Başında n olan 7 harfli 130 kelime var. N harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde n harfi olan kelimeler listesine ya da sonu n harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında n bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NARDENK
-
Kelime Kökeni: Farsça nārdeng
-
[isim, eskimiş]
Nar, erik, kızılcık vb. yemişlerden yapılan pekmez
-
[isim, eskimiş]
Nar, erik, kızılcık vb. yemişlerden yapılan pekmez
- NOMİNAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca nominal
- NİÇİNLİ
-
-
[sıfat]
Herhangi bir soruya gerek duyan; nedenli
-
"Niçin" sözünü kullanan; nedenli
-
[zarf]
Herhangi bir soruya gerek duyarak; nedenli
-
[zarf]
"Niçin" sözünü kullanarak; nedenli
-
[sıfat]
Herhangi bir soruya gerek duyan; nedenli
- NAZARAN
-
Kelime Kökeni: Arapça naẓaran
-
[edat]
“Göre, oranla, kıyasla” anlamlarında kullanılan bir söz
- "Buna nazaran şimdi vereceğim malumat ve izahatı anlamak daha kolay olacaktır."
-
[edat]
“Göre, oranla, kıyasla” anlamlarında kullanılan bir söz
- NALBANT
-
Kelime Kökeni: Arapça naʿl + Farsça bend
-
[isim]
Hayvanların ayağına nal çakan kimse
- "Odun yardı, tarlalarda çalıştı, nalbanda yardım etti."
-
[isim]
Hayvanların ayağına nal çakan kimse
- NÜFUSLU
-
-
[sıfat]
Herhangi bir nüfusa sahip olan
- "Yedi nüfuslu haneye / Üç buçuk tayın yetecek"
-
[sıfat]
Herhangi bir nüfusa sahip olan
- NALAYIK
-
Kelime Kökeni: Farsça nā + Arapça lāyiḳ
-
[sıfat, eskimiş]
Yakışıksız, hoş olmayan
- "Başka kızların böyle nalayık hâllerde bulunması senin için bir mazeret değildir kızım."
-
[sıfat, eskimiş]
Yakışıksız, hoş olmayan
- NAĞMELİ
-
-
[sıfat]
Nağmesi olan
- "Mevlevi ve Bektaşi tekkelerinin nağmeli muhiti de olmasaymış hâlimiz ne olacakmış?"
-
[sıfat]
Nağmesi olan
- NÜFUZLU
-
-
[sıfat]
Sözü geçer, istediğini yaptıran; erkli
- "Mülkiyeden çıktıktan sonra Avrupa'ya kaçmış fakat nüfuzlulardan birinin aracılığıyla İstanbul'a dönmüştü."
-
Makamı yüksek, kademesi üst
- "Arkadaşlarının nüfuzlu yerlerde bulunmasına karşın o hep kenarda kalmayı yeğledi."
-
[sıfat]
Sözü geçer, istediğini yaptıran; erkli
- NATÜREL
-
Kelime Kökeni: Fransızca naturel
-
[sıfat]
Bakınız doğal
- "Ortada bir Türkiye vardır, bu natürel Türkiye’dir"
-
[sıfat]
Bakınız doğal
- NOHUTLU
-
-
[sıfat]
İçine nohut katılmış (yiyecek)
- "Nohutlu pilav."
-
[sıfat]
İçine nohut katılmış (yiyecek)
- NASİHAT
-
Kelime Kökeni: Arapça naṣīḥat
-
[isim]
Bakınız öğüt
- "Nasihatleri sonuna kadar dinler ve bitince hiç sesini çıkarmaz."
-
[isim]
Bakınız öğüt
- NEVESER
-
Kelime Kökeni: Farsça nev + Arapça es̱er
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam
- NEZETME
-
-
[isim]
Nezetmek işi veya durumu
-
[isim]
Nezetmek işi veya durumu
- NALEKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça nālekār
-
[sıfat, eskimiş]
İnleyen, iniltili
- "İçlerinden biri de ince, hazin, nalekâr bir sesle yavaş yavaş Kur'an okuyordu."
-
[sıfat, eskimiş]
İnleyen, iniltili
- NODULLU
-
-
[sıfat]
Nodulu bulunan
-
[sıfat]
Nodulu bulunan
- NERİTİK
-
Kelime Kökeni: Fransızca néritique
-
[sıfat, coğrafya]
Kıyılarda oluşan tortullarla ilgili
-
[sıfat, coğrafya]
Kıyılarda oluşan tortullarla ilgili
- NEBATAT
-
Kelime Kökeni: Arapça nebātāt
-
[isim, eskimiş, bitki bilimi]
Bitkiler
-
Bakınız bitki bilimi
-
[isim, eskimiş, bitki bilimi]
Bitkiler
- NARİNCE
-
-
[isim, bitki bilimi]
Tokat ve Amasya yöresinde şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
-
[isim, bitki bilimi]
Tokat ve Amasya yöresinde şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
- NİTEKİM
-
-
[zarf]
Gerçekten, hakikaten
- "Nitekim bugün dünyada ne kadar iyi ressam varsa o kadar da resim yapma tarzı vardır."
-
Sonuç olarak
- "Nitekim kendisi de bunu anlamış gibi vapurda bütün yolculuğumuz boyunca bir köşeye çekilip oturmuş."
-
[zarf]
Gerçekten, hakikaten