Başında kar olan 9 harfli 97 kelime var. Kar ile başlayan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe ile ilgili araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde kar olan kelimeler listesine ya da sonu kar ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz.

Karmaşık harflerden başında kar bulunan kelimeleri bulmak için Kelime Bulma Makinesi'ni kullanabilirsiniz.

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Kar Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A K R

3 Harfli Kelimeler

ARK, KAR

2 Harfli Kelimeler

AK, AR, RA

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KARLANMAK

  1. [nesnesiz] Kar ile örtülmek, kar ile kaplanmak
  2. [televizyon] Ekranda görüntü siyah beyaz noktalarla kaplanmak
    • "Tek başına çıngırak sesi karlanan ekranın gözeneklerinde." (Özdemir İnce)
KARAKARGA

  1. [isim, hayvan bilimi] Bakınız kuzgun
KARABURUN

  1. [isim] İzmir iline bağlı ilçelerden biri
KARABİLME

  1. [isim] Karabilmek işi
KARIŞLAMA

  1. [isim] Karışlamak işi
    • "Kol karışlama onun falı imiş." (Hamit Zübeyr Koşay)
KARABASAN

  1. [isim] Sıkıntılı ve korkulu düş; kâbus
    • "Son iki günün rüyası, düşü, karabasanı aynı biçimde sürüyormuş." (Adalet Ağaoğlu)
  2. [ruh bilimi] Bir kimsenin içinde bulunduğu karmakarışık, sıkıntılı ruh durumu
    • "Olmuyor, aklımı ne kadar zorlarsam zorlayayım boşuna, hep aynı karabasan çıkıyor karşıma." (Ahmet Ümit)
KARACİĞER

  1. [isim, anatomi] Karın boşluğunun sağ üst bölgesinde bulunan, öd salgılayan, şeker depolayan, iri, açık kahverengi organ
    • "Biz burada hepimiz karaciğerimiz delinerek ölmeye mahkûmuz." (Nâzım Hikmet)
KARABORSA

Kelime Kökeni: Türkçe kara + İtalyanca borsa

  1. [isim, ticaret] Piyasada olmayan bir malın gizlice yüksek fiyatla alınıp satılması işi
    • "Bir teneke benzin aldık karaborsadan, dayan, dedik." (Orhan Veli Kanık)
KARLANMAZ

  1. [isim] Dondurucu bölümünde karlanma ve buzlanma olmayan buzdolabı
KARARTMAK

  1. [-i] Rengini karaya çevirmek; yakmak
    • "Güneş tenini karartmış."
  2. Karanlık duruma getirmek
    • "Perdeler odayı kararttı."
  3. Işığı kısmak veya örtmek
  4. [mecaz] Kötü bir duruma getirmek
    • "Seyahat onu yormuş ve karartmıştı." (Peyami Safa)
KARARLAMA

  1. [isim] Kararlamak işi
  2. [sıfat] Bakınız tahminî
  3. [zarf] Bakınız tahminen
KARDEŞLİK

  1. [isim] Kardeş olma durumu; karındaşlık, uhuvvet
  2. Kardeş kadar yakın sayılan kimse; yakın dost
  3. Birlik ve beraberlik
    • "Sınıfımızdaki kardeşlik çok güçlüydü."
  4. [ünlem, teklifsiz konuşmada] Adı bilinmeyen kimselere söylenen bir seslenme sözü
    • "Kol delik mintan delik / Yen delik, kaftan delik / Kevgir misin be kardeşlik" (Orhan Veli Kanık)
KARAKAVUK

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız hindiba
KARTOTEKS

Kelime Kökeni: Fransızca cartotéques

  1. [isim] Bakınız kartotek
    • "Onu bu işe sevk eden, kafasındaki kartotekse birkaç yeni tip ilave etme fırsatıdır." (Emine Işınsu)
KARABACAK

  1. [isim, bitki bilimi] Pancar fidelerinde gelişerek fidenin ölümüne veya cılız kalmasına yol açan ve yerleştiği bölgeleri kara beneklerle örten asklı mantar
  2. Bu mantarın sebep olduğu hastalık
KARARINDA

  1. [zarf] Bakınız yeterince
KARABİBER

  1. [isim, bitki bilimi] Karabibergillerin örnek bitkisi olan, zeytinsi, meyvelerinin taneleri yuvarlak, yaprakları kalp biçiminde, tırmanıcı bir bitki (Piper nigrum)
  2. [bitki bilimi] Bu bitkinin baharat olarak kullanılan kuru ve siyah tanesi
  3. Bu tanelerin kurutulup öğütülmesiyle yapılan toz
  4. [mecaz] Sevimli ve ufak tefek esmer güzeli
KARABATAK

  1. [isim, hayvan bilimi] Karabatakgillerden, balıkla beslenen, gagası uzun ve sivri, kara tüylü bir deniz kuşu (Phalacrocorax)
  2. [argo] Borcunu ödemeyen kimse
KARARINCA

  1. [zarf] Gerektiği ölçüde
  2. Gerektiği gibi
KARŞITLIK

  1. [isim] Karşıt olma durumu; aksilik, zıddiyet, mübayenet, tezat, zıtlık, kontrast
    • "Baştan ayağa karşıtlıklarla dolu bir varlık, aynı zamanda iğrenç ve saygıdeğer, aşağılık ve yüce, ödlek ve cesur." (Attilâ İlhan)
  2. [biyoloji] İki organ, iki sistem arasındaki görevlerin zıt olması durumu; karşı gelim
  3. [matematik] Bir teoremin karşıtının da doğru olması durumu
  4. [ruh bilimi] Başkalarının istek, dilek veya buyruklarının tersine davranma eğilimi
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü