Başında o olan 7 harfli 193 kelime var. O harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde o harfi olan kelimeler listesine ya da sonu o harfi ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında o bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ODYOFON
- ...
- OTODRAG
- ...
- OĞLANCI
-
-
[isim]
Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan erkek, luti, kulampara
-
[isim]
Kendi cinsinden kimselerle cinsel ilişkide bulunan erkek, luti, kulampara
- OMNİBÜS
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Şehirlerde yolcu taşıyan atlı araba
-
Yolcu taşıyan motorlu büyük taşıt
-
[isim]
Şehirlerde yolcu taşıyan atlı araba
- OSURMAK
-
-
[nsz]
Yellenmek
-
[nsz]
Yellenmek
- OYUNCAK
-
-
[isim]
Oynayıp eğlenmeye yarayan her şey
- "Çocuğun elinde oyuncak bir köpek." (Burhan Felek)
-
Önemsiz ve kolay iş
- "Oyuncak değil, mesele çok ciddi."
-
Başkaları tarafından bir araç gibi kullanılan, hiçe sayılan güçsüz kimse
-
[isim]
Oynayıp eğlenmeye yarayan her şey
- ORTAKÇI
-
-
[isim]
Başkasının tarlasında çalışarak veya sürüsüne bakarak belli bir anlaşmaya göre ürününe ortak olan kimse, maraba
- "Tarlada ortakçısıyla her gün çalışabilen Şaban, Zeyno'nun hâlini acınacak buluyordu." (Halide Edip Adıvar)
-
Konakçının sindirilmemiş besininden yararlanan konuk
-
[isim]
Başkasının tarlasında çalışarak veya sürüsüne bakarak belli bir anlaşmaya göre ürününe ortak olan kimse, maraba
- OZANLIK
-
-
[isim]
Ozan olma özelliği
-
[isim]
Ozan olma özelliği
- OMNİVOR
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Hem et hem ot ile beslenen canlı
-
[isim]
Hem et hem ot ile beslenen canlı
- OYNAMAK
-
-
[nsz]
Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak
- "Çimenler üzerinde çocuklar oynuyor, kuzular otluyor." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
-
Herhangi bir tutku, ilgi vb. sebeple bir şeye kendini vermek
- "Babalar çocuklarının yanında rakı içer, kumar oynarsa çocuklar da ayyaş ... olurlar." (Burhan Felek)
-
Kımıldamak, hareket etmek
-
[-le]
Bir şeyi sürekli evirip çevirmek veya sürekli olarak ona dokunmak
-
Bir film, oyun vb.nde rol almak
- "Bütün rolleri, şahısların sesleri, tavırları, mimikleriyle tek başına oynamıştı." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
Film gösterilmek
- "Bu akşam televizyonda hangi film oynuyor?"
-
Tiyatro eseri sahneye konmak
- "Birisi dedi ki bu iki perdelik bir oyun imiş, bitince ötekini oynayacaklarmış." (Memduh Şevket Esendal)
-
Eşyanın herhangi bir parçası kımıldamak, hareket etmek
- "Birdenbire apartman kapısının oynadığını hissettim." (Peyami Safa)
-
İnsan gerekli görevini yapacak hareketten yoksun olmak
- "Hastanın bacağı oynamıyor."
-
Sarsılmak, yeri değişmek
- "Depremde yapı oynadı."
-
Sporla ilgili çalışmalara katılmak
- "Tenis oynamak."
-
Müziğin gerektirdiği uyumlu hareketleri yapmak
- "Ne oynadığı gazinonun ismini söyledi ne de danslarından bahsetti." (Refik Halit Karay)
-
Büyük bir ustalık, beceri ve kolaylıkla bir işi yapmak
- "Borsada istediği gibi oynuyordu fiyatlarla." (Necati Cumalı)
-
Değişiklik göstermek
- "Bunların fiyatı iki bin ile üç bin lira arasında oynar."
-
[-le]
Tehlikeye düşürmek
- "Benim sağlığımla oynama."
-
Oyalanmak, gereği gibi yapmamak, boşuna vakit geçirmek
-
[-le]
Rastgele yön vermek, aldatmak
- "Talih bizimle oynuyor."
-
[-le]
Herhangi birine karşı önemsemeyici davranışlarda bulunmak
- "Koca adamla oynamaya utanmıyor musun?"
-
Tedirgin etmek, rahatsız edici davranışta bulunmak
-
[nsz]
Vakit geçirme, eğlenme, oyalanma vb. amaçlarla bir şeyle uğraşmak
- OKŞANTI
-
-
[isim]
Okşama
-
[isim]
Okşama
- ONURLUK
-
-
[isim]
Bir başarıyı veya durumu ödüllendirmek amacıyla verilen türlü biçimlerde levha, plaket
-
[isim]
Bir başarıyı veya durumu ödüllendirmek amacıyla verilen türlü biçimlerde levha, plaket
- OYNATIM
-
-
[isim]
Oynatma işi
-
Sinema endüstrisinin, filmlerin seyircilere gösterilmesi işiyle uğraşan kolu
-
[isim]
Oynatma işi
- ONDURMA
-
-
[isim]
Ondurmak işi
-
[isim]
Ondurmak işi
- OPTİMAL
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[sıfat]
Optimum
-
[sıfat]
Optimum
- OKÇULUK
-
-
[isim]
Ok yapma veya satma işi
-
Ok ve yay kullanılarak yapılan spor
-
[isim]
Ok yapma veya satma işi
- OYALAMA
-
-
[isim]
Oyalamak işi
- "Bilirim bu oyalama usullerini." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Oyalamak işi
- OBELİSK
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Dikili taş
-
[isim]
Dikili taş
- OLUMSAL
-
-
[sıfat]
Olması kadar olmaması da mümkün bulunan, zorunlu karşıtı
-
[sıfat]
Olması kadar olmaması da mümkün bulunan, zorunlu karşıtı
- OROJENİ
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Dağ oluşu
-
[isim]
Dağ oluşu