Sonunda l olan 3 harfli 57 kelime var. L harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde l harfi olan kelimeler listesine ya da başında l harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- GOL
-
Kelime Kökeni: İngilizce goal
-
[isim, spor]
Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı
- "Kısacası biz kendimizi yerden yere atar, akınlar durdurur, goller kurtarır, ona paslar sunardık."
-
[isim, spor]
Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı
- BOL
-
-
[sıfat]
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan; mebzul, dar karşıtı
- "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm."
-
Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok; dolgunca, kıt karşıtı
- "Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş."
-
[sıfat]
İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan; mebzul, dar karşıtı
- BUL
-
-
[isim]
Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta
-
[isim]
Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta
- ZÜL
-
Kelime Kökeni: Arapça ẕull
-
[isim, eskimiş]
Bakınız alçalma
- "Şimdi sizin önünüzde bir sadrazamın İngiltere sefarethanesine müracaat etmesi züldür."
-
Bakınız aşağılaşma
-
Ayıplanacak şey
- "Böyle bir kitaptan bahsetmek benim için zül, muharriri için de bir şereftir."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız alçalma
- ZİL
-
Kelime Kökeni: Farsça zil
-
[isim]
İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç
- "En öfkelendiği şey de gecenin bir saatinde zillerle uyandırılmak."
-
[müzik]
Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne
- "Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!"
-
[isim]
İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç
- KUL
-
- HOL
-
Kelime Kökeni: İngilizce hall
-
[isim]
Bakınız sofa
- "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum."
-
[isim]
Bakınız sofa
- SAL
-
-
[isim]
Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı
- "Dalgaları ufukları örten bir denizde, küçük bir sal parçası üstünde bir boraya mı tutulduk?"
-
[isim]
Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı
- TÜL
-
Kelime Kökeni: Fransızca tulle
-
[isim]
Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma
- "Bugün bu saadet tasvirlerinin üstlerine birer siyah tül çekildi."
-
[sıfat]
Bu dokumadan yapılmış
- "Bütün pencereler eskisi gibi çiçekli ve tül perdeliydi."
-
[isim]
Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma
- GÜL
-
Kelime Kökeni: Farsça gul
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa)
-
Bu bitkinin katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği
-
[isim, bitki bilimi]
Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa)
- GÖL
-
-
[isim, coğrafya]
Karaların içinde denizlerle bağlantısı olmayan durgun su birikintisi
- "Gölün üstünde güneşin doğuşuna batışına, aylı gecelere doyum olmuyordu."
-
Yapay su birikintisi
-
[isim, coğrafya]
Karaların içinde denizlerle bağlantısı olmayan durgun su birikintisi
- DİL
-
-
[isim]
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
- "Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki..."
-
[dil bilimi]
İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan, uzlaşmaya dayalı olarak oluşturulmuş sesli veya görsel işaretler sistemi; lisan, zeban
- "Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu."
-
Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi
- "Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır."
-
Belli mesleklere özgü söz dağarcığı
- "Hukuk dili."
-
Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı
- "Hiçbir zaman onların arasına katılabilecek bir dil bulamadım."
-
Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri
- "Terazi dili."
-
Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili
- "Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği."
-
Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası
-
[tarih]
Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak
-
[coğrafya]
Bakınız kıstak
-
[denizcilik]
Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek
- "İki dilli makara."
-
[müzik]
Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak
-
[ağızlardan]
Bakınız anahtar
-
[isim]
Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
- DUL
-
-
[isim]
Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek
- "Bebek'teki evinde bir dul kız kardeşiyle yalnız yaşar."
-
[isim]
Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek
- MAL
-
Kelime Kökeni: Arapça māl
-
[isim]
Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
- "Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı."
-
Büyükbaş hayvan
- "Boz atlar yağız değildi artık; mallar erimiş, zayıflamıştı."
-
[ticaret]
Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası; emtia
-
[mecaz]
Bayağı, aşağılık, kötü kimse
- "Onun ne mal olduğunu bilirim."
-
[argo]
Bakınız esrar (II)
-
[kaba konuşmada]
Bakınız fahişe
-
[isim]
Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
- SOL
-
-
[isim]
Peru'nun para birimi
-
[isim]
Peru'nun para birimi
- TAL
-
Kelime Kökeni: Fransızca thalle
-
[isim, biyoloji]
Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı
-
[isim, biyoloji]
Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı
- TEL
-
-
[isim]
Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne
- "Gelin teli. Telgraf teli."
-
[sıfat]
Bu nesneden yapılmış veya bu nesne biçiminde olan
- "Tel kafes. Tel çivi."
-
Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne
-
İnsan saçını oluşturan ipçik
- "İki açık sarı tel terli alnımızın üstüne yapışmıştı."
-
[biyoloji]
Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri; lif
-
[isim]
Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne
- SEL
-
Kelime Kökeni: Arapça seyl
-
[isim]
Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su; su taşkını
-
[mecaz]
Hareket hâlindeki büyük kalabalık
- "Ellerinde çantalı, küçük yiyecek paketleri, kadınlı erkekli bir memur seli, Ulus Meydanı'na doğru akıyor."
-
[mecaz]
Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış
- "Bu duygu seli alıp çalkalamaya başladı dünyayı. Bir duygu seli sardı tüm arzı."
-
[mecaz]
Bakınız yoğunluk
- "Yüzüne baktığım zaman bir ışık selinin ondan bana doğru aktığını hissettim."
-
[isim]
Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su; su taşkını
- JUL
-
Kelime Kökeni: Fransızca joule
-
[isim, fizik]
Bir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda 1 metre değiştiren iş birimi
-
[isim, fizik]
Bir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda 1 metre değiştiren iş birimi
- TOL
-
-
[isim, ağızlardan]
Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey
-
Yayla veya bahçe kulübesi
-
Küçük köy
- "Bu demir yolu, bu yana gidersen derenin boyuna alır, iner Kara Hasan toluna."
-
[isim, ağızlardan]
Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey