Sonunda it olan 5 harfli 76 kelime var. İT ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde it olan kelimeler listesine ya da başında it olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İt Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İT, Tİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- CİRİT
-
Kelime Kökeni: Arapça cerīd
-
[isim, spor]
At koşturup birbirine değnek atarak takım hâlinde oynanan oyun; cirit oyunu, atlı cirit
-
Bu oyunda atılan değnek
-
Atletizmde kullanılan ucu sivri, üzeri sargılı metal sırık
-
[isim, spor]
At koşturup birbirine değnek atarak takım hâlinde oynanan oyun; cirit oyunu, atlı cirit
- GİYİT
-
-
[isim]
Bakınız giysi
- "Herkes en güzel giyitlerini giydi."
-
[isim]
Bakınız giysi
- YEZİT
-
Kelime Kökeni: Arapça yezīd
-
[isim, mecaz]
Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz
- "Kolay canı çıkar mı o yezidin?"
-
[sıfat]
Bakınız sahtekâr
-
[isim, mecaz]
Nefret edilen kimseler için kullanılan bir söz
- LİPİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca lipide
-
[isim]
Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü
-
[isim]
Hayvan ve bitki dokularının eter, benzen, kloroform vb. yağ çözücülerinde eriyen bölümü
- ŞAHİT
-
Kelime Kökeni: Arapça şāhid
-
[isim, hukuk]
Bakınız tanık
- "Kendisine uzun uzun anlattığım hikâyemin şahidi yoktu."
-
[isim, hukuk]
Bakınız tanık
- ŞERİT
-
Kelime Kökeni: Arapça şerīṭ
-
[isim]
Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası
- "Güzel bir şeritle künyemi göğsüme bağladım ve gittim."
-
Dar, uzun kıyı parçası
- "Deniz şeridi. Kara şeridi."
-
Herhangi bir maddenin dar, düz, ince ve uzun parçası
-
Bir kara yolunda trafik çizgileri ile ayrılmış bölümlerden her biri
- "Sol şerit geçişe ayrılmıştır."
-
[hayvan bilimi]
Bakınız tenya
-
[isim]
Dar, uzun dokuma veya kumaş parçası
- VERİT
-
Kelime Kökeni: Arapça verīd
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız toplardamar
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız toplardamar
- PİRİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca pyrite
-
[isim, jeoloji]
Birçok doğal maden sülfürü ve özellikle demir ve bakır sülfürü
-
[isim, jeoloji]
Birçok doğal maden sülfürü ve özellikle demir ve bakır sülfürü
- TEKİT
-
Kelime Kökeni: Arapça teʾkīd
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyi kuvvetleştirme, sağlamlaştırma; pekitme
- "Bu sözü, bir alay uydurma vakalarla, kazalarla tekide çalışıyordum."
-
Bakınız üsteleme
-
[isim, eskimiş]
Bir şeyi kuvvetleştirme, sağlamlaştırma; pekitme
- DİKİT
-
-
[isim, mineraloji]
Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi; stalagmit
-
[isim, mineraloji]
Mağaralarda tavandan damlayan kireçli suların katılaşmasıyla tabandan yukarıya doğru oluşan kalker birikintisi; stalagmit
- LİMİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca limite
-
[isim]
Bakınız sınır
- "Bunlardan biri olan Necdet, muhtemelen bilmeyerek müstakbel dinleyici kitlesine bir limit koydu."
-
[isim]
Bakınız sınır
- TİRİT
-
Kelime Kökeni: Farsça terīd
-
[isim]
Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek
-
Yemeğin suyu
-
[sıfat, ağızlardan]
Yaşlı ve zayıf (kimse)
-
[isim]
Et suyuna kızartılmış veya bayat ekmek konularak yapılan yemek
- KİLİT
-
Kelime Kökeni: Farsça kelīd, kilīd
-
[isim]
Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti
- "Sonunda kapının kilidi gözyaşlarıma dayanamadı."
-
[denizcilik]
Bir yanı değirmi, öbür yanına demir çubuk geçirilmiş olan yarım halka
-
[ağızlardan]
Atların alnından alt çenesine uzanan beyazlık
-
[isim]
Anahtar, düğme gibi takılıp çıkarılabilen bir parça yardımıyla çalışan kapatma aleti
- ZAHİT
-
Kelime Kökeni: Arapça zāhid
-
[sıfat]
Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren, dünya işlerine önem vermeyen (kimse)
- "Bu sualin karşısında hakikati inkâr olunmuş bir zahit gibi doğruldu."
-
[sıfat]
Dinin yasak ettiği şeylerden sakınıp buyurduklarını yerine getiren, dünya işlerine önem vermeyen (kimse)
- SEYİT
-
Kelime Kökeni: Arapça seyyid
-
[isim]
Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan gelen kimse
-
[eskimiş]
Bir topluluğun ileri gelen kişisi
-
[isim]
Hz. Muhammed’in torunu Hz. Hüseyin’in soyundan gelen kimse
- MUHİT
-
Kelime Kökeni: Arapça muḥīṭ
-
[isim]
Bakınız çevre
- "Geniş enginlere, bitmez ufuklara alışan korsanı bu dar muhit sıkıyordu."
-
[mecaz]
Bir kimsenin sürekli ilişkide bulunduğu insanlar topluluğu; çevre
- "Büyük bir sevinç içinde olan Mevlâna, artık onu muhitine bağlayabilmek için bir çare düşünmüştü."
-
[isim]
Bakınız çevre
- GEÇİT
-
-
[isim]
Geçmeye yarayan yer, geçecek yer
- "Başka türlü düşünmek, köprüyü bırakıp çayda geçit aramaya benzer."
-
[coğrafya]
İki dağ arasında dar ve uzun yol; argıt, derbent
-
[isim]
Geçmeye yarayan yer, geçecek yer
- BARİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca baryte
-
[isim, kimya]
Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral; baritin, baryum sülfat Ba(OH)2
-
[isim, kimya]
Renksiz veya beyaz, sarı, gri renklerde olabilen, sondaz, dolgu vb. alanlarda kullanılan bir mineral; baritin, baryum sülfat Ba(OH)2
- ORKİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca orchite
-
[isim, tıp]
Er bezlerinin iltihaplanıp şişmesi
-
[isim, tıp]
Er bezlerinin iltihaplanıp şişmesi
- KÜRİT
-
Kelime Kökeni: Fransızca curide
-
[isim, kimya]
Atom numaraları 96-103 arasında bulunan elementlerin genel adı
-
[isim, kimya]
Atom numaraları 96-103 arasında bulunan elementlerin genel adı