Başında n olan 7 harfli 130 kelime var. N harfi ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde n harfi olan kelimeler listesine ya da sonu n harfi ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında n bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

NARDENK

Kelime Kökeni: Farsça nārdeng

  1. [isim, eskimiş] Nar, erik, kızılcık vb. yemişlerden yapılan pekmez
NOMİNAL

Kelime Kökeni: Fransızca nominal

  1. [sıfat] Bakınız saymaca
  2. [ekonomi] Bakınız yazılı
NİÇİNLİ

  1. [sıfat] Herhangi bir soruya gerek duyan; nedenli
  2. "Niçin" sözünü kullanan; nedenli
  3. [zarf] Herhangi bir soruya gerek duyarak; nedenli
  4. [zarf] "Niçin" sözünü kullanarak; nedenli
NAZARAN

Kelime Kökeni: Arapça naẓaran

  1. [edat] “Göre, oranla, kıyasla” anlamlarında kullanılan bir söz
    • "Buna nazaran şimdi vereceğim malumat ve izahatı anlamak daha kolay olacaktır." (Atatürk)
NALBANT

Kelime Kökeni: Arapça naʿl + Farsça bend

  1. [isim] Hayvanların ayağına nal çakan kimse
    • "Odun yardı, tarlalarda çalıştı, nalbanda yardım etti." (Sait Faik Abasıyanık)
NÜFUSLU

  1. [sıfat] Herhangi bir nüfusa sahip olan
    • "Yedi nüfuslu haneye / Üç buçuk tayın yetecek" (Orhan Veli Kanık)
NALAYIK

Kelime Kökeni: Farsça nā + Arapça lāyiḳ

  1. [sıfat, eskimiş] Yakışıksız, hoş olmayan
    • "Başka kızların böyle nalayık hâllerde bulunması senin için bir mazeret değildir kızım." (Reşat Nuri Güntekin)
NAĞMELİ

  1. [sıfat] Nağmesi olan
    • "Mevlevi ve Bektaşi tekkelerinin nağmeli muhiti de olmasaymış hâlimiz ne olacakmış?" (Hasan Âli Yücel)
NÜFUZLU

  1. [sıfat] Sözü geçer, istediğini yaptıran; erkli
    • "Mülkiyeden çıktıktan sonra Avrupa'ya kaçmış fakat nüfuzlulardan birinin aracılığıyla İstanbul'a dönmüştü." (Refik Halit Karay)
  2. Makamı yüksek, kademesi üst
    • "Arkadaşlarının nüfuzlu yerlerde bulunmasına karşın o hep kenarda kalmayı yeğledi." (Haldun Taner)
NATÜREL

Kelime Kökeni: Fransızca naturel

  1. [sıfat] Bakınız doğal
    • "Ortada bir Türkiye vardır, bu natürel Türkiye’dir" (Sezai Karakoç)
NOHUTLU

  1. [sıfat] İçine nohut katılmış (yiyecek)
    • "Nohutlu pilav."
NASİHAT

Kelime Kökeni: Arapça naṣīḥat

  1. [isim] Bakınız öğüt
    • "Nasihatleri sonuna kadar dinler ve bitince hiç sesini çıkarmaz." (Memduh Şevket Esendal)
NEVESER

Kelime Kökeni: Farsça nev + Arapça es̱er

  1. [isim, müzik] Klasik Türk müziğinde birleşik bir makam
NEZETME

  1. [isim] Nezetmek işi veya durumu
NALEKAR

Kelime Kökeni: Farsça nālekār

  1. [sıfat, eskimiş] İnleyen, iniltili
    • "İçlerinden biri de ince, hazin, nalekâr bir sesle yavaş yavaş Kur'an okuyordu." (Memduh Şevket Esendal)
NODULLU

  1. [sıfat] Nodulu bulunan
NERİTİK

Kelime Kökeni: Fransızca néritique

  1. [sıfat, coğrafya] Kıyılarda oluşan tortullarla ilgili
NEBATAT

Kelime Kökeni: Arapça nebātāt

  1. [isim, eskimiş, bitki bilimi] Bitkiler
  2. Bakınız bitki bilimi
NARİNCE

  1. [isim, bitki bilimi] Tokat ve Amasya yöresinde şarap yapımı için üretilen, orta kalın kabuklu, beyaz renkli bir tür üzüm
NİTEKİM

  1. [zarf] Gerçekten, hakikaten
    • "Nitekim bugün dünyada ne kadar iyi ressam varsa o kadar da resim yapma tarzı vardır." (Asaf Halet Çelebi)
  2. Sonuç olarak
    • "Nitekim kendisi de bunu anlamış gibi vapurda bütün yolculuğumuz boyunca bir köşeye çekilip oturmuş." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü