Sonunda ret olan 7 harfli 19 kelime var. RET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ret olan kelimeler listesine ya da başında ret olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ret Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
RET, TER
2 Harfli Kelimeler
ER, ET, RE, TE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SADARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣadāret
-
[isim, tarih]
Bakınız sadrazamlık
-
[isim, tarih]
Bakınız sadrazamlık
- ZİYARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ziyāret
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- "Haftada iki gece ziyaretine giderdik."
-
Bir yeri görmeye gitme
-
Bakınız ziyaret yeri
- "Kör olası Suzan Suzi / Ziyaret çarptı bizi"
-
[isim]
Birini görmeye, biriyle görüşmeye gitme, görüşme
- KEFARET
-
Kelime Kökeni: Arapça keffāret
-
[isim, din bilimi]
İşlenmiş bir günah, suç veya kabahatin bağışlanması için dinî bakımdan verilmesi veya yapılması gereken şey
-
Bakınız diyet (I)
- "Onu sevmek bile hayatımın kefareti oluyor."
-
[isim, din bilimi]
İşlenmiş bir günah, suç veya kabahatin bağışlanması için dinî bakımdan verilmesi veya yapılması gereken şey
- MAZERET
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿẕeret
- TİCARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ticāret
-
[isim]
Ürün, mal vb. alım satımı; tecim
- "Ne ziraat ne ticaret için kâfi nüfus kaldı."
-
Kazanç amacıyla yürütülen alım satım etkinliği; tecim
- "Yolcuların çoğu çıkmış, artık ticareti dönüşe bıraktım."
-
Bu etkinlikle ilgili bilim
-
Bakınız kâr
-
[isim]
Ürün, mal vb. alım satımı; tecim
- ZARURET
-
Kelime Kökeni: Arapça żarūret
-
[isim]
Bakınız zorunluluk
- "Kültür hâkim olduktan sonra sanat ve hayat, mazi ve yeni zaruretler ne güzel uyuşuyor."
-
Sıkıntı, yoksulluk içinde olma
- "Kıyafetinden dışarlıklı ve zarurette olduğu anlaşılan bir kadın kahvelerden birine girdi."
-
[isim]
Bakınız zorunluluk
- HARARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarāret
-
[isim]
Bakınız sıcaklık
- "İspirto tatlı bir hararetle midesini alazladı."
-
Susama, susuzluk
- "Çay, harareti giderir."
-
[mecaz]
Coşkunluk, ateşlilik
- "Onu bileğinden tutup çekerek hararetle kucaklamak ister gibi yaptı,"
-
[isim]
Bakınız sıcaklık
- NEZARET
-
Kelime Kökeni: Arapça neẓāret
-
[isim]
Bakma, gözetme, gözetim
-
[hukuk]
Bakınız gözaltı
-
Bakınız nezarethane
- "Zaptiye nezaretinde temiz bir dayaktan sonra hepimizi bir yere sürdüler."
-
[eskimiş]
Bakınız bakanlık
-
[eskimiş]
Bakınız görü
-
[isim]
Bakma, gözetme, gözetim
- TAHARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭahāret
-
[isim]
Temizlik, temiz olma
-
Sidik ve dışkı yapıldıktan sonra suyla temizlenme
-
[din bilimi]
İslam dinine göre ibadetten önce vücudu ve giyecekleri namaza engel olan kirlerden ve pisliklerden arındırmak şeklindeki temizlik
-
[isim]
Temizlik, temiz olma
- ŞETARET
-
Kelime Kökeni: Arapça şeṭāret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız şenlik
- "Davudi sesi, şetareti, terbiyesi kendisini hem kadınlara hem erkeklere sevdirmişti."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız şenlik
- MERARET
-
Kelime Kökeni: Arapça merāret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız acılık
- "Aşklarının düşüncesi artık lerze değil yeis ve meraret veriyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız acılık
- CESARET
-
Kelime Kökeni: Arapça cesāret
-
[isim]
Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven; cüret
- "Bütün halk türküleri gibi ölenin örnek cesaretini öven türkülerdi bunlar."
-
[isim]
Güç veya tehlikeli bir işe girişirken kişinin kendinde bulduğu güven; cüret
- HAKARET
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥaḳāret
-
[isim]
Onur kırma, onura dokunma; tahkir
-
Küçültücü söz veya davranış; tahkir
- "Hakaretlerle bağırarak haşlıyor ve onlara ambarda ve güvertedeki yerlerini gösteriyordu."
-
[isim]
Onur kırma, onura dokunma; tahkir
- BEŞARET
-
Kelime Kökeni: Arapça beşāret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız muştu
-
[isim, eskimiş]
Bakınız muştu
- VEZARET
-
Kelime Kökeni: Arapça vezāret
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vezirlik
-
[isim, eskimiş]
Bakınız vezirlik
- SEFARET
-
Kelime Kökeni: Arapça sefāret
-
[isim]
Bakınız elçilik
- "Memlekete hareketten önce resmen sefarete müracaat ettim."
-
[isim]
Bakınız elçilik
- BEKARET
-
Kelime Kökeni: Arapça bekāret
-
[isim]
Bakınız kızlık
- "Hangi erkek aşk yapmadan evlendiği kızdan tam bir bekâret beklemez?"
-
[eskimiş]
Saf, temiz olma durumu
- "Ruhumun bekâretini sana verdim."
-
[eskimiş]
Sanat ve düşüncede özgünlük, yenilik
-
[eskimiş]
Taze ve doğal olma durumu
-
[isim]
Bakınız kızlık
- BASİRET
-
Kelime Kökeni: Arapça baṣīret
-
[isim]
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş; sağgörü, vizyon
- "Kanal'ı müdafaa edenler, yüz millik cephe üzerinde çok basiretle vazife görmeye mecbur idiler."
-
[isim]
Gerçekleri yanılmadan görebilme yeteneği, uzağı görüş; sağgörü, vizyon
- MAHARET
-
Kelime Kökeni: Arapça mahāret
-
[isim]
Bakınız beceri
- "Daha önce kazanılmış bir maharet, yeni bir maharet kazanmayı güçleştirir."
-
[isim]
Bakınız beceri