Sonunda ne olan 8 harfli 57 kelime var. NE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde ne olan kelimeler listesine ya da başında ne olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Ne Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EN, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CAHİLANE
-
Kelime Kökeni: Arapça cāhil + Farsça -āne
-
[zarf]
Bakınız bilgisizce
- "İnkılaptan, hürriyetten gayet cahilane bahseder."
-
[zarf]
Bakınız bilgisizce
- ZALİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓālim + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız acımasızca
- "Fakat bunların hepsini veya çoğunu yaptırmak için bir ihtiyar kalbine teklif edilen bu fazla azabı çok insafsızca, zalimane buluyordu."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız acımasızca
- BOZAHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe boza + Farsça ḫāne
-
[isim]
Boza yapılan yer
-
Boza içilen yer
-
[isim]
Boza yapılan yer
- KAPİTONE
-
Kelime Kökeni: Fransızca capitonné
-
[isim]
İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş
-
[sıfat]
Bu kumaştan yapılmış veya bu biçimde dikilmiş
- "Eve ekmek ve kıyma götürdüğünü inadına unutturmak istercesine ansiklopedilerin, kapitone fonların önünde bize poz veriyor."
-
[isim]
İçi pamuk veya yün vatka ile doldurularak dikilmiş, döşemelik veya giyim eşyası yapımında kullanılan kumaş
- MASUMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿṣūm + Farsça -āne
-
[zarf]
Bakınız masumca
- "Nazır masumane gülüyordu."
-
[zarf]
Bakınız masumca
- ÖYLESİNE
-
-
[zarf]
Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok, o derece; öylemesine, usulden
- "Yüreğimizdeki uygarlaşma ateşi öylesine harlı yanıyordu ki hatalarımızı görmüyorduk."
-
Bakınız üstünkörü
-
[zarf]
Aşırı bir biçimde, fazla, o kadar çok, o derece; öylemesine, usulden
- HAKİMANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥakīm + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bilgece
- "Bundan dolayı hem vakit kazanılmak hem bu gibi kötü niyetlerine meydan verilmemek için onun hakimane bir cevapla ümide düşürülmesi lazımdı."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız bilgece
- FATİHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça fātiḥ + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Fatih gibi, fatihe benzercesine
- "Padişahlık ricalinin en ziyade fatihane düşüneni idi."
-
[zarf, eskimiş]
Fatih gibi, fatihe benzercesine
- PEDERANE
-
Kelime Kökeni: Farsça pederāne
-
[zarf, eskimiş]
Babaya yakışır bir biçimde
- "Cemal'in bozulur gibi olduğunu görünce, elini omuzuna koyup sıkıverdi pederane."
-
[zarf, eskimiş]
Babaya yakışır bir biçimde
- ZARİFANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ẓarįf + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız zarifçe
- "Müdür Efendi fazla gülenleri ‘kerpetenle dişlerinizi sökerim ha!’ diye zarifane tehdit edermiş."
-
[sıfat]
Zarife yakışır
- "Şinasi, bazen istihza ile karışık zarifane istifhamlarda bulundukça paşalar verecek cevap bulamazlardı."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız zarifçe
- MESUDANE
-
Kelime Kökeni: Arapça mesʿūd + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız mesutça
- "Mesudane bir hayat geçireceğimizi, annemin bizi yakında cennette beklediğini söylüyorlardı."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız mesutça
- MALİKANE
-
Kelime Kökeni: Arapça mālik + Farsça -āne
-
[isim]
Geniş bir alana kurulmuş, büyük ve gösterişli ev; yurtluk
-
[isim]
Geniş bir alana kurulmuş, büyük ve gösterişli ev; yurtluk
- DARPHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḍarb + Farsça ḫāne
-
[isim]
Madenî para basılan yer
- "Darphane binası, Topkapı Sarayı’nın dış avlusunda, Aya İrini’nin az aşağısında yer almaktadır."
-
[isim]
Madenî para basılan yer
- ÜSTADANE
-
Kelime Kökeni: Farsça ustādāne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız üstatça
- "Gayet muntazam ve üstadane bir takip planı yapmıştım."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız üstatça
- CESURANE
-
Kelime Kökeni: Arapça cesūr + Farsça -āne
-
[sıfat, eskimiş]
Cesura yakışan
- "Cesurane ve daha ziyade ısrara bırakmayan bir katiyetle yalan söyledim."
-
[zarf]
Bakınız cesurca
- "Süratle merdivenleri çıktı, cesurane idare heyeti odasına girdi."
-
[sıfat, eskimiş]
Cesura yakışan
- SEFİLANE
-
Kelime Kökeni: Arapça sefīl + Farsça -āne
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sefilce
- "Yalnız sefilane gebermemek için bir lokma ekmek, bir gayret..."
-
[zarf, eskimiş]
Bakınız sefilce
- ENCEMİNE
- ...
- CİCİANNE
-
-
[isim]
Bazı çocukların, büyükannelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad
- "Amaaaan cicianne! Hiç rahatlık yok senden. Bırak da şu bayram sabahında olsun rahat bir uyku çekeyim!"
-
Bakınız üvey anne
- "Kızlarım benim, artık anneniz eskimişti, bu yüzden ben de size cicianne getirdim, diye söyleyince ben de babamın söylediği sözlere inanarak aptalca bir soru sordum."
-
[isim]
Bazı çocukların, büyükannelerine veya o yaştaki kadın yakınlarına verdikleri ad
- İNEKHANE
-
Kelime Kökeni: Türkçe inek + Farsça ḫāne
-
[isim]
İneklerin barındığı yer
-
[isim]
İneklerin barındığı yer
- ŞİFAHANE
-
Kelime Kökeni: Arapça şifāʾ + Farsça ḫāne
-
[isim, eskimiş]
Bakınız hastane
-
[isim, eskimiş]
Bakınız hastane