Sonunda ol olan 3 harfli 10 kelime var. OL ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ol olan kelimeler listesine ya da başında ol olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

YOL

  1. [isim] Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık; sırat, tarik
  2. Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer
    • "Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı." (Çetin Altan)
  3. Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
    • "Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu." (Ömer Seyfettin)
  4. İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer
    • "Su yolu. Sel yolu."
  5. Bakınız yolculuk
    • "Yola çıkmak. Yoldan kalmak."
  6. Gidiş çabukluğu, hız
    • "Bu vapurun yolu az."
  7. Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi
    • "Celâl Bey'i sakal bırakma yolunda, kim, hangi örnek özendirdi diye çok düşünmüşümdür." (Haldun Taner)
  8. Uyulan ilke; sistem
    • "Duyguların eğitimi de en iyi, sanat yoluyla olur."
  9. Kumaşta bulunan çizgi
  10. Bakınız kez
    • "Tohumlar kimi yol, ısmarlandıktan üç dört ay sonra gelirdi." (Halikarnas Balıkçısı)
  11. [ağızlardan] Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan
  12. [mecaz] Bir sonuca, bir amaca ulaşmak için izlenen süreç
    • "Bu yolda çok emek harcandı."
  13. [mecaz] Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare
    • "Bu işi yapmanın bir yolu vardır."
FOL

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] Tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta veya yumurtaya benzeyen şey
SOL

  1. [isim] Peru'nun para birimi
MOL

Kelime Kökeni: Fransızca mole

  1. [isim, kimya] Bir maddenin 6,022 × 10²³ tanecik (atom, molekül, iyon vb.) içeren miktarı; madde miktarı birimi
HOL

Kelime Kökeni: İngilizce hall

  1. [isim] Bakınız sofa
    • "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum." (Ahmet Ümit)
BOL

  1. [sıfat] İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan; mebzul, dar karşıtı
    • "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm." (Peyami Safa)
  2. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok; dolgunca, kıt karşıtı
    • "Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş." (Burhan Felek)
ROL

Kelime Kökeni: Fransızca rôle

  1. [isim, sinema, tiyatro] Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı
    • "Genç bir çocuk yanıma sokuldu, artistliğe hevesliymiş, eğer filmde rol verirsek bedava artistlik yaparmış." (Fikret Otyam)
  2. [mecaz] Bir işte bir kimse veya şeyin üstüne düşen görev
    • "Ev kadını rolünü çok ciddiyetle ele almıştım." (Halide Edip Adıvar)
  3. [mecaz] Gerçek olmayan davranış, gösteriş
  4. [mecaz] Bakınız etki
    • "Kardeşimin hayatında oynadığınız rol sizi romantik bir insan gibi bana gösterdi." (Halide Edip Adıvar)
KOL

  1. İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm; dal (II)
  2. Giyside vücudun bu bölümünü saran parça
    • "Kara yağız oğlan yalandan gözlerinin yaşını pembe mintanının kollarına siliyordu." (Osman Cemal Kaygılı)
  3. Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça
  4. Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça
  5. Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri; dal (I), kısım, şube, branş
    • "Türk Dil Kurumunun bilim ve uygulama kolları."
  6. İş ekibi, grubu
    • "Öteki koldaki iki hamlacıdan birisi acınacak bir zayıflıktaydı." (Sait Faik Abasıyanık)
  7. Bakınız sıra
    • "Yürüyüş kolu."
  8. [anatomi] Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü
  9. [bitki bilimi] Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal
  10. [müzik] Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü
  11. [askerlik] Bakınız kanat
    • "Sağ kol. Sol kol."
  12. [denizcilik] Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri
TOL

  1. [isim, ağızlardan] Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey
  2. Yayla veya bahçe kulübesi
  3. Küçük köy
    • "Bu demir yolu, bu yana gidersen derenin boyuna alır, iner Kara Hasan toluna." (Memduh Şevket Esendal)
GOL

Kelime Kökeni: İngilizce goal

  1. [isim, spor] Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı
    • "Kısacası biz kendimizi yerden yere atar, akınlar durdurur, goller kurtarır, ona paslar sunardık." (Haldun Taner)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü