Sonunda n olan 5 harfli 515 kelime var. N harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde n harfi olan kelimeler listesine ya da başında n harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GİDON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Yönelteç
    • "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun!" (Burhan Felek)
  2. Komodorlara özgü çıması çatal biçiminde kesilmiş sancak, fors

ONGUN

  1. [sıfat] Çok verimli, bol, eksiksiz
  2. Yarar duruma gelmiş, bayındır
  3. Mutlu
  4. Kutlu, uğurlu

BÜKEN

  1. [isim] Oynak kemikleri arasındaki açıları daraltan kasların genel adı, açan karşıtı

DEFİN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Ölüyü gömme

ELGİN

  1. [sıfat] Yabancı, gurbette yaşayan, garip

GELİN

  1. [isim] Evlenmek için hazırlanmış, süslenmiş kız veya yeni evlenmiş kadın
    • "Bin türlü dedikodu içinde ben oraya gelin gittim." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
    • "Bu küçük armağanın anlamı, günü gelince kendisi gibi telli duvaklı gelin olması için uğur getirmesi dileğiydi gelinin." (Necati Cumalı)
  2. Aileye evlenme yoluyla girmiş olan kadın

HEZEN

  1. [isim] Sopa, değnek, dal
    • "Azgın dalgalar saman çöpü gibi dağıtır salın hezenlerini." (Azra Erhat)

KESİN

  1. [sıfat] Şüphe ve duraksamaya yer bırakmayan veya geri dönülmeyen, değişmez, mutlak, kati, maktu
    • "Sevmem kesin sözleri, bir kesin söz duydum mu tersine söylemek gelir içimden." (Nurullah ataç)
  2. [zarf] Kesinlikle

BAZEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Ara sıra
    • "Bazen bu yeknesak hayat beni çok sıkıyor." (Halide Edip Adıvar)

ERKEN

  1. [zarf] Vaktinden önce, alışılan zamandan önce, er, geç karşıtı
    • "Sakın geç kalma, erken gel." (Ahmet Rasim)
  2. Sabahın ilk saatleri

PAGAN

Kelime Kökeni : İngilizce

  1. Çok tanrılı dinden olan (kimse), payen

TANEN

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Birçok bitkisel maddede bulunan, deri tabaklamada, hekimlikte kullanılan, tadı buruk bir madde

BUTON

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Bazı aletleri çalıştırmaya yarayan düğme
    • "Gözlerimle aradım, zil butonuna benzer bir şey de göremedim." (Aka Gündüz)

KUTAN

  1. [isim] Saka kuşu

NİŞAN

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] İşaret, iz, belirti, alamet
    • "Tabancasını kılıfından çıkarmış ve nişan almak üzereydi." (Aka Gündüz)
    • "Dönüşte yolumuzu şaşırmamak için şu çifte kavakları nişan koymuştuk."
    • "Birkaç gün sonra akrabalarımıza bir davet vereceğiz. Nişan takacağız." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Şimdilik nişan yapacaklarmış."
  2. Nişanlanma sırasında yapılan tören
    • "Bizi nişana çağırdılar."
    • "Doktor, Türk ordusunda çalıştığını, üniformamızı taşıdığını, nişan aldığını, övünerek anlattı." (Refik Halit Karay)
  3. Evlenmek üzere birbirine söz verme, nişanlanma
    • "Nişanı bozmuşlar."
  4. Kurşun, taş vb. ile vurulmak istenen hedef
  5. Hedefi vurmak için silah, ok vb.ne gerekli doğrultuyu verme
  6. Devlet nişanı

PELİN

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Birleşikgillerden, yapraklarında ve öteki bölümlerinde çok acı, kokulu bir madde bulunan, hekimlikte kullanılan çok yıllık ve otsu bir bitki, pelin otu, acı pelin, akpelin (Artemisia absinthium)

TABAN

  1. [isim] Ayağın alt yüzü, aya
    • "Her akşam gazete başına kırk para kazanmak için şehrin dört bir köşesinden buraya kadar taban tepmek..." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Boyları bosları bile taban tabana zıttı." (Haldun Taner)
    • "Haydi bakalım, tabana kuvvet!"
    • "Sanki yerden taş aldığımı, hayır eğildiğimi görmüş gibi tabana kuvvet kaçıyor." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Üstü kapalı bir yerin gezinilen, ayakla basılan yüzü, tavan karşıtı
    • "En iyisi, çantayı da tabancayı da atıp tabanları yağlamaktı." (Tarık Buğra)
  3. Ayakkabının alt bölümü
  4. Kaide
  5. Bir şeyin en alt bölümü
  6. Değerlendirmede en alt derece
  7. Bir toplumu, bir kuruluşu oluşturan, yönetime katılmadan etkili olan kitle
    • "Partinin tabanının istekleri doğrultusunda..."
  8. Temel, temel ilke, baz
  9. Bir ırmağın en derin olan orta yeri
  10. Dikey duran direk, çubuk, seren vb.nin alt bölümü
  11. Bir cismin veya bir biçimin yüksekliğini ölçmek için aşağıdan yukarıya doğru başlama noktası olarak alınan yüzey veya çizgi, kaide
    • "Piramidin tabanı. Üçgenin tabanı."
  12. Tarlanın düz ve verimli kesimi
  13. Kılıç vb. yapımında kullanılan iyi cins demir

YAMAN

  1. [sıfat] Güç, etki veya beceri bakımından alışılmışın üzerinde olan (kimse)
    • "Sen yaman bir inkılapçı olacaksın Yıldız." (Aka Gündüz)
  2. Kötü, korkulan (kimse)
  3. Alışılmadık, olağanın dışında
    • "Köhne çatısı yaman bir gürültü ile birdenbire sarsıldı." (Ercüment Ekrem Talu)

BEDEN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Canlı varlıkların maddi bölümü, vücut
  2. Vücudun, baş, kol ve bacak dışında kalan bölümü, gövde
    • "Yemen halkı yaz günlerinde bedenlerini serinletmek için kabuğu kaynatıp içerler." (Salâh Birsel)
  3. Giysilerde ölçü
  4. Kale duvarı

CEMAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [zarf] Toplayarak, toplam olarak, hepsini içine alarak

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü