Sonunda ret olan 6 harfli 26 kelime var. RET ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ret olan kelimeler listesine ya da başında ret olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ret Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E R T

3 Harfli Kelimeler

RET, TER

2 Harfli Kelimeler

ER, ET, RE, TE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

EMARET

Kelime Kökeni: Arapça emāret

  1. [isim] Bakınız beylik
KESRET

Kelime Kökeni: Arapça kes̱ret

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çokluk
HİCRET

Kelime Kökeni: Arapça hicret

  1. [isim] Bakınız göç
    • "Hicret tabiri bana öyle tesir eder ki derinliğine inemeyeceğim bu mana karşısında dalar dalar giderim." (Safiye Erol)
  2. [tarih, din bilimi] İslam takviminde tarih başı sayılan Hz. Muhammed'in Mekke'den Medine'ye göç etmesi
MÜFRET

Kelime Kökeni: Arapça mufred

  1. [isim, eskimiş, dil bilgisi] Bakınız teklik
AKARET

Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳārāt sözünden

  1. [isim, eskimiş] Bakınız akar (I)
    • "Başladı her ay akaretlerinden kira toplar gibi tıkır tıkır faizleri toplamaya." (Ercüment Ekrem Talu)
NEFRET

Kelime Kökeni: Arapça nefret

  1. [isim] Bir kimsenin kötülüğünü, mutsuzluğunu istemeye yönelik duygu
  2. Bakınız tiksinme
    • "Şimdi bu satırlarımı hiddetle, nefretle, iç bulantısı ile yazıyorum." (Aka Gündüz)
HAYRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥayret

  1. [isim] Beklenmedik, garip bir şeyin sebep olduğu şaşkınlık, şaşırma
    • "Konducu kadınların hayret içinde bakıştıklarını görüp zamanı unuttu." (Lâtife Tekin)
  2. [ünlem] Şaşılan bir şey karşısında söylenen söz
    • "Hayret! Bu tür yakıştırmalardan tüylerimin diken diken olduğunu sanırdım." (Adalet Ağaoğlu)
AŞİRET

Kelime Kökeni: Arapça ʿaşīret

  1. [isim] Dil ve kültür yönünden büyük bir türdeşlik gösteren, birçok boydan oluşan, yapısındaki aileler arasında toplum, ekonomi, din, kan veya evlilik bağları bulunan göçebe veya yerleşik nitelikteki topluluk; oymak (II)
    • "Bunlar aşiret reislerine hulus çakmışlar, hep alttan almışlar belki rüşvetlerini de yemişler ve onları şımartmışlardı." (Necip Fazıl Kısakürek)
ŞİRRET

Kelime Kökeni: Arapça şirret

  1. [sıfat] Kavga çıkarmaktan hoşlanan, çok konuşarak üste çıkan, karşısındakini bastıran, edepsiz (kimse)
    • "Melek kadar masum / Yok canım şeytan kadar şirret" (Behçet Necatigil)
KUDRET

Kelime Kökeni: Arapça ḳudret

  1. [isim] Bir işi yapabilme, bir direnmeyi yenme gücü; çıdam
    • "Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur." (Atatürk)
  2. İstediğini yaptırabilme gücü
    • "Din adamları halk üzerinde büyük bir telkin kudretine sahiptirler." (Mehmet Kaplan)
  3. Maddi bakımdan zenginlik
  4. [din bilimi] Bakınız Allah yapısı
  5. [din bilimi] Allah’ın bütün varlığı kapsayan gücü
    • "Balınan yoğrulmuş o sırma saçlar / Kudretten çekilmiş karadır kaşlar" (Halk türküsü)
  6. [din bilimi] Allah’ın her şeye kadir olması, dilediği her şeyi yapması şeklinde tecelli eden sıfatı
ESARET

Kelime Kökeni: Arapça esāret

  1. [isim] Bakınız tutsaklık
    • "Esaretimin geri kalan müddetini bu ümitle geçirmeye başladım." (Ahmet Midhat Efendi)
  2. Bakınız boyunduruk
    • "İlim ve teknik bugün insanı tabiatın esaretinden kurtaran çeşitli vasıtalar icat etmiştir." (Mehmet Kaplan)
  3. [mecaz] Hâkimiyet altında bulunma
HAZRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥażret

  1. [isim] Yüce kabul edilen kimselerin adlarının başına saygı, övme, yüceltme amacıyla getirilen ünvan
    • "Hazreti Ali. Hazreti Fatma."
  2. [mecaz] Adı söylenmeyen bir kimseden söz edilirken kullanılan bir söz
    • "Bilen bilir, kolay okunan yazar değildir hazret." (Refik Erduran)
  3. [mecaz] Kullanıldığında bir kişinin küçümsendiğini anlatan bir söz
  4. [ünlem] Genellikle erkekler arasında senli benli konuşmada kullanılan bir seslenme sözü
    • "Hazret! Şu kitabı uzatır mısın?"
AHİRET

Kelime Kökeni: Arapça āḫiret

  1. [isim, din bilimi] Dinî inanışa göre, insanın öldükten sonra dirilip sonsuza dek kalacağı ve Tanrı'ya hesap vereceği yer; öbür dünya, öteki dünya, ahret
    • "Dünyada olmasa bile ahirette mükâfatını görürsün!" (Ömer Seyfettin)
FETRET

Kelime Kökeni: Arapça fetret

  1. [isim] İki peygamber arasında peygambersiz geçen süre
  2. İki padişah arasında padişahsız geçen süre
  3. İki olay arasındaki süre
  4. Hükûmet gücünün gevşediği bir yerde düzenin yeniden kurulmasına kadar geçen süre
  5. [din bilimi] İslam dinine göre Hz. İsa ile Hz. Muhammed arasında geçen süre
SEYRET

  1. beklenmedik bir şey olacağını anlatan bir söz
    • "Sen şimdi curcunayı seyret!"
SUBRET

Kelime Kökeni: Fransızca soubrette

  1. [isim, tiyatro] Komedilerde hafifmeşrep genç kadın veya işveli hizmetçi rollerine çıkan kadın oyuncu
    • "Eşarp yüzünün sevimliliğini artırmış, kızı bir operet subreti kadar çekici yapmıştı." (Refik Halit Karay)
GOFRET

Kelime Kökeni: Fransızca gaufrette

  1. [isim] Üzeri petek biçiminde, yassı ve kıtır kıtır, arasında krema bulunan bisküviye benzer, tatlı bir yiyecek
NEDRET

Kelime Kökeni: Arapça nedret

  1. [isim, eskimiş] Nicelik bakımından alışılanın, umulanın veya gerekenin altında olma durumu; azlık, seyreklik
ŞÖHRET

Kelime Kökeni: Arapça şuhret

  1. [isim] Bakınız ün
    • "Kıran Bey, çetesinin şöhretini her tarafa yaydı." (Refik Halit Karay)
  2. Tanınmış, ünlü kimse
    • "Bu salonda hepsini ilk defa gördüğüm altı şöhret var." (Yusuf Ziya Ortaç)
  3. Bir kimsenin herkesçe bilinen, onunla meşhur olduğu adı veya lakabı
HASRET

Kelime Kökeni: Arapça ḥasret

  1. [isim] Bakınız özlem
    • "Hasretimden deli olacak hâle geldim." (Nâzım Hikmet)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü