Sonunda p olan 5 harfli 102 kelime var. P harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde p harfi olan kelimeler listesine ya da başında p harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HABİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥabīb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sevgili
-
[isim, eskimiş]
Bakınız sevgili
- KUTUP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳuṭb
-
[isim]
Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri
- "Kutuplara gitmeyi bile çok düşündüm."
-
[mecaz]
Birbiriyle karşıt olan şeylerden her biri
- "Çalışanlarla çalıştıranları ayrı kutuplarda toplayarak birbirine düşman ediyor."
-
[gök bilimi]
Gök kürenin, dolayında döndüğü varsayılan eksenin iki ucundan her biri
-
[fizik]
Elektrik akımını oluşturan gerilim ayrılığının en yüksek dereceyi bulduğu iki noktadan her biri
-
[fizik]
Bir mıknatıs demirinin iki ucundan her biri
-
[mecaz]
Bir konuda yüksek bilgisi ve yetkisi olan kimse
- "Kendini kaza halkına âdeta bir kutup diye tanıtmıştı."
-
[isim]
Yer yuvarlağının, Ekvator'dan en uzak olan yer ekseninin geçtiği varsayılan iki noktasından her biri
- KALIP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳālib
-
[isim]
Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç
- "İstenilen kalıplarda ve istenilen nüanslarda heykeller yapılabilir."
-
Bakınız patron (II)
-
[sıfat]
Genellikle küp biçiminde yapılan
- "Bir kalıp peynir."
- "İki kalıp sabun."
-
[mecaz]
Gösterişli görünüş
- "Kalıbına bakarsan aslan gibi."
-
[mecaz]
Zaman içinde değişiklik göstermeyen, her zaman için aynı olan, belirli davranış biçimleri bütünü
- "Muayyen bir kalıba girecek insana benzemiyordu."
-
[mecaz]
Yenilikten uzak, gelişmeye kapalı olan
-
[isim]
Bir şeye biçim vermeye veya eski biçimini korumaya yarayan araç
- TAYİP
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿyīb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kınama
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kınama
- KRAMP
-
Kelime Kökeni: Fransızca crampe
-
[isim, tıp]
Bir veya birkaç kasın irade dışı, ağrılı ve geçici olarak kasılması; kasınç
-
[isim, tıp]
Bir veya birkaç kasın irade dışı, ağrılı ve geçici olarak kasılması; kasınç
- NASIP
-
Kelime Kökeni: Arapça naṣb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız atama
- "Efruz Bey, üçüncü gününü de alkış, şabaş, nümayiş, azil, nasıp, hitap içinde halkın mabudu olarak tıpkı rüya gibi geçirdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız atama
- CAZİP
-
Kelime Kökeni: Arapça cāẕib
-
[sıfat]
Bakınız çekici
- "Gizli bir musikinin vezniyle dalgalanan ipekli maddeler gibi cazip, yumuşak ve tatlı idi."
-
[sıfat]
Bakınız çekici
- GALOP
-
Kelime Kökeni: Fransızca galop
-
[isim, spor]
At yarışında veya hazırlık çalışmasında atın yaptığı derece
-
[isim, spor]
At yarışında veya hazırlık çalışmasında atın yaptığı derece
- KASAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳaṣṣāb
-
[isim]
Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse; etçi
- "Kasapla barışıp kendini benimsetince belki de yanında çalıştırırdı."
-
Et satılan dükkân
-
[sıfat, mecaz]
Kan dökücü; hunhar
- "Karısına sataşan birinin kafasını kopardığı için adı ‘Kasap’a çıkmıştı."
-
[isim]
Sığır, koyun gibi eti yenecek hayvanları kesen veya dükkânında perakende olarak satan kimse; etçi
- RECEP
-
Kelime Kökeni: Arapça receb
-
[isim]
Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi
-
[isim]
Ay takviminin yedinci ayı, üç ayların birincisi
- SAVAP
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣavāb
-
[sıfat]
Bakınız doğru
-
[sıfat]
Bakınız doğru
- GALİP
-
Kelime Kökeni: Arapça ġālib
-
[sıfat]
Bir yarışma, karşılaşma, çatışma vb. sonunda yenen, üstün gelen, başarı kazanan
- "Bunlar galipler tarafından haksızca esir edilmiş vatandaşlardı."
-
[sıfat]
Bir yarışma, karşılaşma, çatışma vb. sonunda yenen, üstün gelen, başarı kazanan
- RATIP
-
Kelime Kökeni: Arapça rāṭib
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız nemli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız nemli
- TÜRAP
-
Kelime Kökeni: Arapça turāb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız toprak
- "Türap olmayınca Hakk’a yetilmez / Türap gibi ayaklarda basıl dur"
-
[isim, eskimiş]
Bakınız toprak
- NASİP
-
Kelime Kökeni: Arapça naṣīb
-
[isim]
Birinin payına düşen şey
-
Bir kimsenin elde edebildiği, sahip olabildiği şey
- "Türk'e ve Türk vatanına bir kurtuluş nasip ise onu gene Mehmetçiklerden beklemeliyiz."
-
Bakınız kısmet
- "Her insanın bu yaşlardaki nasibi yalnızlıktır."
-
Günlük kazanç
-
[isim]
Birinin payına düşen şey
- AKREP
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳreb
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Akrep Burcu
-
[isim, gök bilimi]
Bakınız Akrep Burcu
- CALİP
-
Kelime Kökeni: Arapça cālib
-
[sıfat, eskimiş]
Üzerine çeken
-
[sıfat, eskimiş]
Üzerine çeken
- NESEP
-
Kelime Kökeni: Arapça neseb
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soy
-
[isim, eskimiş]
Bakınız soy
- CELEP
-
Kelime Kökeni: Arapça celeb
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
- "Sen kasap mısın, koyun tüccarı mı, celeplerle senin ne işin var?"
-
[tarih]
Bakınız iç oğlanı
-
[isim]
Koyun, keçi, sığır vb. kesilecek hayvanların ticaretini yapan kimse; celepçi
- BİTAP
-
Kelime Kökeni: Farsça bītāb
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bitkin
- "Ben yorgunluktan bitap uyumuş kalmıştım."
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız bitkin