Sonunda iye olan 7 harfli 77 kelime var. İYE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde iye olan kelimeler listesine ya da başında iye olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

İye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Y İ

3 Harfli Kelimeler

İYE

2 Harfli Kelimeler

EY, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

TENKİYE

Kelime Kökeni: Arapça tenḳiye

  1. [isim, eskimiş] Anüsten su vererek kalın bağırsağın içini temizleme
  2. Bu iş için kullanılan araç
KÜLLİYE

Kelime Kökeni: Arapça kulliyye

  1. [isim] Bir caminin çevresinde cami ile birlikte kurulmuş medrese, imaret, sebil, kütüphane, hastane vb. yapıların bütünü
    • "Bursa’da şehir planı yapılırken çınarlar ve külliyeler dikkate alınmak zorunda kalınmış, yollar ve alanlar da ona göre belirlenmiştir." (Nahit Kayabaşı)
  2. Belli bir idari, ekonomik, kültürel ve sosyal amaca yönelik çeşitli kuruluşların toplu bir biçimde bulunduğu yer
ŞATHİYE

Kelime Kökeni: Arapça şaṭḥiyye

  1. [isim, eskimiş, edebiyat] Yergiye, alaya, şakaya yer veren manzum eser
  2. Tasavvuf konularını mizahlı bir biçimde işleyen, coşku hâlinde söylenen bir şiir türü
FAHRİYE

Kelime Kökeni: Arapça faḫriyye

  1. [isim, edebiyat] Divan edebiyatında şairlerin kendi özelliklerinden övünerek söz ettikleri manzume veya manzumenin bir bölümü
TESVİYE

Kelime Kökeni: Arapça tesviye

  1. [isim] Düz duruma getirme; düzleme
  2. [ticaret] Ödeme, verme
  3. Hükûmetçe bir yere gönderilen erlere verilen ve bilet yerine geçen kâğıt
ASABİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿaṣabiyyet

  1. [isim, tıp] Bakınız sinir bilimi
  2. Sinir hastalıkları ile ilgili hastane bölümü
MÜLHİYE

Kelime Kökeni: Arapça mulūḫiyye

  1. [isim, bitki bilimi] Ihlamurgillerden, yaprakları sebze ve yeşillik olarak kullanılan bir bitki; Yahudi ebegümeci, mühliye (Corchorus olitorius)
    • "… çocuklar bugün mülhiye pişirmiş gibi bir ifadeyle eşlerinin mutfak hünerlerinden söz edebilirler, bunlar erkeklerin eşlerinden bahsetmek için kullandıkları formüllerdir." (Oğuz Cebeci)
NİSAİYE

Kelime Kökeni: Arapça nisāʾiyye

  1. [isim, tıp] Bakınız kadın hastalıkları
FISKİYE

Kelime Kökeni: Arapça fisḳiyye

  1. [isim] Suyu yukarıya doğru, türlü biçimlerde fışkırtan ağızlık; fışkırık, fevvare
    • "Bu fıskiyenin sularını yıllarca neşeden çağıldar gibi duymuştum." (Abdülhak Şinasi Hisar)
SEYFİYE

Kelime Kökeni: Arapça seyfiyye

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti’nde idari ve askerî zümre mensupları
TIBBİYE

Kelime Kökeni: Arapça ṭibbiyye

  1. [isim, eskimiş] Doktor yetiştiren fakülte
    • "İki yabancı dil bilen, okumuş, kibar bir tıbbiye talebesi." (Reşat Nuri Güntekin)
AMELİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿameliyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız uygulama
    • "Şimdi yavaş yavaş kendimize geliyoruz ama bir damak kaldırma ameliyesine muhtacız hâlâ." (Necip Fazıl Kısakürek)
TARZİYE

Kelime Kökeni: Arapça tarżiye

  1. [isim, eskimiş] Söylenen kırıcı bir söz veya yapılan kötü bir davranış için karşıdakinden özür dileme, gönül alma
    • "Arkadaşım namına Refik Bey'den gayet kuvvetli bir tarziye isterim." (Reşat Nuri Güntekin)
REFTİYE

Kelime Kökeni: Farsça reft + Arapça -iyye

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde Tanzimat'a kadar ihraç edilen maldan alınan vergi
FETHİYE

  1. [isim] Muğla iline bağlı ilçelerden biri
ZİHNİYE

Kelime Kökeni: Arapça ẕihniyye

  1. [isim, felsefe] Bakınız anlıkçılık
HARBİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḥarbiyye

  1. [isim, askerlik] Savaşla ilgili işler
  2. Bakınız harp okulu
ZAPTİYE

Kelime Kökeni: Arapça żabṭiyye

  1. [isim, tarih] Osmanlı Devleti'nde toplum güvenliğini sağlamakla görevli askerî polis kuruluşu
  2. Bu kuruluştan olan er; zaptiye memuru
    • "Sağında solunda birer zaptiye, dimdik duruyordu." (Ömer Seyfettin)
CİLDİYE

Kelime Kökeni: Arapça cildiyye

  1. [isim, tıp] Hekimliğin deri hastalıkları ile ilgili dalı; dermatoloji
    • "Caddemizdeki giriş kapısına yirmi adımlık olan tek katlı cildiye servisinde karar kıldım." (Cemal Erkmen)
TEZKİYE

Kelime Kökeni: Arapça tezkiye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız aklama
  2. Bir kimsenin iyi bir insan olduğunu kendisini tanıyanlardan soruşturarak ortaya çıkarma
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü