Başında mer olan 6 harfli 17 kelime var. Mer ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde mer olan kelimeler listesine ya da sonu mer ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında mer bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Mer Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EM, ER, ME, RE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MERKUP
-
Kelime Kökeni: Arapça merkūb
-
[sıfat, eskimiş]
Üzerine binilmiş olan
-
[sıfat, eskimiş]
Üzerine binilmiş olan
- MERKÜR
-
Kelime Kökeni: Fransızca mercure
-
[isim, gök bilimi]
Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni; Utarit
-
[isim, gök bilimi]
Güneş sisteminin Güneş'e en yakın olan gezegeni; Utarit
- MERKAT
-
Kelime Kökeni: Arapça merḳad
-
[isim, eskimiş]
Mezar, kabir
- "Tozlanmış camların arkasından secde eden ruh ile merkadi tebcile başladı."
-
[isim, eskimiş]
Mezar, kabir
- MERKUM
-
Kelime Kökeni: Arapça merḳūm
-
[sıfat, eskimiş]
Yazılmış
-
Adı geçen, az önce anılan (kimse)
-
[sıfat, eskimiş]
Yazılmış
- MERCAN
-
Kelime Kökeni: Arapça mercān
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
-
Bu hayvanın iskeletinden elde edilen ve süs eşyaları yapımında kullanılan madde
- "Alafrangalık, parmaklarımızı narin bir mercan gibi ortaya çıkaran kınalarımızı bile ortadan kaldırmıştı."
-
[sıfat]
Bu maddeden yapılmış
- "Mercandan bir kolye ile mercan küpeler takmıştı."
-
[hayvan bilimi]
İzmaritgillerden, Atlantik Okyanusu, Akdeniz ve Karadeniz'de bulunan, açık kırmızı renkte, eti beğenilen bir balık; mercan balığı (Pagrus pagrus)
-
[isim, hayvan bilimi]
Tropik ve ılık denizlerde yaşayan, geniş resifler oluşturan, mercanlar sınıfının örneği olan, kırmızı kalker iskeletli hayvan; mercan balığı (Corallium rubrum)
- MERCEK
-
-
[isim, fizik]
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim; adese, lens
-
[isim, fizik]
İçinden geçen paralel ışınları düzenli bir biçimde birbirine yaklaştıran veya birbirinden uzaklaştıran, camdan veya ışık kırıcı herhangi bir maddeden yapılmış, genellikle küresel yüzeylerle sınırlanmış saydam cisim; adese, lens
- MERTEK
-
-
[isim]
Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak, kalınca ağaç; düver
- "Küçük oğul, koltuğundaki bir tutam merteği bir kenara attıktan sonra, dut dalı bunlar, dedi."
-
[isim]
Yapıda kullanılan dört köşe veya yuvarlak, kalınca ağaç; düver
- MERMER
-
Kelime Kökeni: Arapça mermer
-
[isim, jeoloji]
Bileşiminde %75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı
- "Fırçayı tutamıyor parmakları nakkaşın / Mermeri oymaz oldu eli heykeltıraşın"
-
[sıfat]
Bu taştan yapılmış
- "Başhemşire, hastanenin mermer salonunda karşıladı doktoru."
-
[isim, jeoloji]
Bileşiminde %75'ten çok kalsiyum karbonat bulunan, genellikle beyaz, renkli ve damarlısı da olan, cilalanabilen, billurlaşmış kireç taşı
- MERHUN
-
Kelime Kökeni: Arapça merhūn
-
[sıfat, eskimiş]
Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
-
Tayin edilmiş, belirlenmiş
- "Ehemmiyet verdiğimiz her sözün ağzımızdan çıkabilmek için merhun bulunduğu bir vakit vardır."
-
[isim]
Borca karşılık garanti olarak alınan mal
-
[sıfat, eskimiş]
Rehin edilmiş, rehin bırakılmış
- MERHUM
-
Kelime Kökeni: Arapça merḥūm
-
[isim]
Ölmüş Müslüman erkek; rahmetli, rahmetlik
- "Merhumun ruhu zatıalinizi yeryüzünde avukat mı bıraktı?"
-
[isim]
Ölmüş Müslüman erkek; rahmetli, rahmetlik
- MERTÇE
-
-
[sıfat]
Yiğide, erkeğe yakışan
-
[zarf]
Yiğide, erkeğe yakışır bir biçimde, yiğitçe, merdane (I)
- "Şimdi size açıkça ve mertçe soruyorum, sizden de açıkça ve mertçe cevap istiyorum. Benimle beraber misiniz?"
-
[sıfat]
Yiğide, erkeğe yakışan
- MERHEM
-
Kelime Kökeni: Arapça merhem
-
[isim]
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etken madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ilaç
- "O eller seni kurtarmak içindi, o eller yarana merhem sürmek içindi."
-
[mecaz]
Herhangi bir soruna çare olan
-
[isim]
Deriye sürülerek kullanılan, içinde birçok etken madde bulunan, yumuşak ve koyu kıvamda, yağlı ilaç
- MERGUP
-
Kelime Kökeni: Arapça merġūb
-
[sıfat, eskimiş]
Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen
- "Böyle altı erkekli, iki kadınlı bir mecliste, kadınların en güzeli pek nadir ve merguptur."
-
[sıfat, eskimiş]
Sevilip aranan, istenilen, beğenilen, rağbet edilen
- MERSİN
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, bitki bilimi]
Mersingillerden, Güney ve Batı Anadolu dağlarında yetişen, yaprakları yaz kış yeşil kalan, gıda ve parfüm sanayisinde ham madde olarak kullanılan, meyvesi murt adıyla bilinen, esansı çıkarılan, beyaz çiçekli, güzel kokulu bir ağaç; mersin ağacı, sazak (Myrtus communis)
- "Evlerinin önü mersin / Sular akmaz tersin tersin"
-
[isim, bitki bilimi]
Mersingillerden, Güney ve Batı Anadolu dağlarında yetişen, yaprakları yaz kış yeşil kalan, gıda ve parfüm sanayisinde ham madde olarak kullanılan, meyvesi murt adıyla bilinen, esansı çıkarılan, beyaz çiçekli, güzel kokulu bir ağaç; mersin ağacı, sazak (Myrtus communis)
- MERKEP
-
Kelime Kökeni: Arapça merkeb
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız eşek
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız eşek
- MERKEZ
-
Kelime Kökeni: Arapça merkez
-
[isim]
Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri
-
Bir işin öğretildiği yer
- "Er eğitim merkezi."
-
Bir işin yoğun olarak yapıldığı yer
-
Belirli bir yerin ortası; özek
- "Şehir merkezi."
-
Bakınız polis karakolu
- "Sizi merkezimize gönderip tevkif ettireceğim."
-
[mecaz]
Biçim, tarz
-
[matematik]
Bir kapalı eğrinin veya bazı çokgenlerde köşegenlerin kesişme noktası
-
[matematik]
Bir dairenin veya bir küre yüzeyinin her noktasından aynı uzaklıkta bulunan iç nokta
- "Daire merkezi. Küre merkezi."
-
[isim]
Bir bölgenin veya kuruluşun yönetim yeri
- MERBUT
-
Kelime Kökeni: Arapça merbūṭ
-
[sıfat, eskimiş]
Bağlı, bağlanmış
- "Şiir salhaneye merbut bir müessesedir ve içinde sakatattan yalnız kalp parçaları satılmaktadır."
-
[edat]
Bakınız ilişkin
-
[sıfat, eskimiş]
Bağlı, bağlanmış