinde çantalı, küçük yiyecek paketleri, kadınlı erkekli bir memur seli, Ulus Meydanı'na doğru akıyor." (Necati Cumalı)
  3. [mecaz] Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış
    • "Bu duygu seli alıp çalkalamaya başladı dünyayı. Bir duygu seli sardı tüm arzı." (Alper Aksoy)
  4. [mecaz] Bakınız yoğunluk
    • "Yüzüne baktığım zaman bir ışık selinin ondan bana doğru aktığını hissettim." (Emine Işınsu)
SEN

  1. [isim] Teklik ikinci kişiyi gösteren söz
SEK

Kelime Kökeni: Fransızca sec

  1. [sıfat] İçine su, başka bir içki veya bir sıvı karıştırılmamış (içki)
    • "Sek viski."
  2. [zarf] İçine su veya bir başka içki karıştırmadan
    • "Bari sek içme." (Vüs'at Orhan Bener)
SUÇ

  1. [isim] Törelere, ahlak kurallarına aykırı davranış
  2. [hukuk] Yasalara aykırı davranış; cürüm
    • "Casusluk suçundan yakalanıp müebbet hapse mahkûm olmadın mı?" (Refik Halit Karay)
SAÇ

  1. [isim] Baş derisini kaplayan kıllar
    • "Kendisini son kez gördüğümde babamın saçları nasıl beyazsa ilk kez gördüğümde de bembeyazdı." (Adalet Ağaoğlu)
SKİ

Kelime Kökeni: İngilizce ski

  1. [isim, spor] Bakınız kayak
    • "Sokaktan sırtlarında skileriyle birkaç sporcu gülüşerek geçmiş." (Sait Faik Abasıyanık)
SİF

Kelime Kökeni: İngilizce cost, insurance ve freight sözlerinin kısaltması

  1. [isim, ticaret] İthalatta bir malın bedeli, sigortası ve navlun giderleriyle birlikte olmak üzere maliyeti
SIK

  1. [sıfat] Benzerleri veya parçaları arasında çok az aralık bulunan, seyrek karşıtı
    • "Ağaçları sık bir bahçe. Sık saç."
  2. Çok bulunan, çok rastlanan; kesif
  3. [zarf] Kısa zaman aralıklarıyla, az aralıklarla
    • "Başı ateş gibi yanıyor, sabahkinden daha sık öksürüyordu." (Reşat Nuri Güntekin)
  4. [zarf] Aralıksız olarak, aralarında az aralık bırakarak
    • "Öyle üst üste, öyle sık biter ki arasından yılan geçemez." (Yaşar Kemal)
SİN

  1. [isim, eskimiş] Bakınız mezar
    • "Sana ibret gerek ise / Gel göresin bu sinleri" (Yunus Emre)
SİM

Kelime Kökeni: Farsça sīm

  1. [isim, eskimiş] Bakınız gümüş
  2. Genellikle işlemelerde kullanılan, gümüş görünüşünde ve parlaklığında olan iplik vb
  3. Gümüşe benzeyen, gümüş taklidi sırma veya maden
  4. [sıfat] Gümüş gibi parlayan
  5. [sıfat] Gümüşten yapılmış
SIR

  1. [isim] Bazı nesnelere parlaklık verme, dış etkilerden koruma, sızmalarını önleme vb. amaçlarla sürülen, saydam veya donuk vernik
    • "Küpün sırı dökülmüş."
  2. Aynaların arkasına ve kaplama metal eşyanın yüzüne sürülen ince tabaka
SİK

  1. [isim, kaba konuşmada] Bakınız erkeklik organı
SUT

Kelime Kökeni: Fransızca soude

  1. [isim, kimya] Eskiden bazı bitkilerden, bugün sodyum klorürden elde edilen sodyum karbonatın ticaretteki adı
SİH

Kelime Kökeni: Sanskrit

  1. [isim] Hindistan'ın Pencap bölgesinde yaşayan bir topluluk
SUP

Kelime Kökeni: Fransızca soupe

  1. [isim] Bakınız supangle
SİT

Kelime Kökeni: Fransızca site

  1. [isim] Tarih öncesinden günümüze kadar değişik çağların ve uygarlıkların kültür değerlerini temsil eden eser veya kalıntı
SUR

Kelime Kökeni: Arapça sūr

  1. [isim] Kale duvarı
    • "Kıyamet kopar gibi bir velvele koptu, bütün ordu surların üstüne atıldı." (Yahya Kemal Beyatlı)
SİS

  1. [isim, coğrafya] Atmosferdeki su buharının yeryüzüne yakın yerlerde yoğuşmasıyla oluşan alçak bulut tabakası
    • "Kalküta'yı süt mavisi bir akşam sisi kaplıyor." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü