Başında oyun olan 18 kelime var. Oyun ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde oyun olan kelimeler listesine ya da sonu oyun ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında oyun bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
OYUNLAŞTIRILMAK
OYUNLAŞTIRILMA
OYUNLAŞTIRMAK
OYUNBOZANLIK, OYUNCAKÇILIK, OYUNLAŞTIRMA
OYUNBAZLIK, OYUNCUKTAN
OYUNBOZAN, OYUNCAKÇI, OYUNCAKLI, OYUNCULUK
OYUNBAZ, OYUNCAK, OYUNLUK
OYUNCU, OYUNTU
OYUN
Oyun Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
OYUN
2 Harfli Kelimeler
ON, OY, UN, UY, YO
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OYUNLAŞTIRILMAK
-
-
[nesnesiz]
Oyun biçimine getirilmek
-
[nesnesiz]
Oyun biçimine getirilmek
- OYUNLAŞTIRILMA
-
-
[isim]
Oyunlaştırılmak işi
-
[isim]
Oyunlaştırılmak işi
- OYUNLAŞTIRMAK
-
-
[-i]
Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek
- "1957’de ilk basımı yapılan ve 1980 yılına değin on iki kez basılan Hababam Sınıfı romanını Rıfat Ilgaz sonradan oyunlaştırdı."
-
[-i]
Tiyatro türünden olmayan herhangi bir eseri teknik yönden oynanabilir duruma getirmek
- OYUNBOZANLIK
-
-
[isim]
Oyunbozan olma durumu; mızıkçılık, ordubozanlık
- "Ama hiçbir arkadaş böyle işlerde oyunbozanlığı kabul etmezdi."
-
[isim]
Oyunbozan olma durumu; mızıkçılık, ordubozanlık
- OYUNLAŞTIRMA
-
-
[isim]
Oyunlaştırmak işi
- "Oyunlaştırma sürecinde sahne eseri yapısını iyi bilen yönetmenlerin katkısı olmuştur."
-
[isim]
Oyunlaştırmak işi
- OYUNCAKÇILIK
-
-
[isim]
Oyuncak yapma veya satma işi
-
[isim]
Oyuncak yapma veya satma işi
- OYUNCUKTAN
-
-
[zarf]
Oyun olsun diye
- "Yastığın üstünde oyuncuktan yuvarlandın, ödüm koptu yataktan aşağıya düşeceksin diye."
-
[zarf]
Oyun olsun diye
- OYUNBAZLIK
-
-
[isim]
Düzencilik, hilecilik
- "Müşteri ise her zamanki oyunbazlığıyla çalıp çırptıklarını eve yığıyordu."
-
[isim]
Düzencilik, hilecilik
- OYUNBOZAN
-
-
[sıfat, mecaz]
Birlikte yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan (kimse); mızıkçı
-
Çeşitli sebeplerle oyunu bozan, yenilgiyi kabul etmeyen, kolayca darılan (kimse); ordubozan, mızıkçı
- "Akşam ezanı sokaktaki çocukların inatçı, oyunbozan çığlıklarını bastırıyor."
-
[sıfat, mecaz]
Birlikte yapılmasına karar verilen bir işten tek taraflı cayan (kimse); mızıkçı
- OYUNCULUK
-
-
[isim]
Oyun oynama işi
-
Sahne sanatçılığı
- "Oyunculuk ki o devirde toplum dışı bir parya işi sayılmaktadır."
-
[mecaz]
Düzencilik, hilecilik
-
[isim]
Oyun oynama işi
- OYUNCAKÇI
-
-
[isim]
Oyuncak yapan veya satan kimse
- "Pastaneler oyuncakçı dükkânı oldu, tramvaylar kalktı, her yer tanımadığım kara bir kalabalıkla doldu."
-
[isim]
Oyuncak yapan veya satan kimse
- OYUNCAKLI
-
-
[sıfat]
Oyuncağı olan
-
[mecaz]
Çocuksu, çocuk gibi davranan
- "Şimdi oyuncaklı kadın ruhuyla değil, açık söylüyorum."
-
[sıfat]
Oyuncağı olan
- OYUNLUK
-
-
[isim]
Bakınız sahne
-
[isim]
Bakınız sahne
- OYUNCAK
-
-
[isim]
Oyun aracı
-
[mecaz]
Önemsiz ve kolay iş
- "Oyuncak değil, mesele çok ciddi."
-
[mecaz]
Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse
-
[isim]
Oyun aracı
- OYUNBAZ
-
Kelime Kökeni: Türkçe oyun + Farsça -bāz
-
[sıfat]
Oynamayı seven
-
[mecaz]
Düzenci, hileci
- "O zavallı Çolak'ın nasıl bir oyunbaz olduğunu şimdi biliyordu."
-
[sıfat]
Oynamayı seven
- OYUNCU
-
-
[isim, spor]
Herhangi bir takımda oynayan sporcu
- "Oyuncuları meydana çağırıyor ve düdüğümü çalıyorum."
-
Sinema, perde veya bir gösteride rol alan sanatçı; aktör, aktris
- "Hiç kibar sınıfından, asilzade bir gencin oyuncu olduğunu gördünüz mü?"
-
[sıfat]
Oyunu seven
- "Oyuncu kedi."
-
[sıfat, mecaz]
Bakınız hileci
-
[sıfat, spor]
Çok oyun yapan, oyundan oyuna geçen (kimse)
- "Oyuncu bir pehlivan."
-
[isim, spor]
Herhangi bir takımda oynayan sporcu
- OYUNTU
-
-
[isim]
Oyulmuş bölüm
- "Ceketin kol oyuntusu iyi açılmamış."
-
Oyuk, çukur
-
[isim]
Oyulmuş bölüm
- OYUN
-
-
[isim]
Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence; baziçe
-
Tiyatro veya sinemada sanatçının rolünü yorumlama biçimi
-
Müzik eşliğinde yapılan hareketlerin bütünü
- "Zeybek oyunu."
-
Seslendirilmek veya sahnede oynanmak için hazırlanmış eser; temsil, piyes
-
Bedence ve kafaca yetenekleri geliştirmek amacıyla yapılan, çevikliğe dayanan her türlü yarışma
- "Olimpiyat oyunları. Akdeniz oyunları."
-
Şaşkınlık uyandırıcı hüner
- "Hokkabazın oyunu. Cambazın oyunu."
-
Bakınız kumar
- "Bazıları oyun başından kalkar kalkmaz her şeyi unuturlar."
-
[spor]
Güreşte rakibini yenmek için yapılan türlü biçimlerde şaşırtıcı hareket
-
[spor]
Teniste, tavlada taraflardan birinin belirli sayı kazanmasıyla elde edilen sonuç
-
[mecaz]
Bakınız entrika
- "Atatürk hiçbir zaman onların oyununa kanmış değildir."
-
[mecaz]
Hareketten veya kullanılıştan gelen çeşitlilik, aldatıcı görünüş
- "... sonra iki ince bulut arasından kızıl ve mavimsi ışıkları birbirine bağlayarak odanın soyutlaşmış boşluğunu dağıtmak istermişçesine camın yüzünde garip bir renk oyunu yapıyordu."
-
[mecaz]
Bakınız hile
-
[isim]
Yetenek ve zekâ geliştirici, belli kuralları olan, iyi vakit geçirmeye yarayan eğlence; baziçe