Başında ol olan 7 harfli 21 kelime var. Ol ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ol olan kelimeler listesine ya da sonu ol ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ol bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OLASIYA
-
-
[zarf]
Olabileceği ölçüde, olabileceği kadar
- "Uzakta ufacık, bambaşka, olasıya beyaz ve sevimli bir ışık belirdi."
-
[zarf]
Olabileceği ölçüde, olabileceği kadar
- OLUŞMAK
-
-
[nesnesiz]
Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek; teşekkül etmek
- "Gün batımına yakın İskenderun Körfezi'ni sis basıyor, sisten dağlar oluşuyor."
-
[nesnesiz]
Belli bir varlık kazanmak, ortaya çıkmak, meydana gelmek; teşekkül etmek
- OLASICI
-
-
[sıfat]
Olasıcılık yanlısı olan; probabilist
-
[sıfat]
Olasıcılık yanlısı olan; probabilist
- OLASILI
-
- OLAYCIK
-
-
[isim]
Küçük, önemsiz olay
- "Romanın belli başlı dört kişisi de kendi bakış açılarından olaycıkları irdelerler."
-
[isim]
Küçük, önemsiz olay
- OLİGARK
-
Kelime Kökeni: İngilizce oligarch
-
[isim]
Oligarşi düzeni içinde yer alan, çok zengin yönetici veya iş adamı
-
[isim]
Oligarşi düzeni içinde yer alan, çok zengin yönetici veya iş adamı
- OLUNMAK
-
-
[nesnesiz]
Olma işine konu olmak
- "Bu ilaçla iyi olunmaz."
-
[nesnesiz]
Olma işine konu olmak
- OLUMSUZ
-
-
[sıfat]
Gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan; menfi, negatif
-
Yapıcı ve yararlı olmayan
- "İnsan, içinde olumsuz duyguların oluşmasını önlemeli."
-
Onaylamayan, kabul etmeyen, aleyhte olan
-
[mecaz]
Davranışları beğenilmeyen, yıkıcı düşünceleri olan, zararlı (kimse)
-
[felsefe]
Bir şeyi inkâr eden, inkâr veya ret özelliği taşıyan
-
[sıfat]
Gözetilen amaca veya beklenilene uygun olmayan; menfi, negatif
- OLAYSIZ
-
-
[sıfat]
Olayı olmayan, hiçbir olay çıkmamış olan; hadisesiz
- "Olaysız bir gün görebildik."
-
[sıfat]
Olayı olmayan, hiçbir olay çıkmamış olan; hadisesiz
- OLGUNCA
-
-
[sıfat]
Olgun gibi, olguna benzer
-
[zarf]
Olgun gibi, olguna benzer bir biçimde
- "Bu tepkiyi olgunca sineye çektiler."
-
[sıfat]
Olgun gibi, olguna benzer
- OLDUKÇA
-
-
[zarf]
Bakınız olabildiğince
- "Bu oyun oldukça geniş bir sahada taammüm etmiştir."
-
[zarf]
Bakınız olabildiğince
- OLUMSAL
-
-
[sıfat, felsefe]
Olması kadar olmaması da mümkün bulunan, zorunlu karşıtı
-
[sıfat, felsefe]
Olması kadar olmaması da mümkün bulunan, zorunlu karşıtı
- OLURLUK
-
-
[isim]
Bakınız olabilirlik
- "Bunun nedeni de Orta Çağ Anadolusu’nun geçirdiği sayısız savaşlar ve yağmalarla ahşabın yanıcılığı ve kolay yok olurluğudur."
-
[isim]
Bakınız olabilirlik
- OLGUSAL
-
-
[sıfat]
Olguya ilişkin
-
[sıfat]
Olguya ilişkin
- OLMAMIŞ
-
-
[sıfat]
Olgunlaşmamış, ham olan
- "Olmamış bir şeftali."
-
[mecaz]
Bilgi, görgü ve hoşgörü bakımından gereği kadar gelişmemiş (kimse)
- "Etrafımda olmamış insanlar görmekten usandım."
-
[sıfat]
Olgunlaşmamış, ham olan
- OLİJİST
-
Kelime Kökeni: Fransızca oligiste
-
[isim, jeoloji]
Kızıl renkli, kayaçlarda rastlanan doğal demir oksit
-
[isim, jeoloji]
Kızıl renkli, kayaçlarda rastlanan doğal demir oksit
- OLMAZLI
-
-
[sıfat, mantık]
Olması ihtimal dışı olan
-
[sıfat, mantık]
Olması ihtimal dışı olan
- OLİMPİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca olympique
-
[sıfat]
Olimpiyatlarla ilgili, olimpiyat ölçülerinde olan
- "Olimpik yüzme havuzu."
-
[sıfat]
Olimpiyatlarla ilgili, olimpiyat ölçülerinde olan
- OLUKÇUK
-
-
[isim]
Küçük oluk
-
[anatomi]
Bazı organların yüzeyinde bulunan çentikler
-
[isim]
Küçük oluk
- OLMADIK
-
-
[sıfat]
Daha önce olmamış, olağan karşıtı
-
Alışılmamış, beklenmeyen
- "Aslı olmadık şeye nasıl inanırım?"
-
Yakışık almayan, uygun olmayan
- "Ona olmadık sözler söyledi ve hızlıca uzaklaştı."
-
[sıfat]
Daha önce olmamış, olağan karşıtı