Sonunda lmak olan 5 harfli 2 kelime var. LMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde lmak olan kelimeler listesine ya da başında lmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Lmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A K L M
3 Harfli Kelimeler
KAL, KAM, LAK, LAM, MAL
2 Harfli Kelimeler
AK, AL, AM, LA, MA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ALMAK
-
-
[-i]
Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
- "Sağ elinin çevik bir hareketiyle başındaki tülbendi çekip aldı."
-
[nesnesiz]
Bakınız satın almak
-
[nesnesiz]
Bir yeri ele geçirmek
- "Fakat aldıkları yerlerin ahalisini Türkleştiremediklerinden bu büyüklük onların zayıf düşmelerine sebep olmuş."
-
[-i, -den]
Bir şeyi veya kimseyi bulunduğu yerden ayırmak
- "Çocuğu okuldan aldı."
-
Birlikte götürmek
-
[nesnesiz]
İçine sığmak
- "Bu kavanoz iki kilo bal alır. Bu salon bin kişi alır."
-
[-e, nesnesiz]
Kabul etmek; ahzetmek
-
[nesnesiz]
Bir şey kendine ulaştırılmak, iletilmek
- "Mektup almak. Haber almak."
-
[nesnesiz]
İçeri girmek veya sızmak
- "Gemi su alıyor. Fotoğraf makinesi ışık almış, film yanmış."
-
[nesnesiz]
Erkek, birisiyle evlenmek
- "O sırada aldığı kadının babasının birçok yardımını görmüştü."
-
[-i, nesnesiz]
Sürükleyip götürmek
- "Öküzü sel aldı, harmanı yel aldı."
-
[nesnesiz]
Bir şeyi kazanmak, elde etmek
-
[nesnesiz]
Zararlı, tehlikeli bir şeye uğramak
- "Ceza almak."
-
[-i, nesnesiz]
Bakınız kaplamak
- "Burayı kötü bir koku aldı, durulamaz hâle geldi."
-
[-den]
Bakınız kısaltmak
- "Ceketin boyundan almak."
-
[nesnesiz]
Bakınız yolmak
- "Kaş almak."
-
... ile temizlemek
- "Karyolanın altını süpürge ile al."
-
[-e, -i]
İçeri girmesini sağlamak
- "Sevdiği delikanlıyı gece evine almış."
-
[nesnesiz]
Tat veya koku duymak
- "Lena çoktan yemeği pişirmiş, ortalığı, insanı acıktıran bir koku almıştı."
-
[-i, -de]
Yol gitmek, mesafe katetmek
- "O yolu bir saatte alırsınız."
-
[-i, -den]
Bir şey çalmak
- "Cebimden saatimi almışlar."
-
Vücuttaki hasta bir organı ameliyatla çıkarmak
- "Dalağını aldılar."
-
[nesnesiz]
Motor çalışması için gerekli olan elektrik veya yakıttan yararlanır duruma gelmek
- "Savcı yardımcısı gaza bastı, motor almadı. Bir daha bastı, yine almadı."
-
[nesnesiz]
Göreve, işe başlatmak
- "Yeni bir kapıcı aldı."
-
[-den]
Görevden, işten çekmek
-
[nesnesiz]
Bakınız başlamak
- "Üsküdar'a gider iken aldı da bir yağmur"
-
[nesnesiz]
İçecek veya yiyecekten bir parça içmek veya yemek
- "Tadına bakmak için bir yudum aldım."
-
[nesnesiz, -den]
Kazanç sağlamak
- "Bir pantolondan beş yüz lira alıyorlar."
-
Etkisini azaltmak
- "İçine biraz su koy, tuzunu alır."
-
Yer değiştirmek
-
[-i]
Bir şeyi elle veya başka bir araçla tutarak bulunduğu yerden ayırmak, kaldırmak
- OLMAK
-
-
[nesnesiz]
Meydana gelmek, vuku bulmak
- "En şiddetli münakaşa, kumpanyanın ismi için oldu."
-
Gerçekleşmek veya yapılmak
-
Bir görev, makam, san veya nitelik kazanmak
- "Okumak, eczacı olmak bu sayılı inatlarından biri ve ilkidir."
-
Bir şeyi elde etmek, edinmek
- "Nihayet ben mal sahibi olacağıma göre rahattım."
-
Bir durumdan başka bir duruma geçmek
-
Herhangi bir durumda bulunmak; yapmak
-
Uygun düşmek, yerinde görülmek
- "Böyle iş olmaz. Oraya gitmesek de olur."
-
Yetişmek, olgunlaşmak
- "Ekinler oldu. Üzümler daha olmadı."
-
Hazırlanmak, hazır duruma gelmek
- "Çay oldu."
-
Bir yerde bulunmak
- "Kız da hemen olduğu yere oturdu."
-
Geçmek, tamamlanmak
- "İki yıl oldu. Nerede ise üç yıl olacak."
-
Sürdürmek, yürütmek
- "İlişkilerimiz dostça olsun istiyorum."
-
Bir kuruluşla, örgütle ilgili bulunmak, mensup olmak
- "Partili olmak."
-
Yaklaşmak, gelip çatmak
- "Sabah oldu."
-
Bir şey, birinin mülkiyetine geçmek
- "Pırlanta gerdanlığı da tektaş küpesi de zümrüt yüzüğü de kendinin olsun!"
-
Ek fiilin geniş zamanı olan -dır (-dir) anlamında kullanılan bir söz
- "Annesi oluyor. Yeğeni olur."
-
[teklifsiz konuşmada]
Sarhoş olmak
- "Sen adamakıllı olmuşsun."
-
[-e]
Uymak, tam gelmek
- "Bu şapka başıma oluyor."
-
[-den]
Yitirmek, elinden kaçırmak
- "Tembelliği yüzünden işinden oldu."
-
[-den]
Bir yerde doğmuş, yaşamış olmak
- "Köyden, kasabadan olmayan, düveni, dirgeni nasıl bilebilir?"
-
[-e]
Bir olayla karşılaşmak, başına kötü bir şey gelmek
- "Aman, ona bir şey olmasın! Kimseye bir şey olmadı."
-
[-e]
Yol açmak
- "Bu davranışın ona çok zararı oldu."
-
Bir ad veya sıfatın belirttiği durumu almak
- "Su, buz oldu."
-
[yardımcı fiil]
Sıfat-fiil eki almış kelimelerden sonra anlamı kuvvetlendirmek için kullanılır
- "Artık bize gelmez oldu. Bu işi yapmış olacak."
-
[yardımcı fiil]
Hastalığa yakalanmak, tutulmak
- "Tifo olmak. Verem olmak."
-
[nesnesiz]
Meydana gelmek, vuku bulmak