Başında oyun olan 18 kelime var. Oyun ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde oyun olan kelimeler listesine ya da sonu oyun ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında oyun bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

15 Harfli Kelimeler

OYUNLAŞTIRILMAK

14 Harfli Kelimeler

OYUNLAŞTIRILMA

13 Harfli Kelimeler

OYUNLAŞTIRMAK

12 Harfli Kelimeler

OYUNBOZANLIK, OYUNCAKÇILIK, OYUNLAŞTIRMA

10 Harfli Kelimeler

OYUNBAZLIK, OYUNCUKTAN

9 Harfli Kelimeler

OYUNBOZAN, OYUNCAKÇI, OYUNCAKLI, OYUNCULUK

7 Harfli Kelimeler

OYUNBAZ, OYUNCAK, OYUNLUK

6 Harfli Kelimeler

OYUNCU, OYUNTU

4 Harfli Kelimeler

OYUN

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Oyun Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N O U Y

4 Harfli Kelimeler

OYUN

2 Harfli Kelimeler

ON, OY, UN, UY, YO

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

OYUNLAŞTIRILMAK

  1. [nesnesiz] Oyun biçimine getirilmek
OYUNLAŞTIRILMA

  1. [isim] Oyunlaştırılmak işi
OYUNLAŞTIRMAK

  1. [-i] Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek
    • "1957’de ilk basımı yapılan ve 1980 yılına değin on iki kez basılan Hababam Sınıfı romanını Rıfat Ilgaz sonradan oyunlaştırdı." (Asım Bezirci)
OYUNBOZANLIK

  1. [isim] Oyunbozan olma durumu; mızıkçılık, ordubozanlık
    • "Ama hiçbir arkadaş böyle işlerde oyunbozanlığı kabul etmezdi." (Tarık Buğra)
OYUNLAŞTIRMA

  1. [isim] Oyunlaştırmak işi
    • "Oyunlaştırma sürecinde sahne eseri yapısını iyi bilen yönetmenlerin katkısı olmuştur." (Sevda Şener)
OYUNCAKÇILIK

  1. [isim] Oyuncak yapma veya satma işi
OYUNCUKTAN

  1. [zarf] Oyun olsun diye
    • "Yastığın üstünde oyuncuktan yuvarlandın, ödüm koptu yataktan aşağıya düşeceksin diye." (Nazlı Eray)
OYUNBAZLIK

  1. [isim] Düzencilik, hilecilik
    • "Müşteri ise her zamanki oyunbazlığıyla çalıp çırptıklarını eve yığıyordu." (İhsan Oktay Anar)
OYUNBOZAN

  1. [sıfat, mecaz] Birlikte yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan (kimse); mızıkçı
  2. Çeşitli sebeplerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan (kimse); ordubozan, mızıkçı
    • "Akşam ezanı sokaktaki çocukların inatçı, oyunbozan çığlıklarını bastırıyor." (İnci Aral)
OYUNCULUK

  1. [isim] Oyun oynama işi
  2. Sahne sanatçılığı
    • "Oyunculuk ki o devirde toplum dışı bir parya işi sayılmaktadır." (Haldun Taner)
  3. [mecaz] Düzencilik, hilecilik
OYUNCAKÇI

  1. [isim] Oyuncak yapan veya satan kimse
    • "Pastaneler oyuncakçı dükkânı oldu, tramvaylar kalktı, her yer tanımadığım kara bir kalabalıkla doldu." (Demir Özlü)
OYUNCAKLI

  1. [sıfat] Oyuncağı olan
  2. [mecaz] Çocuksu, çocuk gibi davranan
    • "Şimdi oyuncaklı kadın ruhuyla değil, açık söylüyorum." (Peyami Safa)
OYUNLUK

  1. [isim] Bakınız sahne
OYUNCAK

  1. [isim] Oyun aracı
  2. [mecaz] Önemsiz ve kolay iş
    • "Oyuncak değil, mesele çok ciddi."
  3. [mecaz] Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse
OYUNBAZ

Kelime Kökeni: Türkçe oyun + Farsça -bāz

  1. [sıfat] Oynamayı seven
  2. [mecaz] Düzenci, hileci
    • "O zavallı Çolak'ın nasıl bir oyunbaz olduğunu şimdi biliyordu." (Tarık Buğra)
OYUNCU

  1. [isim, spor] Herhangi bir takımda oynayan sporcu
    • "Oyuncuları meydana çağırıyor ve düdüğümü çalıyorum." (Peyami Safa)
  2. Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı; aktör, aktris
    • "Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?" (Peyami Safa)
  3. [sıfat] Oyunu seven
    • "Oyuncu kedi."
  4. [sıfat, mecaz] Bakınız hileci
  5. [sıfat, spor] Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse)
    • "Oyuncu bir pehlivan."
OYUNTU

  1. [isim] Oyulmuş bölüm
    • "Ceketin kol oyuntusu iyi açılmamış."
  2. Oyuk, çukur
OYUN

  1. [isim] Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence; baziçe
  2. Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi
  3. Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü
    • "Zeybek oyunu."
  4. Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser; temsil, piyes
  5. Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma
    • "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."
  6. Şaşkınlık uyandırıcı hüner
    • "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."
  7. Bakınız kumar
    • "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar." (Peyami Safa)
  8. [spor] Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket
  9. [spor] Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç
  10. [mecaz] Bakınız entrika
    • "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir." (Haldun Taner)
  11. [mecaz] Hareketten veya kullanılıştan gelen çeşitlilik, aldatıcı görünüş
    • "... sonra iki ince bulut arasından kızıl ve mavimsi ışıkları birbirine bağlayarak odanın soyutlaşmış boşluğunu dağıtmak istermişçesine camın yüzünde garip bir renk oyunu yapıyordu." (Cengiz Dağcı)
  12. [mecaz] Bakınız hile
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü