Sonunda raz olan 20 kelime var. RAZ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde raz olan kelimeler listesine ya da başında raz olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

8 Harfli Kelimeler

İSTİKRAZ

7 Harfli Kelimeler

İHTİRAZ, İNKIRAZ

6 Harfli Kelimeler

ÇAPRAZ, İTİRAZ, POYRAZ

5 Harfli Kelimeler

AĞRAZ, AHRAZ, BİRAZ, EMRAZ, GARAZ, İBRAZ, İFRAZ, İHRAZ, İKRAZ, KİRAZ, MARAZ, TARAZ

4 Harfli Kelimeler

ARAZ

3 Harfli Kelimeler

RAZ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Raz Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A R Z

3 Harfli Kelimeler

ARZ, RAZ, ZAR

2 Harfli Kelimeler

AR, AZ, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

İSTİKRAZ

Kelime Kökeni: Arapça istiḳrāż

  1. [isim, eskimiş, ekonomi] Bakınız borçlanma
İNKIRAZ

Kelime Kökeni: Arapça inḳirāż

  1. [isim, eskimiş] Bir soy veya topluluğun bireylerinden hiçbiri kalmayacak şekilde tükenmesi, son bulması
    • "Taksim, hicret ve inkırazla harp arasında bırakıldık." (Falih Rıfkı Atay)
İHTİRAZ

Kelime Kökeni: Arapça iḥtirāz

  1. [isim, eskimiş] Bakınız çekinme
    • "Âlemde her şüpheyi davet eden şey ihtiraz değil midir ya?" (Ahmet Midhat Efendi)
  2. Bakınız çekince
POYRAZ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Kuzeydoğudan esen soğuk rüzgâr; kuzey rüzgârı, şimal rüzgârı
    • "Vapur, Kız Kulesi açıklarından geçiyor, poyraz solumuzdan çarpıyordu." (Ömer Seyfettin)
  2. Kuzeydoğu 45 derecelik yön
    • "Adaların çok berrak, denizin koyu renk olması, kıyıda bağlı olan kayıkların, teknelerin burunlarının bize doğru bakması, rüzgârın poyrazdan estiğini gösterirdi." (Vivet Çavlı)
ÇAPRAZ

Kelime Kökeni: Farsça çep + rāst

  1. [sıfat] Eğik olarak birbiriyle kesişen
  2. İki taraflı, karşılıklı
    • "Çapraz ateş."
  3. [zarf] Eğik bir biçimde
    • "Boynuna çapraz astığı tüfeğini yokladı." (Samim Kocagöz)
  4. [isim] Karşı tarafın yanı
    • "Oturuşunu değiştirdi, çaprazındaki masayı değil de hemen sağındakini görecek şekilde yan döndü." (Elif Şafak)
  5. [isim] Bir tür olta iğnesi
  6. [isim, ağızlardan] Kopça, düğme
  7. [isim, spor] Güreşte rakibin koltuk altından kol geçirip sarma oyunu
İTİRAZ

Kelime Kökeni: Arapça iʿtirāż

  1. [isim] Bir düşünce veya kararı benimsemeyerek karşı çıkma
    • "Benim bunlara itirazım yoktu. Tek itirazım, annemin oynamaya kaldırılmasıydı." (Ayla Kutlu)
  2. Söylenecek söz, karşı söyleme
    • "Artık itirazlar, teçhiller, istihzalar, hiddetler birbirini takip ediyordu." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  3. [hukuk] Hukuki bir işleme engel olmak veya bunun bazı şartlara ve şekillere uygun yapılmasını sağlamak için bir kimsenin beyan ettiği irade
    • "Adam konuşmaya başlarken birkaç kişi itiraz etti." (Kemal Tahir)
AHRAZ

Kelime Kökeni: Arapça aḫres

  1. [sıfat, ağızlardan] Bakınız dilsiz
    • "Anan neden hiç laf etmez, ahraz mı yoksa ha?" (Fatma İrfan Serhan)
  2. Sağır ve dilsiz olan (kimse)
İKRAZ

Kelime Kökeni: Arapça iḳrāż

  1. [isim, eskimiş] Borç veya ödünç verme
AĞRAZ

Kelime Kökeni: Arapça aġrāż

  1. [isim, eskimiş] Garazlar
İBRAZ

Kelime Kökeni: Arapça ibrāz

  1. [isim] Ortaya koyma, gösterme, meydana çıkarma
GARAZ

Kelime Kökeni: Arapça ġaraż

  1. [isim] Bakınız kin
  2. Bakınız amaç
TARAZ

  1. [isim] İpek gibi düz ve parlak bir kumaşın üzerinde bulunan tel tel iplik
İFRAZ

Kelime Kökeni: Arapça ifrāz

  1. [isim, eskimiş] Bir arazinin bölünmesi, parsellere ayrılması
  2. [biyoloji] Bakınız salgı
MARAZ

Kelime Kökeni: Arapça maraż

  1. [isim] Bakınız hastalık
  2. [mecaz] Dayanılması güç durum
  3. [sıfat, mecaz] Huysuzluğu ve titizliği ile can sıkan
    • "Aman ne maraz adamsın!"
EMRAZ

Kelime Kökeni: Arapça emrāż

  1. [isim, eskimiş] Hastalıklar
İHRAZ

Kelime Kökeni: Arapça iḥrāz

  1. [isim, eskimiş] Kazanma, elde etme, erişme
KİRAZ

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim, bitki bilimi] Gülgillerden, ılıman iklimlerde yetişen bir meyve ağacı (Cerasus avium)
  2. Bu ağacın kırmızı veya beyaz renkte, etli, sulu, tek çekirdekli meyvesi
    • "Tabaktan ikişer kiraz daha alıyoruz." (Yusuf Ziya Ortaç)
BİRAZ

  1. [sıfat] Yeterli ölçüden daha az; azıcık, bir derece
    • "Biraz yağmur yağdı mı Beyoğlu'nun yaya kaldırımlarında yürüyebilirsen yürü." (Falih Rıfkı Atay)
  2. [zarf] Kısa bir süre için
    • "Uzun etme iki gözüm biraz da bize uğra." (Oktay Rifat)
  3. [zarf] Az miktarda
    • "Yoruluyor ve ne olsa gözler biraz şaşılaşıyor." (Adalet Ağaoğlu)
  4. [isim] Bütüne göre az sayılacak bir parça
ARAZ

Kelime Kökeni: Arapça aʿrāż

  1. [isim] Herhangi bir hastalık vb.nde ortaya çıkan belirtiler
RAZ

Kelime Kökeni: Farsça rāz

  1. [isim] Bakınız sır (II)
    • "Lakin onunki ancak iyi bir kalbin duyduğu bir nevi tasvip edilme, beğenilme, bir muhabbet havası duyma, bir raz âlemine girip orada başkalarıyla dertleşme, bağdaşma ihtiyacıydı." (Abdülhak Şinasi Hisar)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü