Sonunda kar olan 8 harfli 38 kelime var. KAR ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kar olan kelimeler listesine ya da başında kar olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Kar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
ARK, KAR
2 Harfli Kelimeler
AK, AR, RA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- HALASKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫalāṣ + Farsça -kār
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kurtarıcı
- "Halaskâr Gazi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız kurtarıcı
- SİTEMKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça sitemkār
-
[sıfat]
Sitem edici, sitem eden
-
[sıfat]
Sitem edici, sitem eden
- TALEPKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṭaleb + Farsça -kār
-
[sıfat]
Bakınız istekli
- "Yıllar önce kendini suya atmayı istediğinde içine kapanık, hırçın, beceriksizce talepkâr bir gövdeydi bu."
-
[sıfat]
Bakınız istekli
- DAVETKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça daʿvet + Farsça -kār
-
[sıfat]
Çekici, cazibeli (bakış, davranış vb.)
- "Yanımdan geçerken bir tuhaf baktı / Arzulu ve davetkârdı mutlak"
-
[sıfat]
Çekici, cazibeli (bakış, davranış vb.)
- KALEMKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳalem + Farsça -kār
-
[isim]
Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı
- "Sonra kökboyalarını getirip getirmediğimi sormak isteyen fakat soramayan çekingen, yumuşak bakışlı kalemkâr oğlum Alaca Bey hafiften yüzü pembeleşmiş olarak koşup geldi."
-
Madenî eşyaların üzerine çelik kalemle veya özel aletlerle süsleme yapan veya yazı yazan kimse
-
Kumaş, tülbent, yazma vb. üzerine ince fırça ile boyama yapan kimse
-
Düğünlerde kadınlara makyaj yapan kimse
- "Yine bir düğün günü ahali yiyip içip eğlenirken kalemkâr hatun, gelini dizinin dibine oturtmuş, makyajını yapıyormuş."
-
[isim]
Tavan ve duvarlara kabartma gibi görünen resimler yapan sanatçı
- MAKASKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça miḳaṣṣ + Farsça -kār
-
[isim, eskimiş]
Kâğıt oymacılığı ile uğraşan kimse
-
Kesme ve oyma sanatı ile uğraşan kimse
-
[isim, eskimiş]
Kâğıt oymacılığı ile uğraşan kimse
- LÜTUFKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça luṭf + Farsça -kâr
-
[sıfat, eskimiş]
İyiliksever olan (kimse)
- "''Bihruz Bey, kendisine biraz kırgın sandığı profesörün bu lütufkâr iltifarını görünce sevincinden ne yapacağını şaşırdı.''"
-
[sıfat, eskimiş]
İyiliksever olan (kimse)
- HULUSKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫulūṣ + Farsça -kār
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz duygulu, gönlü temiz olan
-
[isim, mecaz]
Bakınız dalkavuk
-
[sıfat, eskimiş]
Temiz duygulu, gönlü temiz olan
- MÜSTAKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça mustaḳarr
-
[sıfat, eskimiş]
İstikrar bulmuş, durulmuş
-
[isim]
Karar kılınan, yerleşilen yer
-
[sıfat, eskimiş]
İstikrar bulmuş, durulmuş
- BESTEKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça bestekâr
-
[isim, müzik]
Bakınız besteci
- "Büyük bir şair, eşsiz bir bestekârdı."
-
[isim, müzik]
Bakınız besteci
- VERİMKAR
-
Kelime Kökeni: Türkçe verim + Farsça -kār
-
[sıfat]
Bakınız verimli
-
[sıfat]
Bakınız verimli
- HİCAZKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥicāz + Farsça -kār
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde rast perdesinde karar kılan bir makam
-
[isim, müzik]
Klasik Türk müziğinde rast perdesinde karar kılan bir makam
- SANATKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣanʿat + Farsça -kār
-
[isim]
Bakınız sanatçı
- "Başı aylarca ağrımayan, sinirleri bozulmayan, yanılmayan sanatkâr, olduğu yerde sayandır."
-
El ile yaptığı işi kendisine meslek edinen işçi veya usta
-
[sıfat]
Bir işi ustalıkla yapan, usta, mahir
-
[isim]
Bakınız sanatçı
- SEBATKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça s̱ebāt + Farsça -kār
-
[sıfat]
Bakınız sebatlı
-
[sıfat]
Bakınız sebatlı
- TAVİZKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿvīż + Farsça -kār
-
[sıfat]
Bakınız ödüncü
-
[sıfat]
Bakınız ödüncü
- TÖVBEKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça tevbe + Farsça -kār
-
[sıfat]
Günah sayılacak bir işten vazgeçmiş olan, bir daha yapmamaya karar vermiş olan (kimse)
-
Bakınız tövbeli
-
[sıfat]
Günah sayılacak bir işten vazgeçmiş olan, bir daha yapmamaya karar vermiş olan (kimse)
- KÜNDEKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça künde-kār
-
[isim]
Kündekâri tekniğini uygulayan kişi
-
[isim]
Kündekâri tekniğini uygulayan kişi
- SAHTEKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça sāḫtekār
-
[sıfat]
Sahte işler yapan; düzmeci, sahteci, yezit
- "Behiç yalancı, sahtekâr, hodbin ve nankördü fakat sevimliydi."
-
[sıfat]
Sahte işler yapan; düzmeci, sahteci, yezit
- GÜNAHKAR
-
Kelime Kökeni: Farsça gunāhkār
-
[sıfat]
Günah işlemiş, günahı olan; günahlı
- "Vakit vakit gözlerini kapayarak o herkesin / Ah ettiği sevda adlı günahkârı düşündün mü?"
-
[sıfat]
Günah işlemiş, günahı olan; günahlı
- SEDEFKAR
-
Kelime Kökeni: Arapça ṣadef + Farsça -kār
-
[isim]
Bakınız sedefçi
- "Ellerimi sana uzatıyorum sedefkâr dostum, serinlet içimi."
-
[isim]
Bakınız sedefçi