Başında keme olan 16 kelime var. Keme ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde keme olan kelimeler listesine ya da sonu keme ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında keme bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
KEMENÇECİLİK
KEMENTLEMEK
KEMENTLEME, KEMERCİLİK, KEMERLEMEK
KEMENÇECİ, KEMERLEME
KEMERLİK, KEMERSİZ
KEMENÇE, KEMERCİ, KEMERLİ
KEMENT, KEMERE
KEMER
KEME
Keme Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
EKME, EMEK, KEME, MEKE
3 Harfli Kelimeler
EKE, KEM
2 Harfli Kelimeler
EK, EM, KE, ME
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KEMENÇECİLİK
-
-
[isim]
Kemençecinin yaptığı iş
-
[isim]
Kemençecinin yaptığı iş
- KEMENTLEMEK
-
-
[-i]
Kement geçirmek
-
[-i]
Kement geçirmek
- KEMENTLEME
-
-
[isim]
Kementlemek işi
-
[isim]
Kementlemek işi
- KEMERCİLİK
-
-
[isim]
Kemercinin yaptığı iş
-
[isim]
Kemercinin yaptığı iş
- KEMERLEMEK
-
-
[-i]
Ciltçilikte dikişten sonra kitabın sırtına yuvarlak bir biçim vermek
-
[-i]
Ciltçilikte dikişten sonra kitabın sırtına yuvarlak bir biçim vermek
- KEMENÇECİ
-
-
[isim]
Kemençe çalan veya yapan kimse
-
[isim]
Kemençe çalan veya yapan kimse
- KEMERLEME
-
-
[isim]
Kemerlemek işi
-
[isim]
Kemerlemek işi
- KEMERSİZ
-
-
[sıfat]
Kemeri olmayan
-
[sıfat]
Kemeri olmayan
- KEMERLİK
-
-
[isim]
Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ
-
[sıfat]
Kemer yapmaya elverişli
- "Kemerlik deri."
-
[isim]
Bazı işçi ve satıcıların araç veya gereçlerini koymak için bellerine taktıkları, gözlere ayrılmış, bez, tahta, meşin veya metal bağ
- KEMERLİ
-
-
[sıfat]
Üzerinde kemeri olan veya kemer takılmış olan
- "Kumardan aldığı ilk parayla siyah satenden arkası kemerli iki adet iç yelek yaptırdı."
-
Kemer biçiminde olan
- "Orhan'ın kemerli kapıdan içeriye koşa koşa girdiğini görmedi."
-
[mecaz]
Kavisli olan
- "Kemerli burun."
-
[sıfat]
Üzerinde kemeri olan veya kemer takılmış olan
- KEMERCİ
-
-
[isim]
Kemer yapıp satan kimse
-
Giyim sanayisinde giysilerdeki kemer bölümünde yer alan köprüleri diken kimse
-
[isim]
Kemer yapıp satan kimse
- KEMENÇE
-
Kelime Kökeni: Farsça kemānçe
-
[isim, müzik]
Yayla çalınan, kemana benzer, üç teli olan küçük bir çalgı; kemançe
- "Davul değişmiş, tef değişmiş, kemençe bambaşka bir çalgı olmuştu."
-
[isim, müzik]
Yayla çalınan, kemana benzer, üç teli olan küçük bir çalgı; kemançe
- KEMENT
-
Kelime Kökeni: Farsça kemend
-
[isim]
Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip; laso
-
İdam için kullanılan yağlı kayış
-
[isim]
Hayvanları yakalamak için kullanılan, ucu ilmikli, kaygan uzun ip; laso
- KEMERE
-
Kelime Kökeni: Rumca
-
[isim, denizcilik]
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri
-
[isim, denizcilik]
Gemi güvertesinin enine konmuş kirişlerinden her biri
- KEMER
-
Kelime Kökeni: Farsça kemer
-
[isim]
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı
- "Nihat elinde tuttuğu kemeri denize fırlatıp attı."
-
Etek, pantolon vb. giysilerin bele gelen bölümü
-
Emniyet kemeri
-
[sıfat]
Bakınız tümsekli
- "Kemer burun."
-
[anatomi]
Kemiklerden oluşan yay biçimindeki yapı
- "Kaş kemeri. Damak kemeri. Ayak kemeri."
-
[jeoloji]
Katmanlı kayaçlarda bir kıvrımın kabarık tepe yeri, tekne karşıtı
-
[mimarlık]
İki sütun veya ayağı birbirine üstten yarım çember, basık eğri, yonca yaprağı vb. biçimlerde bağlayan ve üzerine gelen duvar ağırlıklarını, iki yanındaki ayaklara bindiren tonoz bağlantı
- "Büyük bir camiydi bu. Minareleri, kubbeleri, kemerleri ve parmaklıklı pencereleri filan hepsi tamamdı."
-
[eskimiş]
Özellikle yolculukta kullanılan, üzerinde altın, para yerleştirmeye yarar gözleri olan meşin kuşak
-
[isim]
Bele dolayarak toka ile tutturulan, kumaş, deri veya metalden yapılan bel bağı
- KEME
-
-
[isim, ağızlardan]
Büyük sıçan
-
Bakınız domalan
-
[isim, ağızlardan]
Büyük sıçan