Sonunda iye olan 6 harfli 35 kelime var. İYE ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde iye olan kelimeler listesine ya da başında iye olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İye Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
3 Harfli Kelimeler
İYE
2 Harfli Kelimeler
EY, YE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- BAKİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça baḳiyye
-
[isim]
Artık, artan, kalan, geri kalan şey
- "Hastanelerde boş yatak kalmamış, çoğunda ikişer kişi, bakiyesini bahçeye yatırıyorlar."
-
[eskimiş]
Bakınız kalıntı
- "Bunun bir eski ev değil, dünyayı terk etmişlere mahsus bir manastır bakiyesi olduğunu anlardım."
-
[ekonomi]
Alacak ve borçlar arasındaki fark
-
[isim]
Artık, artan, kalan, geri kalan şey
- ZAVİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça zāviyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köşe
- "Dipteki zaviyeden içeriye doğru veranda şeklinde bir girinti yapıp salonun cumba köşesine dayanır."
-
[din bilimi]
Küçük tekke
-
[mecaz]
Bakınız bakış açısı
- "Herkes etrafındakilere hususi bir zaviyeden, sırf kendi görüşüyle bakıyor."
-
[matematik]
Bakınız açı
-
[isim, eskimiş]
Bakınız köşe
- BELİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça beliyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bela
- "Sebep hep sensin, o zaman muvafakat edeydin belki bu beliyeler başıma gelmezdi."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız bela
- MAHİYE
-
Kelime Kökeni: Farsça māh + Arapça -iyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız aylık
-
[zarf]
Aylık olarak
- "Burada günde seksen kuruş yevmiyeden eline mahiye yirmi dört lira geçiyor."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız aylık
- ŞERİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça şerʿiyye
-
[sıfat, eskimiş]
İslam hukukuyla ilgili
-
[sıfat, eskimiş]
İslam hukukuyla ilgili
- HEDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça hediyye
- ENFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça enfiyye
-
[isim, eskimiş]
Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz; burun otu
-
[isim, eskimiş]
Kurutulmuş tütünden yapılan ve burna çekilen keyif verici, aksırtıcı toz; burun otu
- NAHİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça nāḥiye
- TAZİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿziye
-
[isim]
Bakınız başsağlığı
-
[isim]
Bakınız başsağlığı
- AKLİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿaḳliyye
-
[isim, eskimiş, tıp]
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu
- "Akliye hekimi."
-
Akıl hastalıkları ile ilgili hastane bölümü
- "Bir başka görüşe göre ise Emirî Efendi'nin düştüğü 1306 tarihli taş, 1920'li yıllarda hastanenin akliye bölümünün kapısı üzerinde asılıydı ve hastane bu tarihten önce de mevcuttu…"
-
[felsefe, toplum bilimi]
Bakınız akılcılık
-
[isim, eskimiş, tıp]
Akıl hastalıkları ile ilgili hekimlik kolu
- LUTİYE
-
Kelime Kökeni: Fransızca luthier
-
[isim]
Çalgı onaran veya yapıp satan kimse
-
[isim]
Çalgı onaran veya yapıp satan kimse
- IYDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿiydiyye
-
[isim, eskimiş]
Bayram kutlaması
-
[edebiyat]
Bayramlarda din ve devlet büyüklerine sunulan kaside
-
Bayramda verilen hediye, bahşiş
-
[isim, eskimiş]
Bayram kutlaması
- TEDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça teʾdiye
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız ödeme
-
[isim, eskimiş, ticaret]
Bakınız ödeme
- HAFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḫafiyye
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dedektif
- "Eşinin özel hayatına hafiye gibi sızmaya çalışıyordu."
-
[isim, eskimiş]
Bakınız dedektif
- SEVİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça seviyye
-
[isim]
Bakınız düzey
- "Eski güzel sakalını bile birkaç günlük uzunca bir tıraş seviyesine indirmiştir."
-
[isim]
Bakınız düzey
- ARDİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça arżiyye
-
[isim]
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm
- "Eskiden yaptıklarının hiçbirini kendisi beğenmediği için ortaya çıkarıp evin duvarlarına asmıyor, hepsi apartmanın çatısındaki ardiyede duruyor."
-
Genellikle ticaret eşyasının saklandığı yer; depo
- "Ardiyeler ağız ağıza dolmuştu."
-
Böyle bir yerde saklanılan eşya için ödenen ücret
-
[isim]
Evlerde kullanılmayan, saklanması gereken eşyaların konulduğu bölüm
- ADLİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿadliyye
-
[isim]
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kurumu
-
Hukuk ve adalet işlerinin görüldüğü resmî bina
- "Onun telaşlı adımlarla binadan çıkıp karşıdaki adliyeye girdiğini gördüler."
-
[isim]
Hukuk ve adalet işlerini gören devlet kurumu
- KEFİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça kefiyye
-
[isim]
Arapların kullandığı ve omuzları da örten, püsküllü erkek başörtüsü
-
[isim]
Arapların kullandığı ve omuzları da örten, püsküllü erkek başörtüsü
- CELİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça celiyye
-
[isim]
Nehirlerde genellikle nakliye işinde kullanılan, dümen yerinden kürekle sevk edilen, üzeri ince ziftle kaplanmış bir tür ince donanma gemisi
- "… Tuna Nehri üzerinde ince donanmada kullanılacak iki adet celiyenin Gelibolu, iki adet celiye ile bir pergendenin ... inşaatları Rusya ile olan ilişkilerin daha da gerginleşmesi üzerine hızlandırıldı."
-
[isim]
Nehirlerde genellikle nakliye işinde kullanılan, dümen yerinden kürekle sevk edilen, üzeri ince ziftle kaplanmış bir tür ince donanma gemisi
- KAZİYE
-
Kelime Kökeni: Arapça ḳażiyye
-
[isim, eskimiş, mantık]
Bakınız önerme
-
[isim, eskimiş, mantık]
Bakınız önerme