Başında mev olan 6 harfli 14 kelime var. Mev ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde mev olan kelimeler listesine ya da sonu mev ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında mev bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Mev Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, EV, ME, VE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MEVZUN
-
Kelime Kökeni: Arapça mevzūn
-
[sıfat, eskimiş]
Biçimli, düzgün, oranlı olan
- "Mevzun vücut."
-
[edebiyat]
Bakınız ölçülü
- "Olsa olsa mevzun cümlelerden mürekkep bir parçayı iyi kıraat etmiş olur."
-
[sıfat, eskimiş]
Biçimli, düzgün, oranlı olan
- MEVİZE
-
Kelime Kökeni: Arapça mevʿiẓe
- MEVKUT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevḳūt
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız süreli
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız süreli
- MEVKUF
-
Kelime Kökeni: Arapça mevḳūf
-
[sıfat, eskimiş]
Vakfedilmiş
-
[hukuk]
Bakınız tutuklu
- "Hapishaneler basılıyor ve mevkuflar paramparça ediliyor."
-
[sıfat, eskimiş]
Vakfedilmiş
- MEVLUT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevlūd
-
[isim, eskimiş]
Yeni doğmuş çocuk
-
[isim, eskimiş]
Yeni doğmuş çocuk
- MEVRUT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevrūd
-
[sıfat, eskimiş]
Gelen, gelmiş
- "Dâhiliye Nezaretinden mevrut telgrafta dahi azimetim bildirilmekte."
-
[sıfat, eskimiş]
Gelen, gelmiş
- MEVZİİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mevżiʿī
- MEVALİ
-
Kelime Kökeni: Arapça mevālī
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları
-
Özgür bırakılmış köleler
-
[isim, tarih]
Osmanlı Devleti'nde görev yapan yüksek dereceli ilim adamları
- MEVHUM
-
Kelime Kökeni: Arapça mevhūm
-
[sıfat]
Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, kuruntuya dayanan
- "Onun mevhum bir büyüklüğe bile tahammülü olamazdı."
-
[sıfat]
Gerçekte olmayıp var sanılan, var diye düşünülen, kuruntuya dayanan
- MEVSUF
-
Kelime Kökeni: Arapça mevṣūf
-
[sıfat, eskimiş]
Nitelenmiş, nitelikleriyle belirlenmiş
-
[isim, dil bilgisi]
Bakınız tamlanan
-
[sıfat, eskimiş]
Nitelenmiş, nitelikleriyle belirlenmiş
- MEVSİM
-
Kelime Kökeni: Arapça mevsim
-
[isim]
Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri; sezon, sürem
- "Bütün bir mevsim vur patlasın çal oynasın, eğlenildi."
-
Bazı atmosfer olaylarının en çok belirdikleri zaman
- "Haşim, denizi sevenlerin, rüzgâr ve fırtına mevsimi gelinceye kadar kıyılara uğramamalarını öğütler."
-
Herhangi bir ekimin yapıldığı veya bir ürünün yetiştiği dönem
- "Kütahya'ya bir kiraz ve Bursa'ya bir şeftali mevsiminde gitmiştim."
-
Herhangi bir şeyin etkinlik dönemi; sezon
- "Tiyatro mevsimi."
-
Zaman, dönem, çağ
- "Sevda mevsimi gelince kuşlar bin türlü teranelerle minimini göğüslerini yırtarlar."
-
[mecaz]
Yaşamın bir bölümü
- "Yaşamın kış mevsimi yaşlılıktır."
-
[isim]
Yılın, güneşten ısı, ışık alma süresi ve dolayısıyla iklim şartları bakımından farklılık gösteren dört bölümünden her biri; sezon, sürem
- MEVSUK
-
Kelime Kökeni: Arapça mevs̱ūḳ
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız sağlam
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız sağlam
- MEVCUT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevcūd
-
[sıfat]
Var olan, bulunan
- "Dünya güzelliği sendedir mevcut / Hususi özenmiş yaratmış mabut"
-
[isim]
Bir topluluğu oluşturan bireylerin tümü
- "Okulun öğrenci mevcudu."
-
[sıfat]
Var olan, bulunan
- MEVLİT
-
Kelime Kökeni: Arapça mevlid
-
[isim]
Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi
-
Bu mesnevinin okunduğu dinî tören
- "Daha mevlit bitmeden dört aydır yağmayan yağmur dışarısını sel içinde bıraktı."
-
[eskimiş]
Doğma, doğum
-
[eskimiş]
Doğum yeri, insanın doğduğu yer
-
[isim]
Hz. Muhammed'in doğumunu, hayatını anlatan mesnevi