Sonunda raz olan 20 kelime var. RAZ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde raz olan kelimeler listesine ya da başında raz olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İSTİKRAZ
İHTİRAZ, İNKIRAZ
ÇAPRAZ, İTİRAZ, POYRAZ
AĞRAZ, AHRAZ, BİRAZ, EMRAZ, GARAZ, İBRAZ, İFRAZ, İHRAZ, İKRAZ, KİRAZ, MARAZ, TARAZ
ARAZ
RAZ
Raz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARZ, RAZ, ZAR
2 Harfli Kelimeler
AR, AZ, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- İSTİKRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça istiḳrāż
-
[isim, eskimiş, ekonomi]
Bakınız borçlanma
-
[isim, eskimiş, ekonomi]
Bakınız borçlanma
- İNKIRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça inḳirāż
-
[isim, eskimiş]
Bir soy veya topluluğun bireylerinden hiçbiri kalmayacak şekilde tükenmesi, son bulması
- "Taksim, hicret ve inkırazla harp arasında bırakıldık."
-
[isim, eskimiş]
Bir soy veya topluluğun bireylerinden hiçbiri kalmayacak şekilde tükenmesi, son bulması
- İHTİRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥtirāz
- POYRAZ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr; kuzey rüzgârı, şimal rüzgârı
- "Vapur, Kız Kulesi açıklarından geçiyor, poyraz solumuzdan çarpıyordu."
-
Kuzeydoğu 45 derecelik yön
- "Adaların çok berrak, denizin koyu renk olması, kıyıda bağlı olan kayıkların, teknelerin burunlarının bize doğru bakması, rüzgârın poyrazdan estiğini gösterirdi."
-
[isim]
Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr; kuzey rüzgârı, şimal rüzgârı
- ÇAPRAZ
-
Kelime Kökeni: Farsça çep + rāst
-
[sıfat]
Eğik olarak birbiriyle kesişen
-
İki taraflı, karşılıklı
- "Çapraz ateş."
-
[zarf]
Eğik bir biçimde
- "Boynuna çapraz astığı tüfeğini yokladı."
-
[isim]
Karşı tarafın yanı
- "Oturuşunu değiştirdi, çaprazındaki masayı değil de hemen sağındakini görecek şekilde yan döndü."
-
[isim]
Bir tür olta iğnesi
-
[isim, ağızlardan]
Kopça, düğme
-
[isim, spor]
Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu
-
[sıfat]
Eğik olarak birbiriyle kesişen
- İTİRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿtirāż
-
[isim]
Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma
- "Benim bunlara itirazım yoktu. Tek itirazım, annemin oynamaya kaldırılmasıydı."
-
Söylenecek söz, karşı söyleme
- "Artık itirazlar, teçhiller, istihzalar, hiddetler birbirini takip ediyordu."
-
[hukuk]
Hukuki bir işleme engel olmak veya bunun bazı şartlara ve şekillere uygun yapılmasını sağlamak için bir kimsenin beyan ettiği irade
- "Adam konuşmaya başlarken birkaç kişi itiraz etti."
-
[isim]
Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma
- AHRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça aḫres
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız dilsiz
- "Anan neden hiç laf etmez, ahraz mı yoksa ha?"
-
Sağır ve dilsiz olan (kimse)
-
[sıfat, ağızlardan]
Bakınız dilsiz
- İKRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça iḳrāż
-
[isim, eskimiş]
Borç veya ödünç verme
-
[isim, eskimiş]
Borç veya ödünç verme
- AĞRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça aġrāż
-
[isim, eskimiş]
Garazlar
-
[isim, eskimiş]
Garazlar
- İBRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ibrāz
-
[isim]
Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma
-
[isim]
Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma
- GARAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ġaraż
- TARAZ
-
-
[isim]
İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik
-
[isim]
İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik
- İFRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça ifrāz
-
[isim, eskimiş]
Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması
-
[biyoloji]
Bakınız salgı
-
[isim, eskimiş]
Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması
- MARAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça maraż
-
[isim]
Bakınız hastalık
-
[mecaz]
Dayanılması güç durum
-
[sıfat, mecaz]
Huysuzluğu ve titizliği ile can sıkan
- "Aman ne maraz adamsın!"
-
[isim]
Bakınız hastalık
- EMRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça emrāż
-
[isim, eskimiş]
Hastalıklar
-
[isim, eskimiş]
Hastalıklar
- İHRAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça iḥrāz
-
[isim, eskimiş]
Kazanma, elde etme, erişme
-
[isim, eskimiş]
Kazanma, elde etme, erişme
- KİRAZ
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium)
-
Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi
- "Tabaktan ikişer kiraz daha alıyoruz."
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium)
- BİRAZ
-
-
[sıfat]
Yeterli ölçüden daha az; azıcık, bir derece
- "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü."
-
[zarf]
Kısa bir süre için
- "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra."
-
[zarf]
Az miktarda
- "Yoruluyor ve ne olsa gözler biraz şaşılaşıyor."
-
[isim]
Bütüne göre az sayılacak bir parça
-
[sıfat]
Yeterli ölçüden daha az; azıcık, bir derece
- ARAZ
-
Kelime Kökeni: Arapça aʿrāż
-
[isim]
Herhangi bir hastalık vb.nde ortaya çıkan belirtiler
-
[isim]
Herhangi bir hastalık vb.nde ortaya çıkan belirtiler
- RAZ
-
Kelime Kökeni: Farsça rāz
-
[isim]
Bakınız sır (II)
- "Lakin onunki ancak iyi bir kalbin duyduğu bir nevi tasvip edilme, beğenilme, bir muhabbet havası duyma, bir raz âlemine girip orada başkalarıyla dertleşme, bağdaşma ihtiyacıydı."
-
[isim]
Bakınız sır (II)