Sonunda inti olan 29 kelime var. İNTİ ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde inti olan kelimeler listesine ya da başında inti olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

9 Harfli Kelimeler

BİRİKİNTİ

8 Harfli Kelimeler

ÇEVRİNTİ, SERPİNTİ, SİLKİNTİ, TİKSİNTİ

7 Harfli Kelimeler

ÇEKİNTİ, ÇİZİNTİ, DEĞİNTİ, DERİNTİ, DİDİNTİ, GEZİNTİ, GİRİNTİ, İRKİNTİ, KESİNTİ, SELİNTİ, SEZİNTİ, SİLİNTİ, VERİNTİ, YİYİNTİ

6 Harfli Kelimeler

EDİNTİ, EĞİNTİ, EKİNTİ, ESİNTİ, EZİNTİ, İLİNTİ, İRİNTİ, İVİNTİ

5 Harfli Kelimeler

PİNTİ

4 Harfli Kelimeler

İNTİ

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

İnti Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

N T İ İ

4 Harfli Kelimeler

İNTİ

3 Harfli Kelimeler

İNİ, İTİ, TİN

2 Harfli Kelimeler

İN, İT, Tİ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

BİRİKİNTİ

  1. [isim] Bir yerde kendi kendine birikmiş olan şey
    • "Komşunun kazları birikintilerde kanat çırpıp bağırıyordu." (Reşat Enis Aygen)
ÇEVRİNTİ

  1. [isim] Bir şeyin kendi ekseni çevresinde sürekli dönmesi
  2. Bakınız girdap
    • "Kıyıya yüzmeye çalışıyor fakat tam yaklaştığı anda bir akıntı, bir çevrinti kendisini alıp içeriye çekiyordu yeniden; batıp çıkıyordu." (Deniz Karakurt)
  3. Çeşitli tahıl karışığı
SERPİNTİ

  1. [isim] Dökülen veya akan bir şeyden sıçrayıp serpilen bölüm
    • "Ali Rıza'nın ayaklarına kadar denizin serpintileri geliyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
  2. Damlacıklar, tanecikler durumunda, azar azar yağan yağmur veya kar; çilenti
  3. [mecaz] Bir şeyin etkisi azalarak kalan veya gelen kısmı
    • "Radyasyon serpintisi."
SİLKİNTİ

  1. [isim] Ürkerek sıçramak
  2. Bitkilerde çiçek düşürme durumu
TİKSİNTİ

  1. [isim] Tiksinme işi, tiksinme; ikrahlık
    • "Halktan insanlara duyduğu tiksintiyi bu hastalığına bağlamak gerekir." (Abdülhak Şinasi Hisar)
SELİNTİ

  1. [isim, coğrafya] Yağış sebebiyle oluşan ufak sel
  2. [ağızlardan] Selin bıraktığı çer çöp
SİLİNTİ

  1. [isim] Bir yazının silinmiş olduğunu gösteren iz
    • "Bu sayfada silintiler var."
VERİNTİ

  1. [isim] Bir dilden başka bir dile verilen söz
GİRİNTİ

  1. [isim] Düz bir yüzeyde bulunan içeri girmiş bölüm
    • "İki toprak duvarın birleştiği bir girintide diz üstü büzülmüş görünüyor." (Memduh Şevket Esendal)
DİDİNTİ

  1. [isim] Bakınız didişme
    • "Rusya, Fransa, İngiltere ve Avusturya ile o didintiler olmasaydı eserini daha az bir zamanda tarsin ederek halk karşısında da muvaffak olacaktı." (Yahya Kemal Beyatlı)
KESİNTİ

  1. [isim] Kesilen parça
    • "Gerçi çeviri kitaplarda, çevirilerin özensizliği, kesintiler hoş görülecek gibi değil." (Adalet Ağaoğlu)
  2. Bir işin bir süre için durması; fasıla, inkıta
    • "İşimiz hiçbir kesintiye uğramadan yürüyor."
  3. [ekonomi] Ödenen bir paradan herhangi bir sebeple kesilen bölüm
    • "Bu ücretin hiçbir kesintisi yoktur."
GEZİNTİ

  1. [isim] Uzak olmayan bir yere yapılan gezi; teferrüç, tenezzüh
    • "O civarın bütün ahalisi oralara yayılarak akşamları gezinti yapmaktadırlar." (Ahmet Rasim)
  2. Kale duvarlarının iç tarafında kuleleri birbirine bağlayan dar yol
  3. [müzik] Bir çalgıyla belli bir parça çalmaksızın ezgiler çıkarma işi
İRKİNTİ

  1. [isim] Bakınız irkilti
    • "Acaba, başımızdan geçen belalar, çektiğimiz mihnetler ve nihayet rahat, zengin bir memleketin batışını görmüş olmamız bizde, artık dünya hazlarına karşı bir nevi irkinti mi hasıl etmişti?" (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
    • "Yarın en büyük kuvvetlerin karşısında en ufak bir irkinti bile bana yaklaşamayacaktır." (Aka Gündüz)
ÇİZİNTİ

  1. [isim] Ufak sıyrık
  2. Bir yazıda üzeri çizilen yer
YİYİNTİ

  1. [isim] Yeme içme
    • "Esnaf ve tecimenlerin konak ve yalılarında da yiyinti işleri her türlü sınırı aşar." (Salâh Birsel)
  2. Yiyecek, yenilecek, atıştırılacak şey
    • "Kalktı, yiyinti torbaları arasından un torbasını buldu." (Orhan Kemal)
DEĞİNTİ

  1. [isim] Bakınız dokunma (I)
ÇEKİNTİ

  1. [isim] Duraksama, kararsızlık, tereddüt
    • "Korkuya, hiç değilse çekintiye benzeyen bir şey de getiriyordu." (Tarık Buğra)
DERİNTİ

  1. [isim, ağızlardan] Bakınız toplantı
  2. Gelişigüzel toplanmış eşya
  3. Bakınız güruh
SEZİNTİ

  1. [isim] Sezmek işi
    • "Buna rağmen bakılanın ben olduğumu ve şimdi yüzlerini tekrar öte tarafa çevirdikleri hâlde benden bahsettiklerini garip bir sezinti ile hissediyordum." (Reşat Nuri Güntekin)
EKİNTİ

  1. [isim, ağızlardan] Ekilen şey
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü