İçinde şu olan 7 harfli 28 kelime var. İçerisinde ŞU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şu olan kelimeler listesine ya da sonu şu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

KAVUŞUM

  1. [isim, gök bilimi] Yer yuvarlağı bir uçta kalmak üzere, yerin, Güneş'in ve herhangi bir gezegenin bir doğru üzerine gelmeleri; içtima
ŞUNCASI

  1. [zamir] Şu kadarı
    • "Şuncasını söyleyeyim, ben şiirin şarkılaştırılarak okunmasını sevmem." (Melih Cevdet Anday)
KONUŞUR

  1. [isim] Bir dili ana dili olarak konuşan kimse
    • "... ölen dillerin iletişim dili olmaktan çıktığı ve konuşur sayılarının yüzleri, binleri aşmadığı gerçeğini göz ardı eden dilseverler kendi dillerinin de öleceği varsayımından hareket ediyorlar." (Mustafa Argunşah)
BAŞUYAK

  1. [isim, edebiyat] Bakınız başkafiye
    • "Halk şiirinde yarım ve başuyağın yanında cinaslı uyak da sıkça kullanılan bir uyak türüdür." (Mehmet Yardımcı)
KOŞUNTU

  1. [isim] Bakınız tayfa
KONUŞUŞ

  1. [isim] Konuşmak işi
    • "Bir insanın konuşuşuna, seçtiği sözcüklere çok dikkat ederim." (Nezihe Meriç)
ŞUTLAMA

  1. [isim] Şutlamak işi
BURUŞUK

  1. [sıfat] Gerginliği, düzgünlüğü kalmamış, buruşmuş olan; potur
    • "Ama işin aslını öğrenince güldü, okşadı anacığının buruşuk yanaklarını." (Nâzım Hikmet)
TAAŞŞUK

Kelime Kökeni: Arapça taʿaşşuḳ

  1. [isim, eskimiş] Karşılıklı âşık olma
    • "Şemsettin Sami’nin ilk Türkçe romanı olan Taaşşuk-ı Talat ve Fıtnat’ın ‘muaşaka’ değil ‘taaşşuk’ üstüne oluşu, ‘âşık olma ortamı’nın doğuşuna işaret olmalıdır." (Kudret Emiroğlu)
KOŞULMA

  1. [isim] Koşulmak işi
COŞUMCU

  1. [isim] Bakınız romantik
    • "Coşumculara vergi bir nitelikle, kurtuluşu içinde yaşadığı kentin düşsel zamanlarına yönelik bir tutkuda arar." (Selim İleri)
POŞUSUZ

  1. [sıfat] Poşusu olmayan
TURŞUCU

  1. [isim] Turşu yapan veya satan kimse
    • "Bir turşucunun yanında çalışıyordum." (Çetin Altan)
  2. Turşu satılan dükkân
HUŞUNET

Kelime Kökeni: Arapça ḫuşūnet

  1. [isim, eskimiş] Bakınız sertlik
  2. Bakınız kırıcılık
  3. Bakınız kabalık
    • "Ondan sonra tekrar ziyaretlerine gittiğim zaman da sertlik ve huşunet gösterdiler." (Necip Fazıl Kısakürek)
ŞUURSUZ

  1. [sıfat] Bakınız bilinçsiz
    • "O, şehvani bir galibiyetle bana hükmediyor, ben de şuursuz bir arzu ile ona bağlanıyordum." (Etem İzzet Benice)
  2. [zarf] Bilinçsiz bir biçimde
    • "İdraksiz, şuursuz geçen günlerimiz için teessüfler edeceksiniz." (Ömer Seyfettin)
ŞURUPLU

  1. [sıfat] Bakınız şerbetli
KURŞUNİ

Kelime Kökeni: Türkçe kurşun + Arapça -ī

  1. [isim] Kurşun rengi
  2. [sıfat] Bu renkte olan
    • "Herkesin gözünde koyu kurşuni nihayetsiz bir yas dumanı vardı." (Halide Edip Adıvar)
KOŞULLU

  1. [sıfat] Bakınız şartlı
BOZUŞUK

  1. [sıfat] Araları açılmış, bozulmuş olan
TURŞULU

  1. [sıfat] İçinde turşu bulunan
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü