İçinde şe olan 4 harfli 24 kelime var. İçerisinde ŞE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şe olan kelimeler listesine ya da sonu şe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şe Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

E Ş

2 Harfli Kelimeler

EŞ, ŞE

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

FİŞE

Kelime Kökeni: Fransızca fiche

  1. [isim] Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı
ŞEVK

Kelime Kökeni: Arapça şevḳ

  1. [isim] Aşırı heves, aşırı istek
    • "Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince / Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül" (Yahya Kemal Beyatlı)
  2. Keyifli, sevinçli olma durumu
ŞERH

Kelime Kökeni: Arapça şerḥ

  1. [isim, eskimiş] Bakınız ayırma
  2. Bakınız açımlama
    • "Eserin birinci cildi uzun bir ön sözden sonra ayrıca arkasına koyduğu şerh ve endeksten ibarettir." (Asaf Halet Çelebi)
  3. Bir şeyi açıklamak amacıyla yazılmış kitap
  4. [mecaz] Açık ve ayrıntılı anlatma
GİŞE

Kelime Kökeni: Fransızca guichet

  1. [isim] İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer; şalter
    • "Gişeden biletlerimizi alarak büyükşehrin bahçesini geziyoruz." (Ahmet Haşim)
ŞECİ

Kelime Kökeni: Arapça şecīʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Yürekli, yiğit olan
KÖŞE

Kelime Kökeni: Farsça gūşe

  1. [isim] Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı; zaviye
    • "Kutunun sivri köşesi."
  2. İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer
    • "Seniha Hanım parmağını odanın köşesine uzattı." (Peyami Safa)
  3. İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer; büküç
    • "Türk kadınları alacalı bir ipek kumaş gibi köşeye birikmişlerdi." (Ömer Seyfettin)
  4. Bölüm, yer veya yan
    • "Burgaz'ın sokaklarında her köşeden Türkçe işitiliyor." (Yahya Kemal Beyatlı)
  5. [mecaz] Kuytu, tenha veya ücra yer
  6. [mecaz] Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer
    • "İlk adımda otel, han, kahve köşeleri bulmak ihtiyacı baş gösterecek." (Refik Halit Karay)
  7. [spor] Futbol, hentbol ve su topunda kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri; korner
NEŞE

Kelime Kökeni: Arapça neşʾe

  1. [isim] Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç; şetaret
    • "Zaferin bütün neşesi bu ihtiyarda idi." (Falih Rıfkı Atay)
  2. Hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma
MEŞE

Kelime Kökeni: Farsça bīşe

  1. [isim, bitki bilimi] Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)
  2. [sıfat] Bu ağaçtan yapılan
İAŞE

Kelime Kökeni: Arapça iʿāşe

  1. [isim] Yedirip içirme, besleme, bakma
    • "İaşe son derece fena idi, açıkçası kıtlık vardı." (Refik Halit Karay)
ARŞE

Kelime Kökeni: Fransızca archet

  1. [isim] Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay
    • "Tramvay, otomobil, kamyon, her vasıta donar... Tramvayın arşesi düşer." (Necip Fazıl Kısakürek)
  2. [müzik] Keman yayı
    • "Sahnede orkestranın önünde yer alan ufak tefek adamın arşesi, kemanın telleriyle buluştuğunda bir sanatçının nasıl da devleştiğinin tanığı oldu tüm izleyenler." (Nur İçözü)
KUŞE

Kelime Kökeni: Fransızca couché

  1. [isim] Kalın, ağır gramajlı parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan bir tür kâğıt; kaymak kâğıdı, kuşe kâğıdı, papyekuşe
LAŞE

Kelime Kökeni: Farsça lāşe

  1. [isim, eskimiş] Bakınız leş
ŞERÇ

Kelime Kökeni: Arapça şerc

  1. [isim, eskimiş, anatomi] Bakınız anüs
ŞENİ

Kelime Kökeni: Arapça şenīʿ

  1. [sıfat, eskimiş] Kötü, çirkin, alçakça, utanç verici
    • "En büyük fedakârlığı, en şeni cinayeti de aynı kolaylıkla işlerler." (Ercüment Ekrem Talu)
ŞERİ

Kelime Kökeni: Arapça şerʿī

  1. [sıfat, eskimiş] İslam hukukuyla ilgili
ŞEMS

Kelime Kökeni: Arapça şems

  1. [isim, eskimiş] Bakınız güneş
ŞİŞE

Kelime Kökeni: Farsça şīşe

  1. [isim] İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap
    • "Geç saatlere kadar çöpten toplayacakları demirleri, şişeleri, naylonları nasıl satacaklarını konuştular." (Lâtife Tekin)
  2. [sıfat] Bu kabın aldığı miktarda olan
  3. Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu
ŞEMA

Kelime Kökeni: Fransızca schéma

  1. [isim] Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
  2. Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı
EŞEY

  1. [isim, biyoloji] Bakınız cinsiyet
  2. [hayvan bilimi] Bir organizmanın dişi veya erkek olarak sınıflandırılmasını sağlayan görev, yapı ve karakter topluluğu
EŞEK

  1. [isim, hayvan bilimi] Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
    • "Arkadaşını böyle dar vakit eşeğin üstünde görünce koştu." (Fakir Baykurt)
  2. [ağızlardan] Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü