Sonunda mer olan 16 kelime var. MER ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde mer olan kelimeler listesine ya da başında mer olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

10 Harfli Kelimeler

SEYDİKEMER

9 Harfli Kelimeler

KOPOLİMER, MONTGOMER

7 Harfli Kelimeler

MUAMMER, POLİMER

6 Harfli Kelimeler

DİMMER, GRAMER, İZOMER, KAŞMER, KATMER, MERMER

5 Harfli Kelimeler

ESMER, KAMER, KEMER, SEMER, SÜMER

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Mer Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E M R

2 Harfli Kelimeler

EM, ER, ME, RE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

SEYDİKEMER

  1. [isim] Muğla iline bağlı ilçelerden biri
MONTGOMER

Kelime Kökeni: (Montgomery özel adından)

  1. [isim] Bakınız mont
    • "Parasını alınca da dar paçalı bir blucin, bir kazak, bir montgomer ya da mevsime göre yeni bir gömlek satın alırdı." (Tezer Özlü)
KOPOLİMER

Kelime Kökeni: Fransızca copolymère

  1. [isim, kimya] Kopolimerleşme ile elde edilen madde
POLİMER

Kelime Kökeni: Fransızca polymère

  1. [sıfat, kimya] Aynı yapıda iki veya daha fazla molekülün birbirine eklenmesiyle meydana gelen (madde)
MUAMMER

Kelime Kökeni: Arapça muʿammer

  1. [sıfat, eskimiş] Yaşamış
GRAMER

Kelime Kökeni: Fransızca grammaire

  1. [isim] Bakınız dil bilgisi
    • "Türk gramerinin inceliklerini ancak yabancı gramer esaslarını kafamızda tercüme ederek buluyoruz." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. Dil bilgisi kitabı
    • "Yıllar yılı gramere bakmadan üç kelime yazmadığını kendi itiraf eder." (Haldun Taner)
  3. [felsefe] Bir disiplinin bağlı olduğu kendine özgü yasa
    • "Hayatın grameri, uygarlığın grameri."
MERMER

Kelime Kökeni: Arapça mermer

  1. [isim, jeoloji] Bileşiminde %75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı
    • "Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın" (Faruk Nafiz Çamlıbel)
  2. [sıfat] Bu taştan yapılmış
    • "Başhemşire, hastanenin mermer salonunda karşıladı doktoru." (Necati Cumalı)
KATMER

  1. [isim] Bir şeyi oluşturan katlardan her biri
  2. Yağda veya sacda pişirilen bir börek türü
    • "Abi katmer var, gel beraber yiyelim." (Emin Ersöz)
  3. Arasına yağ ve kaymak sürülerek katlanmış yufka ekmeği
KAŞMER

  1. [isim] Bakınız soytarı
İZOMER

Kelime Kökeni: Fransızca isomère

  1. [sıfat, kimya] Aynı oranlarda birleşmiş aynı elementlerden oluşan fakat moleküllerinde atom gruplaşmaları değişik olduğu için birbirlerinden farklı özellikler gösteren (maddeler)
DİMMER

Kelime Kökeni: İngilizce dimmer

  1. [isim, fizik] Bakınız reosta
SEMER

Kelime Kökeni: Rumca

  1. [isim] At, eşek, katır vb. hayvanların sırtına yerleştirilen, üzerine yük bağlanan veya binilen, iskeleti ağaçtan araç
    • "Semere asılı bir sepeti çözüp ağacın uygun bir dalına astı." (Necati Cumalı)
  2. Bakınız arkalık
  3. [jeoloji] Bakınız yukaç
SÜMER

  1. [isim] Mezopotamya'da yaşamış bir ulus ve bu ulustan olan kimse
ESMER

Kelime Kökeni: Arapça esmer

  1. [isim] Siyaha çalan buğday rengi
  2. Kurşuni renk
    • "Sazlı köyü ayaklandığı zaman gökyüzü daha esmerdi ve ayaz insanın yüzünü ısırıyordu." (Tarık Buğra)
  3. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Esmer yüzünün hafifçe kızardığını, gözlerinin garip bir ışıkla yanmaya başladığını görüyoruz." (Esat Mahmut Karakurt)
  4. [sıfat] Teni ve saçları karaya çalan, koyu buğday rengi olan (kimse); karaca (I), yağız
    • "Bir düğün dansında ayaklarının pırıltısını seyrettiği esmer kızla evlendi." (Halikarnas Balıkçısı)
KEMER

Kelime Kökeni: Farsça kemer

  1. [isim] Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı
    • "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı." (Peyami Safa)
  2. Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü
  3. Emniyet kemeri
  4. [sıfat] Bakınız tümsekli
    • "Kemer burun."
  5. [anatomi] Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı
    • "Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri."
  6. [jeoloji] Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı
  7. [mimarlık] İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı
    • "Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı." (Oğuz Atay)
  8. [eskimiş] Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak
KAMER

Kelime Kökeni: Arapça ḳamer

  1. [isim, eskimiş, gök bilimi] Bakınız Ay
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü