Başında kır olan 6 harfli 23 kelime var. Kır ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kır olan kelimeler listesine ya da sonu kır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kır bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
I K R
3 Harfli Kelimeler
IRK, KIR
2 Harfli Kelimeler
IR
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KIRMAK
-
-
[-i]
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
- "Taşları kırmak. Bardağı kırmak."
-
İri parçalara ayırmak
-
[nesnesiz]
Belirli bir biçimde katlamak
- "Forma kırmak."
-
Öldürmek, yok olmasına neden olmak
- "Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı."
-
Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
-
Vücut kemiklerinden birini parçalamak
- "Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!"
-
Tahılı iri ve kaba öğütmek
-
[-e]
Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
- "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun."
-
[mecaz]
Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
- "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz."
-
[mecaz]
Yok etmek
- "Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım"
-
[mecaz]
Gücünü, etkisini azaltmak
- "Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış."
-
[argo]
Kaçmak, uzaklaşmak
-
[nesnesiz, ticaret]
Değerinden düşük fiyata almak
- "Bono kırmak. Çek kırmak."
-
[-i]
Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
- KIRKMA
-
-
[isim]
Kırkmak işi
-
Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç
-
[isim]
Kırkmak işi
- KIRTIK
-
-
[sıfat]
Özellikle kıtlama çay içerken kullanılan, küçük parçalara ayrılmış (kesme şeker)
- "… bir kırtık şekerle alabildiğine çay içmeye çalışan tiryakiler gibi, sınırlı ömürlerimizi sınırsız bir yaşam içinde alabildiğine uzatmaya çalışıyoruz."
-
[sıfat]
Özellikle kıtlama çay içerken kullanılan, küçük parçalara ayrılmış (kesme şeker)
- KIRKIM
-
-
[isim]
Davarların kırkılması işi
-
Davarların kırkıldıkları mevsim
-
[isim]
Davarların kırkılması işi
- KIRGIN
-
-
[sıfat]
Kırılmış (kimse)
-
[zarf]
Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda
- "Kırgın, usangın kalktı sabahın er saatlerinde."
-
[isim, ağızlardan]
Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık
-
[sıfat]
Kırılmış (kimse)
- KIRICI
-
-
[sıfat]
Kırma işini yapan
-
[mecaz]
Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.)
- "Kırıcı bir davranış."
-
[mecaz]
Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen
- "Grev kırıcı."
-
[fizik]
Işığı kıran
- "Kırıcı ortam."
-
[isim, ticaret]
Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş
-
[sıfat]
Kırma işini yapan
- KIRLIK
-
-
[isim]
Bakınız kırsal
- "Etrafı kırlık, mezarlık, uzun bir yoldan gidiyorduk."
-
[isim]
Bakınız kırsal
- KIRGIZ
-
-
[isim]
Kırgızistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
-
[isim]
Kırgızistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
- KIRCIN
-
-
[isim]
Hayvan kıranı
- "Son kırcında çok davar öldü."
-
[isim]
Hayvan kıranı
- KIRPIM
-
-
[isim]
Koyun, keçi vb. için kırkmak işi
- "Sürüler hâlindeki hayvanların kırpımı bir iki kişinin yapacağı iş değildir."
-
Bakınız kırpma
- "İnanılır gibi değil, o benzi çıra gibi adam, o yaşam dolu insan öldü gitti bir kırpım zaman içinde."
-
[isim]
Koyun, keçi vb. için kırkmak işi
- KIRPIK
-
-
[sıfat]
Kırpılmış olan
-
Bakınız bölük pörçük
-
[sıfat]
Kırpılmış olan
- KIRNAV
-
-
[isim, ağızlardan]
Çiftleşmek isteyen dişi kedi
-
[isim, ağızlardan]
Çiftleşmek isteyen dişi kedi
- KIRPIŞ
-
-
[isim]
Kırpmak işi
-
[isim]
Kırpmak işi
- KIRPMA
-
-
[isim]
Kırpmak işi; kırpım
-
[isim]
Kırpmak işi; kırpım
- KIRNAK
-
-
[sıfat]
Çalımlı, süslü (kimse)
-
Güzel, titiz
-
Cilveli, oynak (kadın)
-
Boylu boslu
-
Çevik
-
[isim, ağızlardan]
Cariye
-
[sıfat]
Çalımlı, süslü (kimse)
- KIRBAÇ
-
-
[isim]
Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı
- "Dünyanın en insafsız elleri sanki beni kırbaçlarla, sopalarla dövdüler."
-
[isim]
Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı
- KIRAĞI
-
-
[isim]
Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince tabaka
- "Sedef parçasını hemen aşağıya düşecek bir kırağı damlası gibi parlatıyordu."
-
[isim]
Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince tabaka
- KIRSAL
-
-
[sıfat]
Kır ile ilgili
-
[isim]
Şehir merkezlerinin dışında, nüfusun az olduğu, tarım ve hayvancılık yapılan yer; kırlık
-
Şehir merkezinden uzak, dağlık alan
-
[sıfat]
Kır ile ilgili
- KIRAAT
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳirāʾat
-
[isim, eskimiş]
Bakınız okuma
- "Orada da bu gece kıraatleri devam ediyordu."
-
[din bilimi]
Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okuma
-
[isim, eskimiş]
Bakınız okuma
- KIRÇIL
-
-
[sıfat]
Kırlaşmaya başlamış, kır renkli
- "Gözleri çakır değil karaydı ve saçları daha kırçıldı, dalgalı, neredeyse kıvırcık."
-
Bu renkte saçı olan
- "Dükkânın önünde bekledi, kırçıl kuyumcu görününce hemen taşları çıkardı."
-
[sıfat]
Kırlaşmaya başlamış, kır renkli