Başında kır olan 6 harfli 23 kelime var. Kır ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kır olan kelimeler listesine ya da sonu kır ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kır bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kır Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

I K R

3 Harfli Kelimeler

IRK, KIR

2 Harfli Kelimeler

IR

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KIRMAK

  1. [-i] Sert şeyleri vurarak veya ezerek parçalamak
    • "Taşları kırmak. Bardağı kırmak."
  2. İri parçalara ayırmak
  3. [nesnesiz] Belirli bir biçimde katlamak
    • "Forma kırmak."
  4. Öldürmek, yok olmasına neden olmak
    • "Bu yıl soğuk, hayvanları kırdı."
  5. Tavlada karşı oyuncunun pulunu oyun dışında bırakmak
  6. Vücut kemiklerinden birini parçalamak
    • "Ayol, yapma, gel, düşüp bir yerini kıracaksın!" (Osman Cemal Kaygılı)
  7. Tahılı iri ve kaba öğütmek
  8. [-e] Hareket durumundaki canlının veya taşıtın yönünü değiştirmek, çevirmek, döndürmek
    • "Ne tarafa doğru meyil varsa gidonu o tarafa doğru kıracaksınız ki bisiklet doğrulsun." (Burhan Felek)
  9. [mecaz] Dileğini kabul etmeyerek veya beklenmeyen bir davranış karşısında bırakarak gücendirmek; yaralamak
    • "Bazen bir kelimenin, bir ses tonunun sevdiğimiz bir insanı kırdığını görürüz." (Mehmet Kaplan)
  10. [mecaz] Yok etmek
    • "Bir gündüz olsa belki bu derdi kıracağım / Yoksa bu sensizlikten artık çıldıracağım" (Enis Behiç Koryürek)
  11. [mecaz] Gücünü, etkisini azaltmak
    • "Birkaç gün evvel yağan yağmur sıcağı kırmamış." (Burhan Felek)
  12. [argo] Kaçmak, uzaklaşmak
  13. [nesnesiz, ticaret] Değerinden düşük fiyata almak
    • "Bono kırmak. Çek kırmak."
KIRKMA

  1. [isim] Kırkmak işi
  2. Ucu kesilip alnın üstüne bırakılan saç
KIRTIK

  1. [sıfat] Özellikle kıtlama çay içerken kullanılan, küçük parçalara ayrılmış (kesme şeker)
    • "… bir kırtık şekerle alabildiğine çay içmeye çalışan tiryakiler gibi, sınırlı ömürlerimizi sınırsız bir yaşam içinde alabildiğine uzatmaya çalışıyoruz." (Üstün Dökmen)
KIRKIM

  1. [isim] Davarların kırkılması işi
  2. Davarların kırkıldıkları mevsim
KIRGIN

  1. [sıfat] Kırılmış (kimse)
  2. [zarf] Gücenmiş, gönlü kırılmış bir durumda
    • "Kırgın, usangın kalktı sabahın er saatlerinde." (Abbas Sayar)
  3. [isim, ağızlardan] Toplu ölümlere yol açan bulaşıcı hastalık
KIRICI

  1. [sıfat] Kırma işini yapan
  2. [mecaz] Kaba, sert, çevresindekileri inciten (davranış, söz vb.)
    • "Kırıcı bir davranış."
  3. [mecaz] Bir şeyin gerektiği gibi gelişmesini, oluşmasını önleyen, engelleyen
    • "Grev kırıcı."
  4. [fizik] Işığı kıran
    • "Kırıcı ortam."
  5. [isim, ticaret] Senet, tahvil, bono ve süresi gelmemiş alacaklarla ilgili alışveriş veya işlem yapan kimse veya kuruluş
KIRLIK

  1. [isim] Bakınız kırsal
    • "Etrafı kırlık, mezarlık, uzun bir yoldan gidiyorduk." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)
KIRGIZ

  1. [isim] Kırgızistan Cumhuriyeti'nde yaşayan Türk soylu halk veya bu halktan olan kimse
KIRCIN

  1. [isim] Hayvan kıranı
    • "Son kırcında çok davar öldü."
KIRPIM

  1. [isim] Koyun, keçi vb. için kırkmak işi
    • "Sürüler hâlindeki hayvanların kırpımı bir iki kişinin yapacağı iş değildir." (Hızır Bek Gayretullah)
  2. Bakınız kırpma
    • "İnanılır gibi değil, o benzi çıra gibi adam, o yaşam dolu insan öldü gitti bir kırpım zaman içinde." (Fakir Baykurt)
KIRPIK

  1. [sıfat] Kırpılmış olan
  2. Bakınız bölük pörçük
KIRNAV

  1. [isim, ağızlardan] Çiftleşmek isteyen dişi kedi
KIRPIŞ

  1. [isim] Kırpmak işi
KIRPMA

  1. [isim] Kırpmak işi; kırpım
KIRNAK

  1. [sıfat] Çalımlı, süslü (kimse)
  2. Güzel, titiz
  3. Cilveli, oynak (kadın)
  4. Boylu boslu
  5. Çevik
  6. [isim, ağızlardan] Cariye
KIRBAÇ

  1. [isim] Tek parça deri veya uzun esnek bir değneğin ucuna sırım bağlanarak yapılmış vurma aracı
    • "Dünyanın en insafsız elleri sanki beni kırbaçlarla, sopalarla dövdüler." (Hüseyin Cahit Yalçın)
KIRAĞI

  1. [isim] Su buğusunun soğuk havalarda, yerde, bitkiler, ağaçlar ve öteki nesneler üzerinde donmasıyla oluşan ince tabaka
    • "Sedef parçasını hemen aşağıya düşecek bir kırağı damlası gibi parlatıyordu." (Refik Halit Karay)
KIRSAL

  1. [sıfat] Kır ile ilgili
  2. [isim] Şehir merkezlerinin dışında, nüfusun az olduğu, tarım ve hayvancılık yapılan yer; kırlık
  3. Şehir merkezinden uzak, dağlık alan
KIRAAT

Kelime Kökeni: Arapça ḳirāʾat

  1. [isim, eskimiş] Bakınız okuma
    • "Orada da bu gece kıraatleri devam ediyordu." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. [din bilimi] Kur'an'ı belli kural ve işaretlere göre okuma
KIRÇIL

  1. [sıfat] Kırlaşmaya başlamış, kır renkli
    • "Gözleri çakır değil karaydı ve saçları daha kırçıldı, dalgalı, neredeyse kıvırcık." (Ahmet Ümit)
  2. Bu renkte saçı olan
    • "Dükkânın önünde bekledi, kırçıl kuyumcu görününce hemen taşları çıkardı." (Refik Halit Karay)
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü