Sonunda im olan 5 harfli 86 kelime var. İM ile biten kelimeler listesini inceleyerek aradığınız kelimeleri bulabilirsiniz. Türkçe araştırmalarınızda, scrabble oyununda bu kelimeleri kullanabilirsiniz. Ayrıca içinde im olan kelimeler listesine ya da başında im olan kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
İm Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
İM, Mİ
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MİRİM
-
-
"beyim, aziz dostum, arkadaşım" anlamlarında bir seslenme sözü
-
"beyim, aziz dostum, arkadaşım" anlamlarında bir seslenme sözü
- SEHİM
-
Kelime Kökeni: Arapça sehm
-
[isim, eskimiş]
Hisse bedeli
-
Bakınız pay
-
[mimarlık]
Yüksek çelik binaların tepesinin sürekli olarak sağa sola yaylanması
-
[isim, eskimiş]
Hisse bedeli
- TAMİM
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿmīm
-
[isim]
Bakınız genelge
- "Askerî tamimlerin, nizamların, kanunların, tefsirlerin, göreneklerin çeşidi, vergi kâtibinin hafızasına yerleşti."
-
[eskimiş, felsefe]
Bakınız genelleştirme
-
[eskimiş, mantık]
Bakınız genelleme
-
[isim]
Bakınız genelge
- GİDİM
-
-
[isim]
Gitmek işi
- "Mutluluk, gelimi gidimi tez bir konuktur; acı ise, gittiği yere postu seren yüzsüzün teki..."
-
[isim]
Gitmek işi
- TAKİM
-
Kelime Kökeni: Arapça taʿḳīm
-
[isim, eskimiş]
Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma
-
Mikrobundan arıtma
-
[isim, eskimiş]
Verimsiz duruma getirme, sonuçsuz bırakma, kısırlaştırma
- KERİM
-
Kelime Kökeni: Arapça kerīm
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız soylu
-
Eli açık, cömert
-
[din bilimi]
Allah'ın adlarından biri
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız soylu
- ALAİM
-
Kelime Kökeni: Arapça ʿalā'im
-
[isim]
Belirtiler, alametler
- "Buse kadar çirkin bir şey tasavvur edemem, diyordu, o da sadizm alaiminden bir şey, müthiş bir hatıra!"
-
[isim]
Belirtiler, alametler
- PİŞİM
-
-
[isim]
Pişmek işi
-
[sıfat]
Bakınız pişirim
-
[isim]
Pişmek işi
- İSTİM
-
Kelime Kökeni: İngilizce steam
-
[isim]
Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar; islim
- "Sanıyorum ki istimi fazla gelmiş kazanlar gibi hırslarından patlayacaklar."
-
[isim]
Gücünden yararlanmak için elde edilen buhar; islim
- HARİM
-
Kelime Kökeni: Arapça ḥarīm
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
-
[isim, eskimiş]
Girilmesi yabancıya yasak olan, kutsal tutulan, korunulan yer
- CİSİM
-
Kelime Kökeni: Arapça cism
-
[isim]
Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey
-
Bütün vücut
- "Şair, kan ile aşk arasındaki münasebeti kanının bütün damarlarını dolaşarak cismine yayıldığını zikrederek kurar."
-
[kimya, fizik]
Bakınız tanecik
-
[isim]
Doğada element, bileşik veya bunların karışımları hâlinde bulunan, kütlesi ve ağırlığı olan, duyularla algılanabilen şey
- BİLİM
-
-
[isim]
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi; ilim
- "Benim sizden istediğim Türkçe yardım, bazı eski yazılı bilim ve tarih gibi ciddi eserleri bana okumanızdır."
-
Genelgeçerlik ve kesinlik nitelikleri gösteren yöntemli ve dizgesel bilgi
-
Belli bir konuyu bilme isteğinden yola çıkan, belli bir amaca yönelen bir bilgi edinme ve yöntemli araştırma süreci
-
[isim]
Evrenin veya olayların bir bölümünü konu olarak seçen, deneye dayanan yöntemler ve gerçeklikten yararlanarak sonuç çıkarmaya çalışan düzenli bilgi; ilim
- GEÇİM
-
-
[isim]
Geçinmek işi; maişet
- "Geçimini dülgerlikle sağlardı."
-
Anlaşma, uyum
- "Aralarında geçim yok."
-
[isim]
Geçinmek işi; maişet
- YİYİM
-
-
[isim]
Yemek işi
-
[isim]
Yemek işi
- DİRİM
-
-
[isim]
Bakınız yaşam
- "Ölüm burada bir sanatçının büyüsüyle yeniden dirime dönüşüyor."
-
Bakınız yaşama gücü
-
[isim]
Bakınız yaşam
- RESİM
-
Kelime Kökeni: Arapça resm
-
[isim]
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri
- "Konulu resim parçaları kendiliğinden ve doğru olarak yan yana gelivermiş, hikâye ortaya çıkmıştı."
-
Bunu yapmak için gerekli yöntemleri öğreten sanat
- "Türkiye'de resim bir müddetten beri soysuz bir sanat hâline gelmeye başladı."
-
[hukuk]
Bazı eşyadan ve işlerden alınan vergi veya harç
- "Osmanlı Devleti'nin birçok vergi ve resimleri bu yüzden doğrudan doğruya yabancı alacaklıların cebine gider."
-
Bakınız fotoğraf
-
Bakınız tören
-
Açık gösterge, kesin sonuç
-
[isim]
Varlıkların, doğadaki görünüşlerinin kalem, fırça gibi araçlarla kâğıt, bez vb. üzerinde yapılan biçimleri
- DEĞİM
-
-
[isim]
Bakınız liyakat
-
[isim]
Bakınız liyakat
- YİTİM
-
-
[isim]
Bakınız kayıp
- "Onun ölümü büyük bir yitimdir."
-
[isim]
Bakınız kayıp
- VERİM
-
-
[isim]
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği; mahsul, randıman
- "İşçilerin verimi. Makinenin verimi. Ağacın verimi."
-
Ortaya çıkan, istenilen, beklenilen sonuç; semere
- "Yeni çıkan kitaplar, özellikle yerli yazarların verimleri öne geçiyor hep."
-
Elde edilen ürün, hizmet vb.yle onu elde etmek için harcanan iş arasındaki oran
-
[isim]
Çalıştırılan, işletilen, bakılan bir şeyin verdiği sonuç veya bu sonucun niceliği; mahsul, randıman
- DENİM
-
Kelime Kökeni: İngilizce denim
-
[isim]
Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaş
-
[isim]
Kot vb. yapımında kullanılan bir tür pamuklu kumaş