İçinde şu olan 6 harfli 24 kelime var. İçerisinde ŞU bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şu olan kelimeler listesine ya da sonu şu ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- ŞUHLUK
-
-
[isim]
Şuh olma durumu
- "Buna mutlaka bir sebep aramak lazımdı ve Leylâ yaradılışında bir kız için bu sebebin şuhluk ve âşıktaşlık maceraları dışında aranılmasına imkân yoktu."
-
[isim]
Şuh olma durumu
- OLUŞUK
-
-
[sıfat]
Oluşmuş olan
-
[isim, jeoloji]
Bir jeoloji döneminde meydana gelmiş katmanlar dizisi
- "Üçüncü Zaman oluşukları."
-
[sıfat]
Oluşmuş olan
- OLUŞUM
-
-
[isim]
Oluşmak işi; teşekkül, teşkil
-
[gök bilimi, jeoloji]
Katman, kütle, gök cismi vb.nin biçimlenme süreci
-
[isim]
Oluşmak işi; teşekkül, teşkil
- POŞULU
-
-
[sıfat]
Poşusu olan
- "Kadınların hepsi poşuluydu, yalnız gözleri görünüyordu."
-
[sıfat]
Poşusu olan
- MAŞUKA
-
Kelime Kökeni: Arapça maʿşūḳa
-
[isim, eskimiş]
Sevilen, âşık olunan kadın
- "Demek hamal Mehmet'in, sürücü Ahmet'in maşukalarına yaptıklarını sen de bana yapacaksın?"
-
[isim, eskimiş]
Sevilen, âşık olunan kadın
- ŞUNSUZ
-
-
[zarf]
Şu olmaksızın
-
[zarf]
Şu olmaksızın
- TUMŞUK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası
-
[isim, hayvan bilimi]
Papağan, kartal vb. kuşların kemerli gagası
- UYUŞUM
-
-
[isim]
Uyuşma durumu; uyuşurluk
- "Bir uyuşuma varmanın tadını çıkara çıkara güneşli kaldırımda yürüyordu."
-
[sinema, televizyon]
İki çekim arasında hareket, anlam, ışık, dekor, donatım, oyun bakımlarından aykırılık olmama durumu
-
[isim]
Uyuşma durumu; uyuşurluk
- UYUŞUK
-
-
[sıfat]
Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş, uyuşmuş
- "Terli, sıcak, uyuşuk vücudu, yatağın çukuruna yapışmış, kımıldayamıyor bile."
-
[mecaz]
Gevşek, tembel, sünepe olan; uyuntu
- "Pencerenin önündeki güneşte uyuşuk uyuşuk yatan pamuk kadar beyaz kedi pencereden atlayarak ihtiyar kadının seccadesinin yanına uzandı."
-
[sıfat]
Duymaz ve hareket edemez duruma gelmiş, uyuşmuş
- ŞUNDAN
-
-
şu nedenle
-
şu nedenle
- MAĞŞUŞ
-
Kelime Kökeni: Arapça maġşūş
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız karışık
-
Hileli olan
-
[sıfat, eskimiş]
Bakınız karışık
- KURŞUN
-
-
[isim, kimya]
Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb)
-
[sıfat]
Bu elementten yapılmış
- "Kurşun boru."
-
Tüfek, tabanca vb. hafif ateşli silahlarda kullanılan mermi
- "Kanatları kurşunla parçalanmış bir kartal / Benim gibi seyreder, yerden, mavilikleri"
-
[isim, kimya]
Atom numarası 82, atom ağırlığı 207,21, yoğunluğu 11,3 olan, 327,4 °C'de eriyen, yumuşak ve bükülgen, mavimtırak esmer renkte bir element (simgesi Pb)
- KONUŞU
-
-
[isim]
Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı; kolokyum
-
[isim]
Bilimsel bir sorunu incelemek veya siyasi, ekonomik, diplomatik sorunları tartışmak için yapılan akademik toplantı; kolokyum
- BAŞUCU
-
-
[isim, gök bilimi, coğrafya]
Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultunun gökyüzüne doğru olan yönü
-
[isim, gök bilimi, coğrafya]
Yeryüzünde bir noktada çekülün gösterdiği doğrultunun gökyüzüne doğru olan yönü
- KOŞUCU
-
-
[isim]
Koşuya katılan yarışçı
-
[isim]
Koşuya katılan yarışçı
- BOŞUNA
-
-
[sıfat]
İşe yaramayan
- "Ve artık bütün iyi dilekler boşunaydı; bu trenin yolcuları gülmeyi de bahtlarını da topyekûn kaybetmişlerdi."
-
[zarf]
Bir kazanç elde edemeden, yararsız bir biçimde; boş yere, kuru kuruya, nedensiz yere, yararsız yere, faydasız yere, sebepsiz yere, gereksiz, boşu boşuna, beyhude, beyhude yere, nafile, tevekkeli
- "Sağdan soldan rica etmişler, taşeronlar aramışlardı boşuna."
-
[sıfat]
İşe yaramayan
- ŞUURLU
-
-
[sıfat]
Bakınız bilinçli
- "Şuurlu bir anlayışla olmaksızın, ben de ister istemez aynı havaya kapılmıştım."
-
[sıfat]
Bakınız bilinçli
- MENŞUR
-
Kelime Kökeni: Arapça menşūr
-
[sıfat, eskimiş]
Yayılmış, dağıtılmış, neşredilmiş
-
[isim, matematik]
Bakınız prizma
-
[isim, tarih]
Padişah tarafından verilen vezirlik vb. bir ünvanı gösteren bir ferman türü
-
[sıfat, eskimiş]
Yayılmış, dağıtılmış, neşredilmiş
- ŞURALI
-
-
[sıfat]
Şu yerin halkından olan, şu yöreden olan
-
[sıfat]
Şu yerin halkından olan, şu yöreden olan
- ŞURADA
-
-
[zarf]
Şu yerde
-
[zarf]
Şu yerde