Sonunda k olan 5 harfli 631 kelime var. K harfi ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde k harfi olan kelimeler listesine ya da başında k harfi olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BEZİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] İki, üç veya dört kişi arasında 96 kâğıtla oynanan bir çeşit iskambil kâğıdı oyunu
    • "Beybabanın bezik oynayışı da pek alengirlidir." (Salâh Birsel)

KEŞİK

Kelime Kökeni : Moğolca

  1. [isim] Sıra, nöbet

ÖZDEK

  1. [isim] Kullanılmaya, harcamaya uygun, taşınması kolay eşya, ayniyat
  2. İş yerlerinde eşya ve malzeme işleriyle ilgilenen bölüm, ayniyat
  3. Duyularla algılanabilen, bölünebilen, ağırlığı olan nesne, madde
  4. İnsanın çalışmasıyla bir amaç uğruna biçim verdiği veya yararlandığı doğal cisimler, nesneler

TACİK
...
YÜZÜK

  1. [isim] Parmağa geçirilen genellikle metal halka
    • "Kalın parmaklarımın her bir boğumuna ayrı bir taştan, ayrı bir büyüklükte yüzükler geçirmişti." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Yüzük oyunu

AHENK

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Uyum
    • "Sesi alaylı bir ahenkle kadının kulaklarına çarptı." (Mithat Cemal Kuntay)
    • "Türk diline en asil ahengini veren sanatkârı düşüneceğiz." (Orhan Seyfi Orhon)
  2. Anlaşma, uyuşma (II)
    • "Biz bu işin içine girmeyelim. Ahengi bozarız." (Haldun Taner)
  3. Çalgılı eğlence
    • "Bütün komşular o gece gürültüden, ahenkten uyuyamamışlar." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

DÜDÜK

  1. [isim] İçinden hava veya buhar geçirildiğinde keskin ses çıkaran ve işaret vermek için kullanılan araç
    • "Ben düdük sesi işitir gibi oldum, posta geçmiş olmasın..." (Memduh Şevket Esendal)
    • "Mayosunu kendi ördü, yün çekti, düdük gibi dapdaracık oldu." (Refik Halit Karay)
  2. Taşıtlarda karşı tarafı uyaran korna
  3. [sıfat] Akılsız, boş kafalı

ŞAKAK

  1. [isim] Göz, alın ve yanak arasında, elmacık kemiğinin üstünde bulunan çukurumsu bölge
    • "Genç adam tekrar elini hastanın başına, şakaklarına götürerek bütün yüzünü, boynunu okşadı." (Peyami Safa)
    • "Ben o eski adam değilim, şakaklarım nasıl beyazlanmış, görmüyor musun?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Kalbinin yırtıldığını, kilitlenen çenelerinin çatırdadığını, şakaklarının attığını duyardı." (Ömer Seyfettin)

GÜCÜK

  1. [sıfat] Kısa, bodur, gelişmemiş, güdük
  2. Kuyruksuz, kuyruğu kesik (hayvan)
  3. [isim] Ağaç direklerin hazırlanması sırasında artakalan kısa parça

TAMİK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Derinleştirme

YELEK

  1. [isim] Ceket altına giyilen kolsuz ve kısa giysi
    • "Sağ elini yelek cebine attı." (Ömer Seyfettin)
  2. Okun yay kirişine takılan bölümündeki tüy
    • "Ok yeleği."
  3. Kuş kanadının büyük tüyü, telek

BÖREK

  1. [isim] Açılmış hamurun veya yufkanın arasına, peynir, kıyma, ıspanak vb. konularak çeşitli biçimlerde pişirilen hamur işi
    • "Puf böreği. Kol böreği. Nemse böreği."
    • "Acaba annen bize bir börek açar mı?" (Halide Edip Adıvar)

ÇUBUK

  1. [isim] Körpe dal
    • "Asma çubukları taze de duman yapıyor, duman kaçtı gözüme." (Cahit Uçuk)
  2. Değnek biçiminde ince, uzun ve sert olan şey
    • "Sıcak bir demir çubuktan niçin elini çekiyorsun?" (Hüseyin Cahit Yalçın)
  3. Tütün içmek için kullanılan uzun ağızlık
    • "Sabahtan başlar, akşama kadar çubuk içer." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Kumaşta düz çizgi
  5. Ana direkler üzerine sürülen ikinci ve üçüncü direk parçası

RAMAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] "Bir şeyin olmasına çok az kalmak" anlamına gelen ramak kalmak deyiminde geçer
    • "Gerçekten deli olmama ramak kalmıştı." (Ahmet Mithat)

BEDİK

  1. [isim] Kazak Türklerinde bir hastalığın iyileşmesi için yapılan tören

KÜTÜK

  1. [isim] Kalın ağaç gövdesi
    • "Etrafına gölge salmayan, yemiş vermeyen hangi kütük baltadan kurtulur?" (Halide Edip Adıvar)
  2. Kesilmiş ağaç gövdesi
    • "Kenara iri zeytin kütükleri istif edilmişti." (Refik Halit Karay)
  3. Kesimden sonra ağaç gövdesinin toprakta kalan bölümü
    • "Çamlıkları yarıyoruz, ağaçların kütüklerinden atlıyoruz, ne bir köy ne bir ses var." (Memduh Şevket Esendal)
  4. Asma fidanı
    • "Kütüklerin üstündeki koruklara otlar tırmanan bahçeyi bir daha geçiyoruz." (Falih Rıfkı Atay)
  5. Resmî kayıt defteri, ana defter
  6. Nüfus kütüğü
  7. Kütük demir
  8. Görgüsüz, kaba kimse
    • "Biraz sonra bizim kütük kanepenin üstüne oturmuş, ayaklarıyla yerdeki yaprakları eziyordu." (Halide Edip Adıvar)

TİPİK

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [sıfat] Bir kimseyi veya nesneyi niteleyen, karakteristik
    • "Pek tipik ve âdeta alametifarikalı bir kadını bulmak zor değildir." (Refik Halit Karay)
  2. Güçlü özgünlüğü olan

KAPİK

Kelime Kökeni : Rusça

  1. [isim] Rublenin yüzde biri değerindeki para

SERİK
...
UŞŞAK

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Türk müziğinde ana makamlardan biri

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü