Sonunda ne olan 8 harfli 57 kelime var. NE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da başında ne olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E N

2 Harfli Kelimeler

EN, NE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

CAHİLANE

Kelime Kökeni: Arapça cāhil + Farsça -āne

  1. [zarf] Bakınız bilgisizce
    • "İnkılaptan, hürriyetten gayet cahilane bahseder." (Ömer Seyfettin)
ZALİMANE

Kelime Kökeni: Arapça ẓālim + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız acımasızca
    • "Fakat bunların hepsini veya çoğunu yaptırmak için bir ihtiyar kalbine teklif edilen bu fazla azabı çok insafsızca, zalimane buluyordu." (Peyami Safa)
BOZAHANE

Kelime Kökeni: Türkçe boza + Farsça ḫāne

  1. [isim] Boza yapılan yer
  2. Boza içilen yer
KAPİTONE

Kelime Kökeni: Fransızca capitonné

  1. [isim] İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş
  2. [sıfat] Bu kumaştan yapılmış veya bu biçimde dikilmiş
    • "Eve ekmek ve kıyma götürdüğünü inadına unutturmak istercesine ansiklopedilerin, kapitone fonların önünde bize poz veriyor." (Tomris Uyar)
MASUMANE

Kelime Kökeni: Arapça maʿṣūm + Farsça -āne

  1. [zarf] Bakınız masumca
    • "Nazır masumane gülüyordu." (Memduh Şevket Esendal)
ÖYLESİNE

  1. [zarf] Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok, o derece; öylemesine, usulden
    • "Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk." (Ayşe Kulin)
  2. Bakınız üstünkörü
HAKİMANE

Kelime Kökeni: Arapça ḥakīm + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız bilgece
    • "Bundan dolayı hem vakit kazanılmak hem bu gibi kötü niyetlerine meydan verilmemek için onun hakimane bir cevapla ümide düşürülmesi lazımdı." (Cemal Tukin)
FATİHANE

Kelime Kökeni: Arapça fātiḥ + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Fatih gibi, fatihe benzercesine
    • "Padişahlık ricalinin en ziyade fatihane düşüneni idi." (Yahya Kemal Beyatlı)
PEDERANE

Kelime Kökeni: Farsça pederāne

  1. [zarf, eskimiş] Babaya yakışır bir biçimde
    • "Cemal'in bozulur gibi olduğunu görünce, elini omuzuna koyup sıkıverdi pederane." (Elif Şafak)
ZARİFANE

Kelime Kökeni: Arapça ẓarįf + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız zarifçe
    • "Müdür Efendi fazla gülenleri ‘kerpetenle dişlerinizi sökerim ha!’ diye zarifane tehdit edermiş." (Reşat Nuri Güntekin)
  2. [sıfat] Zarife yakışır
    • "Şinasi, bazen istihza ile karışık zarifane istifhamlarda bulundukça paşalar verecek cevap bulamazlardı." (Ebüzziya Tevfik)
MESUDANE

Kelime Kökeni: Arapça mesʿūd + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız mesutça
    • "Mesudane bir hayat geçireceğimizi, annemin bizi yakında cennette beklediğini söylüyorlardı." (Yahya Kemal Beyatlı)
MALİKANE

Kelime Kökeni: Arapça mālik + Farsça -āne

  1. [isim] Geniş bir alana kurulmuş, büyük ve gösterişli ev; yurtluk
DARPHANE

Kelime Kökeni: Arapça ḍarb + Farsça ḫāne

  1. [isim] Madenî para basılan yer
    • "Darphane binası, Topkapı Sarayı’nın dış avlusunda, Aya İrini’nin az aşağısında yer almaktadır." (Adnan Özyalçıner)
ÜSTADANE

Kelime Kökeni: Farsça ustādāne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız üstatça
    • "Gayet muntazam ve üstadane bir takip planı yapmıştım." (Reşat Nuri Güntekin)
CESURANE

Kelime Kökeni: Arapça cesūr + Farsça -āne

  1. [sıfat, eskimiş] Cesura yakışan
    • "Cesurane ve daha ziyade ısrara bırakmayan bir katiyetle yalan söyledim." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. [zarf] Bakınız cesurca
    • "Süratle merdivenleri çıktı, cesurane idare heyeti odasına girdi." (Reşat Nuri Güntekin)
SEFİLANE

Kelime Kökeni: Arapça sefīl + Farsça -āne

  1. [zarf, eskimiş] Bakınız sefilce
    • "Yalnız sefilane gebermemek için bir lokma ekmek, bir gayret..." (Hüseyin Cahit Yalçın)
ENCEMİNE
...
CİCİANNE

  1. [isim] Bazı çocukların, büyükannelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad
    • "Amaaaan cicianne! Hiç rahatlık yok senden. Bırak da şu bayram sabahında olsun rahat bir uyku çekeyim!" (Rıfat Ilgaz)
  2. Bakınız üvey anne
    • "Kızlarım benim, artık anneniz eskimişti, bu yüzden ben de size cicianne getirdim, diye söyleyince ben de babamın söylediği sözlere inanarak aptalca bir soru sordum." (Kadriye Memiş)
İNEKHANE

Kelime Kökeni: Türkçe inek + Farsça ḫāne

  1. [isim] İneklerin barındığı yer
ŞİFAHANE

Kelime Kökeni: Arapça şifāʾ + Farsça ḫāne

  1. [isim, eskimiş] Bakınız hastane
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü