Başında kara olan 9 harfli 60 kelime var. Kara ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kara olan kelimeler listesine ya da sonu kara ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.
Karmaşık harflerden başında kara bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kara Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
4 Harfli Kelimeler
AKAR, AKRA, ARAK, ARKA, KARA
3 Harfli Kelimeler
AKA, ARA, ARK, KAR
2 Harfli Kelimeler
AK, AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KARABAKAL
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris)
-
[isim, hayvan bilimi]
Karatavukgillerden, kara renkli ardıç kuşu (Tutrdus pilaris)
- KARARNAME
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳarār + Farsça nāme
-
[isim]
Cumhurbaşkanının onayladığı hükûmet kararı
- "Bir sabah bir kasabada uyanırsınız o gün bir kararname imzalanır, akşama bir şehirli olursunuz."
-
Bakanlar kuruluna verilen yetkilere dayanarak alınan karar
- "Hükûmetin çıkardığı kararnameden söz ediyorlar."
-
Bu kararı bildiren resmî yazı
- "Tayin ve terfi kararnameleri."
-
[isim]
Cumhurbaşkanının onayladığı hükûmet kararı
- KARABATAK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu (Phalacrocorax)
-
[argo]
Borcunu ödemeyen kimse
-
[isim, hayvan bilimi]
Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu (Phalacrocorax)
- KARABORSA
-
Kelime Kökeni: Türkçe kara + İtalyanca borsa
-
[isim, ticaret]
Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi
- "Bir teneke benzin aldık karaborsadan, dayan, dedik."
-
[isim, ticaret]
Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi
- KARAYEMİŞ
-
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız taflan
-
[isim, bitki bilimi]
Bakınız taflan
- KARACABEY
-
-
[isim]
Bursa iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Bursa iline bağlı ilçelerden biri
- KARATABAN
-
-
[isim]
İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı
- "Nitekim, önce Fransa’da baş gösteren ve 1860’lı yıllarda da Bursa’ya kadar ulaşan karataban hastalığı kent ve etraf böceklerini kaplamış ve ürün günden güne azalmıştı."
-
[isim]
İpek böceklerinde geniş çapta ölüme yol açan kelebek hastalığı
- KARABİBER
-
-
[isim, bitki bilimi]
Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerinin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum)
-
[bitki bilimi]
Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi
-
Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılan toz
-
[mecaz]
Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli
-
[isim, bitki bilimi]
Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerinin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum)
- KARABALIK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız tatlısu kayası
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız tatlısu kayası
- KARALAMAK
-
-
[-i]
Boya veya kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek
- "Duvarı karalamışlar."
-
Bir yazının üzerini çizerek onu geçersiz kılmak
- "Son iki satırı karalamalı."
-
Taslak olarak yazmak veya çizmek
- "Defteri elime alıp şu iki sayfalık yazıyı karaladıktan sonra kapının yavaşça gıcırdadığını işittim."
-
Hızlı ve acele olarak yazmak
- "Birdenbire ayağa kalktı ve ayakta bir reçete karaladı."
-
[mecaz]
Leke sürmek, kötülük yüklemek, iftira etmek; karamak
-
[-i]
Boya veya kalemle birtakım şekiller çizerek bir yeri kirletmek
- KARALANMA
-
-
[isim]
Karalanmak işi
-
[isim]
Karalanmak işi
- KARASİNEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, insan ve evcil hayvanların kanını emen, gıda atıkları, hayvan yemi, dışkılar da dâhil olmak üzere her türlü yiyecekle beslenen, erişkinleri yaklaşık 5-8 mm olabilen, karnı sarı, dört dar şeritli göğsü gri renkli, tat organları küçük tüylerle kaplı, görünüşü ev sineğine benzeyen bir tür sinek (Stomoxys calcitrans)
-
[isim, hayvan bilimi]
Çift kanatlılardan, insan ve evcil hayvanların kanını emen, gıda atıkları, hayvan yemi, dışkılar da dâhil olmak üzere her türlü yiyecekle beslenen, erişkinleri yaklaşık 5-8 mm olabilen, karnı sarı, dört dar şeritli göğsü gri renkli, tat organları küçük tüylerle kaplı, görünüşü ev sineğine benzeyen bir tür sinek (Stomoxys calcitrans)
- KARAÇAYCA
-
-
[isim]
Bakınız Karaçay-Balkar Türkçesi
-
[isim]
Bakınız Karaçay-Balkar Türkçesi
- KARARLICA
-
-
[zarf]
Kararlı bir biçimde
-
[zarf]
Kararlı bir biçimde
- KARANTİNA
-
Kelime Kökeni: İtalyanca quarantina
-
[isim, tıp]
Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi
- "Bandırma'ya ulaştıklarında onları tatsız bir sürpriz bekliyordu, şehirde kolera nedeniyle karantina vardı."
-
Eskiden hastanelerde, yatacak hastaların kayıt ve kabul edildikleri yer
-
[mecaz]
Kontrolden geçirme
- "Tehlikeli bulduğumuz her sözü açığa vurmak için bir karantina devrine tabi tutarız."
-
[isim, tıp]
Bulaşıcı bir hastalığın yayılmasını önlemek için belli bir bölgenin veya yerin kontrol altında tutulup giriş çıkışların engellenmesi biçiminde uygulanan sağlık önlemi
- KARAPAPAK
-
-
[isim]
İran, Azerbaycan ve Türkiye’de dağınık olarak yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse; Terekeme
-
[isim]
İran, Azerbaycan ve Türkiye’de dağınık olarak yaşayan bir Türk halkı ve bu halkın soyundan olan kimse; Terekeme
- KARAİSALI
-
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
-
[isim]
Adana iline bağlı ilçelerden biri
- KARAMUSAL
-
Kelime Kökeni: İtalyanca paramusselli
-
[isim, denizcilik]
Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni
- "Acaba bu gece limanda tek demirle yatabilecek miyim? Yoksa karamusal mı yapalım?"
-
[isim, denizcilik]
Çifte demir atıldığında geminin dönmesiyle zincirlerin karışmasını önlemek için kullanılan, fırdöndüye bağlı zincir düzeni
- KARASIĞIR
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Orta Anadolu'da yetişen, sert ve kurak iklime dayanıklı, küçük yapılı bir tür sığır
- "İki ay geçmeden öküzlerden biri öldü. Tekini sattık. Bu kez, bir çift karasığır alındı."
-
[isim, hayvan bilimi]
Orta Anadolu'da yetişen, sert ve kurak iklime dayanıklı, küçük yapılı bir tür sığır
- KARACİĞER
-
-
[isim, anatomi]
Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ
- "Biz burada hepimiz karaciğerimiz delinerek ölmeye mahkûmuz."
-
[isim, anatomi]
Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ