Sonunda iye olan 6 harfli 35 kelime var. İYE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde iye olan kelimeler listesine ya da başında iye olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

İye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Y İ

3 Harfli Kelimeler

İYE

2 Harfli Kelimeler

EY, YE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BAKİYE

Kelime Kökeni: Arapça baḳiyye

  1. [isim] Artık, artan, kalan, geri kalan şey
    • "Hastanelerde boş yatak kalmamış, çoğunda ikişer kişi, bakiyesini bahçeye yatırıyorlar." (Attilâ İlhan)
  2. [eskimiş] Bakınız kalıntı
    • "Bunun bir eski ev değil, dünyayı terk etmişlere mahsus bir manastır bakiyesi olduğunu anlardım." (Abdülhak Şinasi Hisar)
  3. [ekonomi] Alacak ve borçlar arasındaki fark
ZAVİYE

Kelime Kökeni: Arapça zāviyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız köşe
    • "Dipteki zaviyeden içeriye doğru veranda şeklinde bir girinti yapıp salonun cumba köşesine dayanır." (Halit Fahri Ozansoy)
  2. [din bilimi] Küçük tekke
  3. [mecaz] Bakınız bakış açısı
    • "Herkes etrafındakilere hususi bir zaviyeden, sırf kendi görüşüyle bakıyor." (Hüseyin Cahit Yalçın)
  4. [matematik] Bakınız açı
BELİYE

Kelime Kökeni: Arapça beliyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız bela
    • "Sebep hep sensin, o zaman muvafakat edeydin belki bu beliyeler başıma gelmezdi." (Sermet Muhtar Alus)
MAHİYE

Kelime Kökeni: Farsça māh + Arapça -iyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız aylık
  2. [zarf] Aylık olarak
    • "Burada günde seksen kuruş yevmiyeden eline mahiye yirmi dört lira geçiyor." (Haldun Taner)
ŞERİYE

Kelime Kökeni: Arapça şerʿiyye

  1. [sıfat, eskimiş] İslam hukukuyla ilgili
HEDİYE

Kelime Kökeni: Arapça hediyye

  1. [isim] Bakınız armağan
    • "Yengemin düğün hediyesiymiş, hâlâ takıyor." (Ahmet Ümit)
  2. [mecaz] Bakınız fiyat
    • "Mesela, bir Mushaf-ı Şerif’in satın alınacağı zaman ‘Bedeli kaç kuruştur?’ denilemez. ’Hediyesi kaç kuruştur?’ denilir. Çünkü mukaddes bir şey müminler tarafından hiçbir bedel mukabilinde satılamaz." (Ziya Gökalp)
ENFİYE

Kelime Kökeni: Arapça enfiyye

  1. [isim, eskimiş] Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz; burun otu
NAHİYE

Kelime Kökeni: Arapça nāḥiye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız bucak
    • "Kendi kazamızın beş on saat ötesinde bir nahiye merkezinde bulunuyorduk." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
  2. Bakınız bölge
    • "Ayağın bilhassa parmak nahiyeleri kangrenli uzuvlara has morumtırak bir büzülme arz ediyorlardı." (Haldun Taner)
TAZİYE

Kelime Kökeni: Arapça taʿziye

  1. [isim] Bakınız başsağlığı
AKLİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳliyye

  1. [isim, eskimiş, tıp] Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu
    • "Akliye hekimi."
  2. Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü
    • "Bir başka görüşe göre ise Emirî Efendi'nin düştüğü 1306 tarihli taş, 1920'li yıllarda hastanenin akliye bölümünün kapısı üzerinde asılıydı ve hastane bu tarihten önce de mevcuttu…" (Suavi Aydın)
  3. [felsefe, toplum bilimi] Bakınız akılcılık
LUTİYE

Kelime Kökeni: Fransızca luthier

  1. [isim] Çalgı onaran veya yapıp satan kimse
IYDİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿiydiyye

  1. [isim, eskimiş] Bayram kutlaması
  2. [edebiyat] Bayramlarda din ve devlet büyüklerine sunulan kaside
  3. Bayramda verilen hediye, bahşiş
TEDİYE

Kelime Kökeni: Arapça teʾdiye

  1. [isim, eskimiş, ticaret] Bakınız ödeme
HAFİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḫafiyye

  1. [isim, eskimiş] Bakınız dedektif
    • "Eşinin özel hayatına hafiye gibi sızmaya çalışıyordu." (Sema Ezgü)
SEVİYE

Kelime Kökeni: Arapça seviyye

  1. [isim] Bakınız düzey
    • "Eski güzel sakalını bile birkaç günlük uzunca bir tıraş seviyesine indirmiştir." (Reşat Nuri Güntekin)
ARDİYE

Kelime Kökeni: Arapça arżiyye

  1. [isim] Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm
    • "Eskiden yaptıklarının hiçbirini kendisi beğenmediği için ortaya çıkarıp evin duvarlarına asmıyor, hepsi apartmanın çatısındaki ardiyede duruyor." (Gaye Boralıoğlu)
  2. Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer; depo
    • "Ardiyeler ağız ağıza dolmuştu." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret
ADLİYE

Kelime Kökeni: Arapça ʿadliyye

  1. [isim] Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kurumu
  2. Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî bina
    • "Onun telaşlı adımlarla binadan çıkıp karşıdaki adliyeye girdiğini gördüler." (Reşat Enis Aygen)
KEFİYE

Kelime Kökeni: Arapça kefiyye

  1. [isim] Arapların kullandığı ve omuzları da örten, püsküllü erkek başörtüsü
CELİYE

Kelime Kökeni: Arapça celiyye

  1. [isim] Nehirlerde genellikle nakliye işinde kullanılan, dümen yerinden kürekle sevk edilen, üzeri ince ziftle kaplanmış bir tür ince donanma gemisi
    • "… Tuna Nehri üzerinde ince donanmada kullanılacak iki adet celiyenin Gelibolu, iki adet celiye ile bir pergendenin ... inşaatları Rusya ile olan ilişkilerin daha da gerginleşmesi üzerine hızlandırıldı." (Ersan Baş)
KAZİYE

Kelime Kökeni: Arapça ḳażiyye

  1. [isim, eskimiş, mantık] Bakınız önerme
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü