Başında kulak olan 10 kelime var. Kulak ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kulak olan kelimeler listesine ya da sonu kulak ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kulak bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

11 Harfli Kelimeler

KULAKDAVULU, KULAKSIZLIK

9 Harfli Kelimeler

KULAKTOZU

8 Harfli Kelimeler

KULAKÇIK, KULAKLIK, KULAKSIZ, KULAKTAN

7 Harfli Kelimeler

KULAKÇI, KULAKLI

5 Harfli Kelimeler

KULAK

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kulak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K K L U

5 Harfli Kelimeler

KUKLA, KULAK

4 Harfli Kelimeler

KUKA, KULA, ULAK

3 Harfli Kelimeler

KAK, KAL, KUL, LAK, ULA

2 Harfli Kelimeler

AK, AL, LA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KULAKSIZLIK

  1. [isim] Kulaksız olma durumu
KULAKDAVULU

  1. [isim, anatomi] Bakınız kulak zarı
KULAKTOZU

  1. [isim] Kulağın arkasındaki çukur bölüm, kulağın kökü
KULAKLIK

  1. [isim] Kulakları soğuk, rüzgâr vb. dış etkilerden korumak için kulak kepçesini örtecek biçimde yapılmış kılıf
  2. [teknik] Radyo, telefon, telsiz vb.nde kulak ile verici arasında ses bağlantısı kurmaya yarayan araç
  3. Ağır işitenlerin daha iyi işitebilmek için kulaklarına taktıkları pilli araç
KULAKTAN

  1. [zarf] Yalnızca duyarak, dinleyerek
    • "Fırat Sultan bu okçu şehzadeye kulaktan âşık olmuş." (Refik Halit Karay)
KULAKSIZ

  1. [sıfat] Kulak kepçesi olmayan
KULAKÇIK

  1. [isim, anatomi] Kalbin üst bölümünde bulunan, sağdaki ana toplardamarlardan ve soldaki akciğer toplardamarlarından kanı alıp karıncıklara veren iki boşluğun adı
KULAKLI

  1. [sıfat] Kulağı herhangi bir biçimde olan
    • "Küçük kulaklı."
  2. Kulağa benzer çıkıntısı olan
  3. [isim] Sapının ucunda kulak biçiminde iki geniş çatalı bulunan bir tür yatağan
  4. [isim] İki tarafında tutulacak yeri olan yayvan tava, tencere, kazan vb
KULAKÇI

  1. [isim] Kulak, burun, boğaz hekimi
    • "Bir jinekolog, kulakçı, çocukçu, röntgenci, epeyce şubeler açıldı ve büyüdü." (Kemal Bayram)
KULAK

  1. [isim, anatomi] Başın her iki yanında bulunan işitme organı
    • "Kulaklarımın uğultusu içinde, söylediği lakırtıların hiçbirini duymuyordum." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  2. [anatomi] Bu organın, sesleri toplayıp içeriye almaya yarayan dış bölümü
    • "Elleriyle kulaklarını tıkayıp yatağının yanında tortop oldu." (Halide Edip Adıvar)
  3. Balıklarda başın iki yanında bulunan ve ağızdan alıp solungaçlardan geçirdiği suyu dışarıya vermeye yarayan yarıklardan her biri
  4. Saban kulağı
  5. Duvar, baca, şömine vb. yerlerde kulağa benzer çıkıntı
  6. [müzik] Telli çalgılarda tel germeye yarayan burgu
  7. [coğrafya] Akarsuların ve özellikle göllerin karaya giren ve durgunlaşan yerleri
  8. [mecaz] Seslerin uygunluğunu seçebilme ve değerlendirebilme yeteneği
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü