Sonunda inlemek olan 18 kelime var. İNLEMEK ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde inlemek olan kelimeler listesine ya da başında inlemek olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
NAFTALİNLEMEK
JELATİNLEMEK, VAZELİNLEMEK
BENZİNLEMEK, DİZGİNLEMEK, PERÇİNLEMEK, VİTRİNLEMEK, ZENGİNLEMEK
BELİNLEMEK, DİZİNLEMEK, ERGİNLEMEK, KESİNLEMEK, SAKİNLEMEK, SERİNLEMEK, SEZİNLEMEK
ESİNLEMEK
DİNLEMEK
İNLEMEK
İnlemek Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
7 Harfli Kelimeler
İLENMEK, İNLEMEK
6 Harfli Kelimeler
EKİLME, EMEKLİ, İLENME, İNLEME, KELİME, MELİKE
5 Harfli Kelimeler
EKLEM, ELMEK, EMLİK, ENLEM, İLMEK, İMLEK, İNMEK, KELEM, LİKEN, MELEK, MELİK, NEMLİ, NİKEL
4 Harfli Kelimeler
EKİM, EKİN, EKLİ, EKME, ELEK, ELEM, ELİK, ELİM, EMEK, EMEL, EMEN, EMİK, EMİN, ENEK, ENİK, ENLİ, İLEK, İLKE, İLME, İNEK, İNME, KELE, KEME, KENE, KİLE, LEKE, LİME, LİNK, MEKE, MENİ, MİNE, MİNK, NELİ
3 Harfli Kelimeler
EKE, ELK, İLE, İLK, KEL, KEM, KİL, KİM, KİN, LİM, MEN, MİL, NEM, NİL, NİM
2 Harfli Kelimeler
EK, EL, EM, EN, İL, İM, İN, KE, Kİ, LE, ME, Mİ, NE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- NAFTALİNLEMEK
-
-
[-i]
Güveden korumak için yünlüler üzerine, arasına naftalin serpmek veya atmak
-
[-i]
Güveden korumak için yünlüler üzerine, arasına naftalin serpmek veya atmak
- VAZELİNLEMEK
-
-
[-i]
Vazelin sürmek
-
[-i]
Vazelin sürmek
- JELATİNLEMEK
-
-
[-i]
Bir yeri veya şeyi jelatin ile kaplamak
-
[-i]
Bir yeri veya şeyi jelatin ile kaplamak
- PERÇİNLEMEK
-
-
[-i]
İki veya daha çok parçayı perçinle birbirine tutturmak
-
İki veya daha çok parçayı, karşılıklı bölümlerini birbiri üzerinde ezerek birleştirmek
-
[mecaz]
Sağlamlaştırmak, güçlendirmek
- "Yüksek sosyeteye girmek, orada tutunmak, adını perçinlemek istiyordu."
-
[-i]
İki veya daha çok parçayı perçinle birbirine tutturmak
- DİZGİNLEMEK
-
-
[-i]
Ata dizgin takmak veya atı yürütmek için dizginini oynatmak
-
[mecaz]
Birinin aşırı davranışlarını önlemek
-
[-i]
Ata dizgin takmak veya atı yürütmek için dizginini oynatmak
- BENZİNLEMEK
-
-
[-i]
Benzin dökerek yakmak
-
Bir nesneyi benzine bulamak
-
[-i]
Benzin dökerek yakmak
- VİTRİNLEMEK
-
-
[-i]
Vitrin durumuna getirmek
-
[-i]
Vitrin durumuna getirmek
- ZENGİNLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız zenginleşmek
-
[nesnesiz]
Bakınız zenginleşmek
- SAKİNLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Bakınız sakinleşmek
-
[nesnesiz]
Bakınız sakinleşmek
- DİZİNLEMEK
-
-
[-i]
Dizinini yapmak
-
[-i]
Dizinini yapmak
- KESİNLEMEK
-
-
[-i]
Bir şeyi kesinleştirmek
- "Böyle bir borcun varlığını kesinlemekse, bir yazarın değişik yapıtları arasında belirli bir bağıntının varlığını kesinlemek anlamına gelir."
-
[-i]
Bir şeyi kesinleştirmek
- SEZİNLEMEK
-
-
[-i]
Sezer gibi olmak
- "Arkadaşlarından ayrıldığını, tam ters yola düştüğünü sezinlemedi bile."
-
[-i]
Sezer gibi olmak
- BELİNLEMEK
-
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Birden uyanarak çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak; benildemek
-
[nesnesiz, ağızlardan]
Birden uyanarak çevresine korku ile şaşkın şaşkın bakmak; benildemek
- SERİNLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak; serinleşmek
- "Havanın üşütecek kadar serinlemiş olmasına göre sabah yakın."
-
Hafif soğukluk duymak
- "Gülleri koklardın, kuşları dinlerdin / Rüzgâr esmezse terasta serinlerdin"
-
[nesnesiz]
Hava serin bir duruma gelmek, hafifçe soğumak; serinleşmek
- ERGİNLEMEK
-
-
[-e, -i]
Birini bir konu üzerinde aydınlatıp onu gerekli temel bilgi ve becerilerle donatarak ergin ve yetişmiş kılmak
-
Bir kişiyi dernek, topluluk vb.ne özel bir törenle almak
-
[-e, -i]
Birini bir konu üzerinde aydınlatıp onu gerekli temel bilgi ve becerilerle donatarak ergin ve yetişmiş kılmak
- ESİNLEMEK
-
-
[-e]
Birine esin duymasını sağlamak; ilham vermek
- "Belli ki Pehlivan Efendi’nin hastalığı kaç kuşak sonra torunlarından Cemal’i esinlemiş."
-
[-e]
Birine esin duymasını sağlamak; ilham vermek
- DİNLEMEK
-
-
[-i]
İşitmek için kulak vermek
- "Konağın hesabını sen söylersin, ben de dinlerim."
-
Birinin sözünü, öğüdünü kabul edip gereğince davranmak
- "Beni dinlersen bu işten vazgeç."
-
Kulakla veya dinleme aletiyle hastayı muayene etmek
- "Doktor kalkar. Kulağını bu gösterilen yere dayar. Dinler."
-
[mecaz]
Uymak, baş eğmek, itaat etmek
- "Şaşkınım, çenem, dudaklarım, dilim sanki artık beni dinlemiyorlar."
-
[-i]
İşitmek için kulak vermek
- İNLEMEK
-
-
[nesnesiz]
Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak; inildemek
- "O, inledikçe benim de yüreğim sızlıyor, sıkıntıdan damarlarımı saran yağ eriyor."
-
Gür, uğultulu, yankılı ses çıkarmak
- "Yer gök inlesin."
-
[nesnesiz]
Acı, üzüntü belirten kesik sesler çıkarmak; inildemek