Sonunda n olan 5 harfli 542 kelime var. N harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde n harfi olan kelimeler listesine ya da başında n harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KANON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün
-
[isim]
Eşit aralıklarla ilerleyen ancak birlikte değil, art arda duyulan iki veya daha çok sesin birbirini sürekli taklit etmesiyle oluşan bütün
- KURON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Korumak için diş üzerine geçirilen metal kaplama
-
[isim]
Korumak için diş üzerine geçirilen metal kaplama
- ONDAN
-
-
o sebeple
- "O kış, önceki kışlardan daha az üşüdüm." (Necati Cumalı)
- "O duvar senin, bu duvar benim, sağdan sola, soldan sağa yalpa vurarak halkın önüne çıkıvermiş." (Halit Fahri Ozansoy)
- "... o gün bugün bir kere bile hastalanıp yatmamıştı." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Oyunları o kadar güzel olurmuş ki bunlar millî bir edebiyat eseri sayılırmış." (Abdülhak Şinasi Hisar)
-
onun tarafında olan (kimse)
- "Ben uyandığım zaman o gitmişti." (Refik Halit Karay)
-
o sebeple
- SÜKUN
- ...
- KAPAN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[isim]
Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak
- "Onlar beni kapana koyacaklarını sanadursunlar." (Refik Halit Karay)
- "İçindekiler kendilerini ayaklarıyla bir kapana kıstırmışlardır." (Reşat Nuri Güntekin)
- "Fikirlerindeki çelişmeyi belirtip adamı kıskıvrak bir kapana sıkıştırır." (Haldun Taner)
-
Düzen, hile
-
[isim]
Bazı hayvanları yakalamak için kullanılan, hayvanın ayağının değmesiyle işleyen tuzak
- SAPAN
-
-
[isim]
İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı
- "Gökçe Bacı, bağrına saplanan bir okla, sapan sallayan eli havada, yere düşüyor." (Tarık Buğra)
-
Genellikle çocukların kuş vurmak için kullandıkları, iki ucuna lastik ve lastiklerin arasına da geniş bir meşin parçası bağlı bulunan çataldan oluşan araç
- "Cebine sakız gibi kuru üzümü doldurdun mu elde sapan, incir kuşu avına çıkarsın." (Atilla İlhan)
-
Kaldırılacak bir şeyin üzerine geçirmek için halattan yapılan çember
-
Makarayı bir yere bağlamak için tablaların çevresine geçirilen halat veya demir kuşaklar
-
[isim]
İki ucu ip, ortası örme veya meşin olan bir taş atma aracı
- SEMAN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Diş köklerini kaplayan sert madde
-
Bir metalle temas durumunda ısıtılan ve yüksek sıcaklıkta ayrışarak taşıdığı elementlerden bir veya birçoğunu o metalin yüzeyine yayan madde
-
[isim]
Diş köklerini kaplayan sert madde
- ÇİĞİN
-
-
[isim]
Omuz
-
[isim]
Omuz
- FİDAN
-
Kelime Kökeni : Rumca
-
[isim]
Yeni yetişen ağaç veya ağaççık
- "Elma fidanı. Gül fidanı."
- "Fidan gibi bir boy, yağız bir çehre, üst dudağında hafif bir gölge." (Cahit Sıtkı Tarancı)
-
Başka bir yere dikilmek için bulunduğu yerden çıkarılan taze ağaç, dikme
- "Evlendiklerinin haftası, oraya iki gül fidanı dikmişlerdi." (Peyami Safa)
-
[isim]
Yeni yetişen ağaç veya ağaççık
- MÜREN
- ...
- RESEN
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[zarf]
Kendi başına, kendiliğinden
-
Bağımsız olarak, kimseye bağlı olmaksızın
- "Cumhurbaşkanının resen imzaladığı kararlar ve emirler aleyhine ... yargı mercilerine başvurulamaz." (Anayasa)
-
[zarf]
Kendi başına, kendiliğinden
- ŞAYAN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[sıfat]
Uygun, yaraşır, değer, layık
- "Alacağımız cevaplar içinde dikkate şayan görülenleri gazetemizde neşredeceğiz." (Hüseyin Cahit Yalçın)
-
[sıfat]
Uygun, yaraşır, değer, layık
- ÇIKIN
-
-
[isim]
Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı
- "Eteğinin altında çıkın çıkın altınları vardır." (Refik Halit Karay)
-
[isim]
Bir beze sarılarak düğümlenmiş küçük bohça, çıkı
- DESEN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim
-
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerinde varlıkları, nesneleri belirli çizgilerle gösterme, tasvir
-
Görsel bir etki yaratmak amacıyla yapılmış çizgi resimlerin hepsi
-
Desen yapma sanatı
- "O, desen öğreniyor."
-
[isim]
Tahta, çini, kumaş, kâğıt vb. yüzeylerin üzerine yapılan çizim
- FİGAN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Bağırarak ağlama, inleme
- "Emrah eder düştüm dile / Bülbül figan eder güle." (Erzurumlu Emrah)
-
[isim]
Bağırarak ağlama, inleme
- LAGÜN
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Deniz kulağı
-
[isim]
Deniz kulağı
- JÜPON
-
Kelime Kökeni : Fransızca
-
[isim]
Kadınların giysi altına giydikleri etek, iç etek
-
[isim]
Kadınların giysi altına giydikleri etek, iç etek
- SÖKÜN
-
-
[isim]
"Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
- "Bir geniş bayırdan oynak Çerkez atları sökün etti." (Falih Rıfkı Atay)
-
[isim]
"Birçok kişi veya şey birbiri ardından gelmek, görünmek" anlamlarına gelen sökün etmek birleşik fiilinde geçer
- ZİFİN
-
-
[isim]
Sarıağı
-
[isim]
Sarıağı
- KAŞAN
-
-
[isim]
Hizmet veya binek hayvanları durup işeme
-
[isim]
Hizmet veya binek hayvanları durup işeme