Sonunda karmak olan 3 kelime var. KARMAK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde karmak olan kelimeler listesine ya da başında karmak olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
ÇIKARMAK, YAKARMAK
KARMAK
Karmak Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
6 Harfli Kelimeler
KARMAK, MARKKA
5 Harfli Kelimeler
AKMAK, KAKMA, KARMA, MAKAK, MARKA, RAKAM, RAMAK
4 Harfli Kelimeler
AKAK, AKAR, AKMA, AKRA, ARAK, ARKA, ARMA, KAKA, KAMA, KARA, MARK
3 Harfli Kelimeler
AKA, AMA, ARA, ARK, KAK, KAM, KAR, RAM
2 Harfli Kelimeler
AK, AM, AR, MA, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ÇIKARMAK
-
-
[-den]
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
-
[-i]
Sonunu getirmek
- "Hacı Bey, ayazın tükürük dondurduğu bir gün, yakacak sıkıntısından konuşulurken, ‘Eee Ali Emmi, biz bu kışı zor çıkarırız' demişti de..."
-
[-i]
Anlamak, ne olduğunu bilmek, sezmek
- "Nereden geliyordu, akşam olunca hangi yöne gidiyordu, bir türlü çıkaramadım."
-
[-i]
Bulmak, ortaya koymak
- "Sultanahmet Camisi'nde vaaz veren hocanın bile yanlışını çıkarmış..."
-
[-i]
Bakınız anımsamak
- "Adamı nereden tanıdığımı tam olarak çıkarmaya çalıştım."
-
[-i, -den]
Öfke, hırs, acı vb.nin zararını çektirmek
- "Şimdilik bana karşı çok efendice davranıyor, beni rahat bırakıyor ama yarın ve daha sonra bu sabrının acısını benden çıkarmak istemeyecek mi?"
-
[-i, -den]
Sağlamak, elde etmek
- "Allah adama kuvvet verirse rızkını taştan çıkarır."
-
[-i, nesnesiz]
Gibi göstermek, bir davranış yüklemek
- "İçine kapanık, uysal, karşılaştığı sevindirici olayları başkalarının iyiliğiyle açıklayıp ters giden her işte kendini suçlu çıkaran bir insandı."
-
[-i]
Bakınız kusmak
- "Sonunda dayanamayıp o gece ne yediyse çıkardı."
-
İlgisini keserek uzaklaştırmak
-
[-i]
Giysi, ayakkabı vb.ni vücuttan ayırmak, soymak
- "İhtiyar hatun, onun ayakkabılarını ve ceketini çıkarıp çekilip gitmişti."
-
[-i]
Bakınız yayımlamak
- "Gençlerin tenkitlerini gördü, yeni çıkardıkları edebiyat tarihlerini karıştırdı."
-
[-i]
Bir şeyi temizlemek
- "Üstünde kahverengi bir sandık lekesi vardı. ‘Bu leke çıkar mı?’ diye sordum gömleği satan ihtiyar kadına."
-
[nesnesiz]
Ortaya koymak
- "İşin aslı, bu hikâyenin çok daha ötesinde iyi bir iş çıkardım."
-
[-e, nesnesiz]
İkram etmek
- "Konuklara çerez çıkardı."
-
[-e, -i]
Bakınız göstermek
- "Sosyeteye bir ustabaşıyı kocam diye çıkaracaksın."
-
[-i, -le]
Bir müzik parçasını notalarıyla çalmak
- "Yeni öğrendiği bir tangoyu piyanoda tek parmakla çıkarmaya çalışan İlhami..."
-
[nesnesiz]
Bakınız boşaltmak
- "Karşıki kıyıda yün denkleri çıkaran gemiye haykırdık, işaretler ettik."
-
[nesnesiz]
Resim yapmak
-
[nesnesiz]
Fotoğraf çektirmek
-
[-i, mecaz]
Bir şeyi açık etmek
- "Bu dedikoduyu ortaya mutlak bizim arkadaş çıkarmıştır."
-
[-i, -den, matematik]
Bir sayıyı başka bir sayı kadar eksiltmek; tarh etmek
-
[-den]
Birinin veya bir şeyin çıkmasını sağlamak, çıkmasına sebep olmak
- YAKARMAK
-
-
[-e]
Israrlı bir biçimde istemek; yalvarmak
- "Yalvarmak, yakarmak nafile bugün / Gözünün yaşına bakmadan gider"
-
Tanrı'ya içten yalvararak dua etmek, niyaz etmek
-
[-e]
Israrlı bir biçimde istemek; yalvarmak
- KARMAK
-
-
[-i]
Karıştırmak, birbirine katmak
-
[nesnesiz]
Toz durumundaki bir şeyi sıvı ile karıştırarak çamur veya hamur durumuna getirmek
- "Çimento torbalarını taşıdı. Kardılar elbirliğiyle. Sonra kaldırdılar direkleri."
-
[-i]
Karıştırmak, birbirine katmak