Sonunda ol olan 3 harfli 10 kelime var. OL ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ol olan kelimeler listesine ya da başında ol olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- YOL
-
-
[isim]
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık; sırat, tarik
-
Karada insanların ve hayvanların geçmesi için açılan veya kendi kendine oluşmuş, yürümeye uygun yer
- "Bahçeleri bahçelere toprak yollar bağlardı."
-
Genellikle yerleşim alanlarını birbirine bağlamak için düzeltilerek açılmış ulaşım şeridi
- "Yolda oynayan çocuklara ne olduğunu sordu."
-
İçinden veya üstünden bir sıvının geçtiği, aktığı yer
- "Su yolu. Sel yolu."
-
Bakınız yolculuk
- "Yola çıkmak. Yoldan kalmak."
-
Gidiş çabukluğu, hız
- "Bu vapurun yolu az."
-
Davranış, tutum, gidiş veya davranış biçimi
- "Celâl Bey'i sakal bırakma yolunda, kim, hangi örnek özendirdi diye çok düşünmüşümdür."
-
Uyulan ilke; sistem
- "Duyguların eğitimi de en iyi, sanat yoluyla olur."
-
Kumaşta bulunan çizgi
-
Bakınız kez
- "Tohumlar kimi yol, ısmarlandıktan üç dört ay sonra gelirdi."
-
[ağızlardan]
Düğünde, oğlanevinin kızevine verdiği para, mal veya armağan
-
[mecaz]
Bir sonuca, bir amaca ulaşmak için izlenen süreç
- "Bu yolda çok emek harcandı."
-
[mecaz]
Bir amaca ulaşmak için başvurulması gereken çare
- "Bu işi yapmanın bir yolu vardır."
-
[isim]
Karada, havada, suda bir yerden bir yere gitmek için aşılan uzaklık; sırat, tarik
- FOL
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim]
Tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta veya yumurtaya benzeyen şey
-
[isim]
Tavuğun istenilen yere yumurtlaması için o yere konulan yumurta veya yumurtaya benzeyen şey
- SOL
-
-
[isim]
Peru'nun para birimi
-
[isim]
Peru'nun para birimi
- MOL
-
Kelime Kökeni: Fransızca mole
-
[isim, kimya]
Bir maddenin 6,022 × 10²³ tanecik (atom, molekül, iyon vb.) içeren miktarı; madde miktarı birimi
-
[isim, kimya]
Bir maddenin 6,022 × 10²³ tanecik (atom, molekül, iyon vb.) içeren miktarı; madde miktarı birimi
- HOL
-
Kelime Kökeni: İngilizce hall
-
[isim]
Bakınız sofa
- "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum."
-
[isim]
Bakınız sofa
- BOL
-
-
[sıfat]
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan; mebzul, dar karşıtı
- "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."
-
Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok; dolgunca, kıt karşıtı
- "Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş."
-
[sıfat]
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan; mebzul, dar karşıtı
- ROL
-
Kelime Kökeni: Fransızca rôle
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı
- "Genç bir çocuk yanıma sokuldu, artistliğe hevesliymiş, eğer filmde rol verirsek bedava artistlik yaparmış."
-
[mecaz]
Bir işte bir kimse veya şeyin üstüne düşen görev
- "Ev kadını rolünü çok ciddiyetle ele almıştım."
-
[mecaz]
Gerçek olmayan davranış, gösteriş
-
[mecaz]
Bakınız etki
- "Kardeşimin hayatında oynadığınız rol sizi romantik bir insan gibi bana gösterdi."
-
[isim, sinema, tiyatro]
Bir kişiliği canlandıran oyuncunun söylemesi ve yapması gereken hareketlerin genel adı
- KOL
-
-
İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm; dal (II)
-
Giyside vücudun bu bölümünü saran parça
- "Kara yağız oğlan yalandan gözlerinin yaşını pembe mintanının kollarına siliyordu."
-
Makinelerde tutup çevirmeye, çekmeye yarayan ağaç veya metal parça
-
Koltuk, divan vb.nin yan tarafında bulunan dayanmaya yarayan parça
-
Bir şeyin ayrıldığı bölümlerden her biri; dal (I), kısım, şube, branş
- "Türk Dil Kurumunun bilim ve uygulama kolları."
-
İş ekibi, grubu
- "Öteki koldaki iki hamlacıdan birisi acınacak bir zayıflıktaydı."
-
Bakınız sıra
- "Yürüyüş kolu."
-
[anatomi]
Koyun, dana, kuzu vb.nde ön ayağın üst bölümü
-
[bitki bilimi]
Ağaçlarda gövdeden ayrılan kalın dal
-
[müzik]
Bazı çalgıların elle tutulan sap bölümü
-
[askerlik]
Bakınız kanat
- "Sağ kol. Sol kol."
-
[denizcilik]
Bir halat oluşturan bükülmüş lif demetlerinden her biri
-
İnsan vücudunda omuz başından parmak uçlarına kadar uzanan bölüm; dal (II)
- TOL
-
-
[isim, ağızlardan]
Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey
-
Yayla veya bahçe kulübesi
-
Küçük köy
- "Bu demir yolu, bu yana gidersen derenin boyuna alır, iner Kara Hasan toluna."
-
[isim, ağızlardan]
Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey
- GOL
-
Kelime Kökeni: İngilizce goal
-
[isim, spor]
Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı
- "Kısacası biz kendimizi yerden yere atar, akınlar durdurur, goller kurtarır, ona paslar sunardık."
-
[isim, spor]
Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı