Başında ku olan 6 harfli 62 kelime var. Ku ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde ku olan kelimeler listesine ya da sonu ku ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında ku bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KURUCU

  1. Bir kurumun, bir işin kurulmasını sağlayan, müessis
  2. [isim] Bir kuruluşu oluşturan kimse
    • "Gazetenin kurucusu."
  3. [isim] Cümleyi oluşturan ögelerin her biri

KURNAZ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [sıfat] Kolay kanmayan, başkalarını kandırmasını ve ufak tefek oyunlarla amacına erişmesini beceren, açıkgöz
    • "Nedim kurnaz, benden iki gün evvel izin aldı." (Aka Gündüz)

KURMAY

  1. [isim] Harp akademilerine girerek eğitimlerini başarıyla bitirmiş subay, erkânıharp
  2. [sıfat] Kurmaylık yetkisi ve niteliği olan (subay)
    • "Bir de erkek kardeşleri varmış, bir kurmay binbaşı." (Memduh Şevket Esendal)

KUŞLUK

  1. [isim] Günün sabahla öğle arasındaki bölümü
    • "Tarhana çorbasıyla birer baş soğan, birer çeyrek ekmekti kuşlukta yedikleri." (Necati Cumalı)
  2. Kuşlara yem verilen zaman
  3. Büyük kuş kafesi

KURGAN

  1. [isim] İlk Çağda mezar üzerine toprak yığılarak yapılan küçük tepe
  2. Tepe biçiminde mezar, höyük

KUNDAK

Kelime Kökeni : Rumca

  1. [isim] Yangın çıkarmak için bir yere konulan tutuşmuş yağlı bez parçası vb
    • "Ben şamdanımla evveli kapının önüne yığılan şeyleri, sonra cibinliği, perdeleri, bütün duvarları çeviren kundakları tutuşturacağım." (Halit Ziya Uşaklıgil)
  2. Tüfek gibi bazı ateşli silahlarda bunları çeşitli yönlere çevirmeye yarayan, namlunun altında bulunan ağaç veya metal bölüm
    • "Amcası Mustafa geldi eve, ona bir kundağı sedefli tüfek getirdi." (Yahya Kemal)
  3. Arabalarda dingil yatağı
  4. Ara bozma, fitne, fesat

KUMPAS

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Dizicilerin harfleri satır durumuna getirirken içine yerleştirdikleri ayarlanabilir demir yuva
  2. Sanayide kalınlık ve incelikleri ölçmede kullanılan ölçüm aleti
  3. Hile, düzen

KUYMAK

  1. [isim] Mısır ununun erimiş tereyağıyla kavrulması, su eklenmesi, bir miktar peynir katılması ve bir süre kaynatılmasıyla elde edilen yemek
  2. Karadeniz bölgesinde ve özellikle Trabzon'da yapılan bir tür yemek
    • "Mısır kuymağı."

KURUMA

  1. [isim] Kurumak işi

KURŞUN

  1. [isim] Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb)
    • "Yarın, öbür gün Arap çeteleri ile sarılacaksınız, Peygamberin yeşil kubbesine kurşun atacaklar." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Suriye'de bel kemiğine bir kurşun dokunmuştu." (Ömer Seyfettin)
    • "Gurbet acısı kurşun gibi içine çökmüştü şimdi." (Haldun Taner)
    • "Az bir sürede bütün köy bu kurşunları sıkanın Hasan olduğunu öğrendi." (Yahya Kemal)
  2. [sıfat] Bu elementten yapılmış
    • "Kurşun boru."
  3. Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi
    • "Kanatları kurşunla parçalanmış bir kartal / Benim gibi seyreder, yerden, mavilikleri." (Yaşar Nabi Nayır)

KULLUK

  1. [isim] Kul olma durumu, kölelik, ubudiyet
    • "Tanzimat, ... Türkleri de asılmaktan veya malları mülkleri müsadere edilmekten, düpedüz kulluktan kurtarma hareketi idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Kulun yaptığı iş
  3. Karakol

KUSMAK

  1. [nsz] Midesinin içindekilerini ağız yolu ile dışarı atmak, kay etmek, istifra etmek
  2. Reddetmek
    • "İhanetin böylesini tarih kabul etmez, kusardı." (Tarık Buğra)
  3. [-i] Boyanan ve temizlenen şeyler yeniden ortaya çıkmak
    • "Kumaş lekeyi kustu. Helva yağını kusmuş."
  4. [-i] İçinde birikmiş kinini, öfkesini söyleyerek açığa vurmak

KUMRAL

  1. [isim] Koyu sarı veya açık kestane rengi
  2. [sıfat] Bu renkte olan (kimse veya şey)
    • "Şimdiye kadar hiç böyle kırmızıya çalan kumral kadın görmemişti." (Sait Faik Abasıyanık)

KUŞMAR

  1. [isim] Kuş avlamak için hazırlanmış tuzak, kuş tuzağı

KULLAP

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] İplik üzerine sırma sarmaya yarar bir dolap
  2. Bir tür menteşe

KUMSAL

  1. [isim] Su kıyılarında oluşan kumlu yer, plaj
    • "Kumsal boyunca deli gibi koşuyorlardı." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. [sıfat] Kumlu
    • "Kumsal toprak."

KUTSAL

  1. [sıfat] Güçlü bir dinî saygı uyandıran veya uyandırması gereken, kutsi, mukaddes
  2. Tapınılacak veya yolunda can verilecek derecede sevilen, kutsi, mukaddes, lahut
    • "Aşkın kutsal tarafına inanmamı sarhoşluk belirtisi diye yorumladım." (Halide Edip Adıvar)
  3. Bozulmaması, dokunulmaması, karşı çıkılmaması gereken, üstüne titrenilen
    • "Demokraside, insanın en doğal, en kutsal hakları bir pazarlık konusu olur." (Necati Cumalı)
  4. Tanrı'ya adanmış olan, tanrısal olan

KURSAK

  1. [isim] Kuşların yemek borusu üzerinde bulunan, yiyeceklerin toplandığı torba biçiminde şişkin organ
  2. Böceklerin ve solucanların sindirim kanallarında bulunan, kuşların kursağına benzeyen yapı
  3. Kuş kursağı şişirilip kurutularak yapılan veya ona benzetilen şişkin şey
    • "Düdüğün kursağı patlamış."
  4. Boğaz

KUŞBAZ

Kelime Kökeni : Türkçe

  1. [isim] Süs kuşları yetiştiren kuş meraklısı
  2. Padişahların av kuşlarını yetiştiren görevli

KUTSUZ

  1. [sıfat] Uğursuz, kötü, menhus
  2. Mutsuz, zavallı

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü