Sonunda l olan 3 harfli 57 kelime var. L harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde l harfi olan kelimeler listesine ya da başında l harfi olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

GOL

Kelime Kökeni: İngilizce goal

  1. [isim, spor] Futbol, hentbol, hokey ve buz hokeyi maçlarında topun kaleye sokulmasıyla kazanılan sayı
    • "Kısacası biz kendimizi yerden yere atar, akınlar durdurur, goller kurtarır, ona paslar sunardık." (Haldun Taner)
BOL

  1. [sıfat] İçine girecek şeyin boyutlarından daha büyük veya geniş olan; mebzul, dar karşıtı
    • "Bol zamanıma yetişti de ben onu böyle şımarık büyüttüm." (Peyami Safa)
  2. Nicelik bakımından olağandan veya alışılandan çok; dolgunca, kıt karşıtı
    • "Demek ki zeytinin bol ve ucuz olduğu bir yerdeymiş." (Burhan Felek)
BUL

  1. [isim] Yalnız iki geniş yüzü testere ile düzeltilmiş tahta
ZÜL

Kelime Kökeni: Arapça ẕull

  1. [isim, eskimiş] Bakınız alçalma
    • "Şimdi sizin önünüzde bir sadrazamın İngiltere sefarethanesine müracaat etmesi züldür." (Mehmed Zeki Pakalın)
  2. Bakınız aşağılaşma
  3. Ayıplanacak şey
    • "Böyle bir kitaptan bahsetmek benim için zül, muharriri için de bir şereftir." (Asaf Halet Çelebi)
ZİL

Kelime Kökeni: Farsça zil

  1. [isim] İşaret vermek, uyarmak, çağırmak için kullanılan ve bir çan ile bu çana vuran bir tokmaktan oluşan, elle veya başka düzenlerle işletilebilen araç
    • "En öfkelendiği şey de gecenin bir saatinde zillerle uyandırılmak." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [müzik] Birbirine çarparak ses çıkartmak için parmaklara veya tefin kasnağındaki deliklere takılan yuvarlak, metal nesne
    • "Gözler kamaştıran şala, meftun eden güle / Her kalbi dolduran zile, her sineden ole!" (Yahya Kemal Beyatlı)
KUL

  1. [isim] Tanrı'ya göre insan
    • "Kul ile Tanrı'nın arasına girilmez."
  2. [tarih] Bakınız köle
    • "Kendisi kabilenin beyinin kullarından birinin kızıydı." (Halide Edip Adıvar)
  3. [tarih] Bakınız karavaş
HOL

Kelime Kökeni: İngilizce hall

  1. [isim] Bakınız sofa
    • "Ekmekten bir lokma ısırırken hole bakıyorum." (Ahmet Ümit)
SAL

  1. [isim] Birçok kalın direk yan yana bağlanarak yapılan, düz ve korkuluksuz deniz veya ırmak taşıtı
    • "Dalgaları ufukları örten bir denizde, küçük bir sal parçası üstünde bir boraya mı tutulduk?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TÜL

Kelime Kökeni: Fransızca tulle

  1. [isim] Çok ince gözenekli pamuk, ipek veya sentetik dokuma
    • "Bugün bu saadet tasvirlerinin üstlerine birer siyah tül çekildi." (Ahmet Hikmet Müftüoğlu)
  2. [sıfat] Bu dokumadan yapılmış
    • "Bütün pencereler eskisi gibi çiçekli ve tül perdeliydi." (Ahmet Haşim)
GÜL

Kelime Kökeni: Farsça gul

  1. [isim, bitki bilimi] Gülgillerin örnek bitkisi (Rosa)
  2. Bu bitkinin katmerli, genellikle kokulu olan çiçeği
GÖL

  1. [isim, coğrafya] Karaların içinde denizlerle bağlantısı olmayan durgun su birikintisi
    • "Gölün üstünde güneşin doğuşuna batışına, aylı gecelere doyum olmuyordu." (Necati Cumalı)
  2. Yapay su birikintisi
DİL

  1. [isim] Ağız boşluğunda, tatmaya, yutkunmaya, sesleri boğumlamaya yarayan etli, uzun, hareketli organ; tat alma organı
    • "Ağzımı dolduran kocaman dil, kelimelere yer bırakmıyor ki..." (Yusuf Ziya Ortaç)
  2. [dil bilimi] İnsanlar arasında anlaşmayı sağlayan, uzlaşmaya dayalı olarak oluşturulmuş sesli veya görsel işaretler sistemi; lisan, zeban
    • "Dilinden Anadolulu olduğu ancak belli oluyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Bir çağa, bir gruba, bir yazara özgü söz dağarcığı ve söz dizimi
    • "Halk dilinin günebakan ismini verdiği bu çiçek, güneşe âşıktır." (Hamdullah Suphi Tanrıöver)
  4. Belli mesleklere özgü söz dağarcığı
    • "Hukuk dili."
  5. Düşünce ve duyguları bildirmeye yarayan herhangi bir anlatım aracı
    • "Hiçbir zaman onların arasına katılabilecek bir dil bulamadım." (Reha Mağden)
  6. Birçok aletin uzun, yassı ve çoğu hareketli bölümleri
    • "Terazi dili."
  7. Büyükbaş hayvanların haşlanıp pişirildikten sonra yenebilen dili
    • "Birkaç dilim ekmek, ince bir iki dilim peynir veya dil, bazen de haşlanmış bir sebze yemeği." (Sait Faik Abasıyanık)
  8. Ayakkabı bağlarının ayağı rahatsız etmemesini sağlayan ve bağ altına rastlayan saya parçası
  9. [tarih] Sorguya çekilmek için yakalanan tutsak
  10. [coğrafya] Bakınız kıstak
  11. [denizcilik] Makaraların ve bastikaların içine yerleştirilmiş olan, üzerinden geçirilen halatı istenilen yöne çevirmeye yarayan, çevresi oluklu, küçük döner tekerlek
    • "İki dilli makara."
  12. [müzik] Bazı üflemeli çalgılarda titreşerek ses çıkaran ince metal yaprak
  13. [ağızlardan] Bakınız anahtar
DUL

  1. [isim] Eşi ölmüş veya eşinden boşanmış kadın veya erkek
    • "Bebek'teki evinde bir dul kız kardeşiyle yalnız yaşar." (Reşat Nuri Güntekin)
MAL

Kelime Kökeni: Arapça māl

  1. [isim] Bir kimsenin, bir tüzel kişinin mülkiyeti altında bulunan, taşınır veya taşınmaz varlıkların bütünü
    • "Mal vardı, mülk vardı. At vardı, araba vardı." (Ömer Seyfettin)
  2. Büyükbaş hayvan
    • "Boz atlar yağız değildi artık; mallar erimiş, zayıflamıştı." (Nezihe Araz)
  3. [ticaret] Alınıp satılabilen her türlü ticaret eşyası; emtia
  4. [mecaz] Bayağı, aşağılık, kötü kimse
    • "Onun ne mal olduğunu bilirim."
  5. [argo] Bakınız esrar (II)
  6. [kaba konuşmada] Bakınız fahişe
SOL

  1. [isim] Peru'nun para birimi
TAL

Kelime Kökeni: Fransızca thalle

  1. [isim, biyoloji] Kök, sap ve yaprak şeklinde farklılaşmamış bir bitkinin yaşama ve büyüme organı
TEL

  1. [isim] Türlü metallerden yapılmış, kopmaya karşı bir direnç gösteren ince uzun nesne
    • "Gelin teli. Telgraf teli."
  2. [sıfat] Bu nesneden yapılmış veya bu nesne biçiminde olan
    • "Tel kafes. Tel çivi."
  3. Tencere, çaydanlık vb.ni ovarak temizlemek için kullanılan nesne
  4. İnsan saçını oluşturan ipçik
    • "İki açık sarı tel terli alnımızın üstüne yapışmıştı." (Sait Faik Abasıyanık)
  5. [biyoloji] Bazı organizmaların demet durumundaki oluşumunu meydana getiren ipçiklerin her biri; lif
SEL

Kelime Kökeni: Arapça seyl

  1. [isim] Sürekli yağan yağmurdan veya eriyen kardan oluşan, geçtiği yerlere zarar veren taşkın su; su taşkını
  2. [mecaz] Hareket hâlindeki büyük kalabalık
    • "Ellerinde çantalı, küçük yiyecek paketleri, kadınlı erkekli bir memur seli, Ulus Meydanı'na doğru akıyor." (Necati Cumalı)
  3. [mecaz] Etki ve iz bırakan güçlü durum veya davranış
    • "Bu duygu seli alıp çalkalamaya başladı dünyayı. Bir duygu seli sardı tüm arzı." (Alper Aksoy)
  4. [mecaz] Bakınız yoğunluk
    • "Yüzüne baktığım zaman bir ışık selinin ondan bana doğru aktığını hissettim." (Emine Işınsu)
JUL

Kelime Kökeni: Fransızca joule

  1. [isim, fizik] Bir cisim üzerine uygulanan bir nevtonluk kuvvetin uygulama noktasını, kendi doğrultusunda 1 metre değiştiren iş birimi
TOL

  1. [isim, ağızlardan] Taş kemer veya taş kemerlerle yapılmış ev, oda, kapı vb. şey
  2. Yayla veya bahçe kulübesi
  3. Küçük köy
    • "Bu demir yolu, bu yana gidersen derenin boyuna alır, iner Kara Hasan toluna." (Memduh Şevket Esendal)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü