İçinde şe olan 6 harfli 75 kelime var. İçerisinde ŞE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şe olan kelimeler listesine ya da Sonu şe ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler


Kelime bulma makinesi

E Ş Harfleri İle Yazılabilecek Bazı Kelimeler

2 Harfli Kelimeler

EŞ, ŞE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.



Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

ŞEŞÜDÜ

Kelime Kökeni : Farsça

  1. [isim] Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün ikili gelmesi

MONŞER

Kelime Kökeni : Fransızca

  1. [ünlem] "Azizim, dostum" anlamında bir seslenme sözü
  2. [sıfat] Davranışlarında Batı özentisi içinde bulunan

ŞEHEVİ

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [sıfat] Şehvetle ilgili, kösnül, erotik

İKİŞER

  1. [sıfat] İki sayısının üleştirme sıfatı, her defasında ikisi bir arada olan, her birine iki
    • "Bu, ikişer katlı ve yan yana iki binadır." (Abdülhak Şinasi Hisar)

ŞEŞBEŞ

  1. [isim] Tavla oyununda atılan zarlardan birinin altı, öbürünün beşli gelmesi

KAŞELİ

  1. Kaşesi olan
  2. [isim] İşverenin, kendisine başkaca bir yükümlülüğü olmadan çalışma süresine göre ücret verdiği kimse

İŞEMEK

  1. [nsz] İdrar torbasında biriken sidiği dışarı atmak, çiş yapmak

EŞEKÇE

  1. [sıfat] Kaba
  2. [zarf] Kaba bir biçimde
    • "Kızcağıza eşekçe bir cevap verdim." (Peyami Safa)

KÖŞELİ

  1. [sıfat] Köşesi veya köşeleri olan
    • "Köşeli ayraç."

EŞELEK

  1. [isim] Elma, armut, ayva vb. meyvelerin yenmeyen iç bölümü

EŞEKSİ

  1. [sıfat] Eşeği andıran, eşeğe benzeyen, eşek gibi

MAŞERİ
...
ŞERBET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Meyve suyu ile şekerli su karıştırılarak yapılan içecek
    • "Biraz sonra gümüş bir tepsi içinde ahududu şerbeti getirdiler." (Ahmet Haşim)
  2. Belli törenlerde konuklara sunulan şekerli içecek
    • "Hemen o haftalarda bir sabah Muhsin Beylerin evinde nikâh şerbetleri içildi." (Memduh Şevket Esendal)
  3. Bazı maddelerin suda eritilmişi
    • "Gübre şerbeti. Çimento şerbeti."
  4. Sözlenmek veya nişanlanmak üzere tarafların anlaşması durumunda tören yapılarak içilen içecek

ŞEAMET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Uğursuzluk, kademsizlik, nuhuset

ŞEVVAL

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hicri takvime göre ramazandan sonra gelen ay, bayram ayı

DÖŞEME

  1. [isim] Döşemek işi
  2. Yapılarda taban üzerine döşenen tahta vb. kaplama
    • "Odanın döşemesine bakıyor, bir türlü bu yabancı yere bir ad koyamıyordu." (Ercüment Ekrem Talu)
  3. Bir yapının döşenmesine yarayan her türlü eşya, mefruşat
  4. Koltuk, kanepe, divan vb.nin kumaş, yay, pamuk vb. bölümleri
    • "Bu patiska döşemeleri beraber ütüleyecektik." (Aka Gündüz)
  5. Taşıtların koltuk, taban, tavan vb. yerleri
  6. Halk edebiyatında ve türkülerden önce söylenen, bazen tekerleme biçiminde olan uyaklı giriş bölümü
    • "Hamama gitmek, yıkanmak, masallara, masal döşemelerine bile girdiği gibi halkımızın yaşama biçimlerine de karışmıştır." (Salâh Birsel)

ŞİMŞEK

  1. [isim] Bir bulutun tabanı ile yer arasında, iki bulut arasında veya bir bulut içinde elektrik boşalırken oluşan kırık çizgi biçimindeki geçici ışık, balkır, çakım, çakın, yalabık, yıldırak
    • "Üst üste birkaç şimşek çakıyor." (Atilla İlhan)
    • "Şimşek gibi bir semte atıldık yedi koldan / Şimşek gibi Türk atlarının geçtiği yoldan." (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Parıltı
    • "Bazen kara gözlerinde şimşekler çakıyordu." (Reşat Enis)

DEHŞET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Bir tehlike veya korkunç bir şey karşısında duyulan ürküntü, yılgı
    • "Olduğum yerde korkudan ve dehşetten donmuştum." (Sait Faik Abasıyanık)
    • "Oyun, okuyanı hiçbir tarih kitabının etkilemeyeceği kadar kuvvetle Fransız İhtilali'nin amansız, dehşet saçan günleriyle karşı karşıya bırakır." (Necati Cumalı)
    • "Korkunç jestlerle yaptığı kara bulut tasvirleri bizi yeniden dehşete düşürdü." (Reşat Nuri Güntekin)
    • "Ev sahibi dehşete kapılmış gibiydi." (Tarık Buğra)
  2. [sıfat] Olağanüstü
    • "Sen büyüdükçe dehşet bir şey oluyorsun." (Reşat Nuri Güntekin)
  3. [ünlem] Olağanüstü şeyler karşısında şaşma anlatan bir söz
    • "Dehşet, bu ne güzellik!"

ŞEYTAN

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Hz. Âdem'e secde etmediği için cennetten kovulan, insanları Allah'ın emirlerine karşı kışkırtan, kötülüğe yönelten cin, iblis
    • "Gül tenli, kor dudaklı, kömür sürmeli / Şeytan diyor ki sarmalı, yüz kere öpmeli." (Yahya Kemal Beyatlı)
    • "Ama çocukluk işte, şeytan dürttü, ya herrü ya merrü diyerek birden yukarı baktım." (Haldun Taner)
    • "Birden, şeytan geçmiş gibi bir sükût oldu." (Haldun Taner)
    • "Şeytan kulağına kurşun, hiçbirimiz hasta olmadık."
  2. Kötü düşünceli, kötü niyetli kimse
    • "O gecenin sabahı şeytanın aldattığı vücudunu soğuk suda temizlerdi." (Sait Faik Abasıyanık)
  3. [sıfat] Çok kurnaz, uyanık (kimse)

MAİŞET

Kelime Kökeni : Arapça

  1. [isim] Geçim, geçinme
    • "Elindeki para kendini bir sene geçindirebilirdi. Bir müddet için artık onun ensesine şaklayacak maişet kamçısı kalmıştı." (Hüseyin Rahmi Gürpınar)

Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü