Sonunda iz olan 5 harfli 49 kelime var. İZ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca İçinde iz olan kelimeler listesine ya da başında iz olan kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TİRİZ

  1. [isim] Giysilerin yırtmacına ve eteğine eklenen ensiz kumaş parçası
  2. Ensiz tahta
  3. Çarpma ve sürtüşmelerden korunmak için güvertesiz teknelerin, direklerin ve dubaların dış kenarlarına takılan, tahtadan veya halat örgüsüyle yapılmış çıkıntı

BARİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Açık, göze çarpan, belirgin
    • "Halk arasında da keder ve sevinç diye iki bariz heyecan olduğuna inanmıştı." (Peyami Safa)

TEMİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Kirli, lekeli, pis, bulaşık olmayan, arı, pak
    • "İçki yerine soğuk su, temiz ayran... var." (Falih Rıfkı Atay)
    • "Bizim yazarımız temize çektikten sonra romanı elinde dolaşır dururdu kapı kapı." (Necati Cumalı)
    • "Sonra kendini büsbütün temize çıkartmak için üstünün ve eşyasının aranmasını istedi." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "... gazete kendi evin, temize çıktığın gün gelmezsen küserim bak." (Atilla İlhan)
  2. Özenle yapılmış
    • "Temiz iş. Temiz dayak."
  3. Çok az kullanılmış veya hiç kullanılmamış olan, özrü olmayan
    • "Temiz araba."
  4. Ahlakça lekesiz, necip, nezih
    • "Biraz fazla saf olmakla beraber çok temiz ve nazik bir çocuk..." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [zarf] Kirli, lekeli, bulaşık olmayan bir biçimde
    • "Temiz giyinmek."

ERSİZ

  1. [sıfat] Kocasız

YEDİZ

  1. [sıfat] Yedisi bir arada doğan (çocuk)

EVSİZ

  1. [sıfat] Evi olmayan
    • "Zavallı evsizler ne zaman başlarının üstünde bir dama kavuşacaklar, diye her ağızdan bir nakarat..." (Halide Edip Adıvar)

İŞSİZ

  1. [sıfat] İşi olmayan
    • "Ben kendimi faydalı bir adam farz ettiğim hâlde, sen kendini niçin işsiz ve tufeyli sayıyorsun?" (Kemal Tahir)

BENİZ

  1. [isim] Yüz
    • "Benzi limon gibi sararmaya, gözleri ateş gibi parlamaya başladı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Necdet'in benzi atıyor, kesik kesik soluyordu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "O böyle söylerken yanında bulunanların benzi sararırdı." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Benzi uçtu, dudaklarındaki gülümseme soldu." (Memduh Şevket Esendal)
  2. Yüz rengi

DÖVİZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Ülkeler arası ödemelerde kullanılabilecek para, çek, poliçe vb. her türlü ödeme aracı
  2. Yabancı ülke parası
  3. Propaganda, tanıtma amacıyla üzeri yazılmış bez veya karton

VECİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Kısa ve etkili (söz)
    • "Bu bahsi çok veciz ve çok hazin bir ifadeyle anlatan..." (Yahya Kemal Beyatlı)

ÇEYİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Gelin için hazırlanan her türlü eşya, cihaz
    • "Noksansız bir çeyiz ve düğünle iyi bir eve verilen Zeynep..." (Tarık Buğra)
    • "Kazandığını bir yana atar, kendine çeyiz düzer." (Mahmut Yesari)

İÇSİZ

  1. [sıfat] İçi olmayan (taneli sebze veya kuru yemiş)
  2. İç lastiği olmayan
  3. Muhtevası olmayan, kuru, anlamsız
    • "İçsiz bir ortamı sanatçılar da yadırgıyor, bu kurulaşmadan, yüzeyleşmeden onlar da yakınıyor." (Haldun Taner)

GALİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Kaba ve çirkin, iğrenç

KERİZ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Geriz, çirkef, pislik
  2. Kumar
  3. Kolayca kandırılabilen kimse, aptal
  4. Eğlenti

ETSİZ

  1. [sıfat] Eti olmayan
    • "Etsiz yemek."
  2. Kuru, sıska, zayıf
    • "Onları bir başka küreden inmiş etsiz, kemiksiz, şeffaf birtakım varlıklar zannedeceksiniz." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)

ESKİZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Taslak
    • "Fuayede eski afişler, eski oyunlarından dekor eskizleri var." (Haldun Taner)

VALİZ

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [isim] Genellikle yolculukta içine çamaşır vb. eşya konulan küçük el bavulu
    • "Ufak bir iş de bulmuş, istasyonda valiz taşıyordu." (Sait Faik Abasıyanık)

DİKİZ

  1. [isim] Bakma, gözetleme, erkete
    • "İsterseniz siz masanın altından dikiz edin ama belli olmasın." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Jale ... bilmem ben onu yine yakın dikize almış mıydım?" (Salâh Birsel)

İPSİZ

  1. [sıfat] İpi olmayan
  2. Haylaz, serseri, hayta

TARİZ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Kapalı bir biçimde, dolaylı olarak söz söyleme, taşlama

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü