Başında ol olan 6 harfli 17 kelime var. Ol ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ol olan kelimeler listesine ya da sonu ol ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında ol bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- OLAYLI
-
-
[sıfat]
Olayı olan, olay çıkmış olan; hadiseli
- "Olaylı bir toplantı."
-
[sıfat]
Olayı olan, olay çıkmış olan; hadiseli
- OLUŞUM
-
-
[isim]
Oluşmak işi; teşekkül, teşkil
-
[gök bilimi, jeoloji]
Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci
-
[isim]
Oluşmak işi; teşekkül, teşkil
- OLUŞUK
-
-
[sıfat]
Oluşmuş olan
-
[isim, jeoloji]
Bir jeoloji döneminde meydana gelmiş katmanlar dizisi
- "Üçüncü Zaman oluşukları."
-
[sıfat]
Oluşmuş olan
- OLTACI
-
-
[isim]
Balık avlamada kullanılan gereçleri satan kimse
-
Olta ile balık avlamada usta kimse
-
[isim]
Balık avlamada kullanılan gereçleri satan kimse
- OLUNMA
-
-
[isim]
Olunmak işi veya durumu
-
[isim]
Olunmak işi veya durumu
- OLUŞMA
-
-
[isim]
Oluşmak işi; oluş, tekevvün, teşekkül
- "Meşrutiyet Dönemi'nde tiyatro eserlerinin oluşmasında iki önemli etki buluyoruz."
-
[isim]
Oluşmak işi; oluş, tekevvün, teşekkül
- OLİVİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca olivine
-
[isim, jeoloji]
Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat; peridot
-
[isim, jeoloji]
Sarımsı yeşil renkli, cam parıltılı, magnezyum ve demirli silikat; peridot
- OLUKLU
-
-
[sıfat]
Oluğu olan
- "Kiremitlerin rengi, oluklu şekli dillerde gezerken kapısını söküp yeniledi."
-
Üstünde yol yol olukları bulunan
- "Oluklu sac. Oluklu mukavva."
-
[sıfat]
Oluğu olan
- OLEFİN
-
Kelime Kökeni: Fransızca oléfine
-
[isim, kimya]
Etilen gibi yapısına başka bir öge veya kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı
-
[isim, kimya]
Etilen gibi yapısına başka bir öge veya kök sokulabilen, karbonlu hidrojenlerin genel adı
- OLANCA
-
-
[sıfat]
Bütün, elde bulunanın hepsi; son
- "Küçücük yaşta, büyüklüğün olanca gaileleri kendi üzerlerine yığılmış kimseler görülür."
-
[sıfat]
Bütün, elde bulunanın hepsi; son
- OLUMLU
-
-
[sıfat]
Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı; müspet, pozitif
- "Spor sayfalarını okuyarak toplumumuzdaki olumlu gelişmeleri de izleyebilirsiniz."
-
İyiye ve doğruya yönelten; yapıcı
- "Olumlu tip, olumlu sanat diye bir şeyler tutturmuşlardı."
-
Onaylayan, kabul eden, lehte olan
- "Olumlu bir cevap."
-
Olgulara, deneylere dayalı olarak bazı nitelikleri belli olan; müspet, pozitif
-
Davranışları beğenilen, yararlı düşünceleri olan (kimse)
-
[sıfat]
Gözetilen amaca veya beklenilene uygun, yararlı; müspet, pozitif
- OLACAK
-
-
[sıfat]
Olması, yapılması uygun olan
- "Bu olacak iş mi?"
-
[isim]
Olma, gerçekleşme olasılığı bulunan şey
- "Olmuşa değil, olacağa bak!"
-
[sıfat]
Olması, yapılması uygun olan
- OLAMAZ
-
-
[sıfat]
Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan; olanaksız
- "Havada uçmak, eskiden insan için olamaz sanılırdı."
-
[ünlem]
Hayret, şaşırma bildirmek için kullanılan bir söz
- "Olamaz, neler duyuyorum böyle."
-
[sıfat]
Olmasını önleyecek derecede güçlü engelleri bulunan; olanaksız
- OLANAK
-
-
[isim]
Olabilecek durumda bulunma
- "Olanakların, olasılıkların bir sonu bulunabilirdi belki zamanla."
-
[isim]
Olabilecek durumda bulunma
- OLAĞAN
-
-
[sıfat]
Sık sık olan, olagelen, doğal biçimde olan, olmadık karşıtı
- "Dilimizi doğru yazmak, doğru konuşmak olağan değil ulusal bir görevdir."
-
Bakınız normal
- "Mutluluğa, bolluğa alışmayacak, bunları olağan görmeyecek insan yoktur."
-
[sıfat]
Sık sık olan, olagelen, doğal biçimde olan, olmadık karşıtı
- OLAYCI
-
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız görüngücü
-
[sıfat, felsefe]
Bakınız görüngücü
- OLGUCU
-
-
[sıfat, felsefe]
Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı; pozitivist
-
[sıfat, felsefe]
Olguculukla ilgili olan, olguculuk yanlısı; pozitivist