İçinde şe olan 4 harfli 24 kelime var. İçerisinde ŞE bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şe olan kelimeler listesine ya da sonu şe ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şe Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
2 Harfli Kelimeler
EŞ, ŞE
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- FİŞE
-
Kelime Kökeni: Fransızca fiche
-
[isim]
Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı
-
[isim]
Bazı mobilya kilitlerinin içinde bulunan, birbirinin benzeri fakat farklı ölçüdeki uçları yaylı kilit elemanı
- ŞEVK
-
Kelime Kökeni: Arapça şevḳ
-
[isim]
Aşırı heves, aşırı istek
- "Guruba karşı bu son bahçelerde keyfince / Ya şevk içinde harap ol ya aşk içinde gönül"
-
Keyifli, sevinçli olma durumu
-
[isim]
Aşırı heves, aşırı istek
- ŞERH
-
Kelime Kökeni: Arapça şerḥ
- GİŞE
-
Kelime Kökeni: Fransızca guichet
-
[isim]
İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer; şalter
- "Gişeden biletlerimizi alarak büyükşehrin bahçesini geziyoruz."
-
[isim]
İstasyon, sinema, banka, mağaza ve bazı giriş kapılarında bilet veya para alıp verilen, çoğu küçük pencere biçiminde olan yer; şalter
- ŞECİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şecīʿ
-
[sıfat, eskimiş]
Yürekli, yiğit olan
-
[sıfat, eskimiş]
Yürekli, yiğit olan
- KÖŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça gūşe
-
[isim]
Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı; zaviye
- "Kutunun sivri köşesi."
-
İki duvarın birleştiği girintili veya çıkıntılı yer
- "Seniha Hanım parmağını odanın köşesine uzattı."
-
İki sokağın veya caddenin kesiştiği yer; büküç
- "Türk kadınları alacalı bir ipek kumaş gibi köşeye birikmişlerdi."
-
Bölüm, yer veya yan
- "Burgaz'ın sokaklarında her köşeden Türkçe işitiliyor."
-
[mecaz]
Kuytu, tenha veya ücra yer
-
[mecaz]
Kimsenin kolay kolay uğramadığı yer
- "İlk adımda otel, han, kahve köşeleri bulmak ihtiyacı baş gösterecek."
-
[spor]
Futbol, hentbol ve su topunda kale çizgilerinin kesişme noktalarından her biri; korner
-
[isim]
Birbirini kesen iki çizginin, iki düzlemin oluşturduğu açı; zaviye
- NEŞE
-
Kelime Kökeni: Arapça neşʾe
-
[isim]
Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç; şetaret
- "Zaferin bütün neşesi bu ihtiyarda idi."
-
Hafif sarhoşluk, çakırkeyif olma
-
[isim]
Mutlu olmaktan doğan ve dışa vurulan sevinç; şetaret
- MEŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça bīşe
-
[isim, bitki bilimi]
Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)
-
[sıfat]
Bu ağaçtan yapılan
-
[isim, bitki bilimi]
Kayıngillerden, yaz kış yapraklarını dökmeyen türleri de bulunan, kerestesi dayanıklı bir orman ağacı (Quercus)
- İAŞE
-
Kelime Kökeni: Arapça iʿāşe
-
[isim]
Yedirip içirme, besleme, bakma
- "İaşe son derece fena idi, açıkçası kıtlık vardı."
-
[isim]
Yedirip içirme, besleme, bakma
- ARŞE
-
Kelime Kökeni: Fransızca archet
-
[isim]
Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay
- "Tramvay, otomobil, kamyon, her vasıta donar... Tramvayın arşesi düşer."
-
[müzik]
Keman yayı
- "Sahnede orkestranın önünde yer alan ufak tefek adamın arşesi, kemanın telleriyle buluştuğunda bir sanatçının nasıl da devleştiğinin tanığı oldu tüm izleyenler."
-
[isim]
Tren, troleybüs, tramvay vb. elektrikle işleyen taşıtlarda telden elektrik akımı almaya yarayan, yukarıya doğru uzanmış demir yay
- KUŞE
-
Kelime Kökeni: Fransızca couché
-
[isim]
Kalın, ağır gramajlı parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan bir tür kâğıt; kaymak kâğıdı, kuşe kâğıdı, papyekuşe
-
[isim]
Kalın, ağır gramajlı parlak, düzgün, pürüzsüz, kaygan bir tür kâğıt; kaymak kâğıdı, kuşe kâğıdı, papyekuşe
- LAŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça lāşe
-
[isim, eskimiş]
Bakınız leş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız leş
- ŞERÇ
-
Kelime Kökeni: Arapça şerc
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız anüs
-
[isim, eskimiş, anatomi]
Bakınız anüs
- ŞENİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şenīʿ
-
[sıfat, eskimiş]
Kötü, çirkin, alçakça, utanç verici
- "En büyük fedakârlığı, en şeni cinayeti de aynı kolaylıkla işlerler."
-
[sıfat, eskimiş]
Kötü, çirkin, alçakça, utanç verici
- ŞERİ
-
Kelime Kökeni: Arapça şerʿī
-
[sıfat, eskimiş]
İslam hukukuyla ilgili
-
[sıfat, eskimiş]
İslam hukukuyla ilgili
- ŞEMS
-
Kelime Kökeni: Arapça şems
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güneş
-
[isim, eskimiş]
Bakınız güneş
- ŞİŞE
-
Kelime Kökeni: Farsça şīşe
-
[isim]
İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap
- "Geç saatlere kadar çöpten toplayacakları demirleri, şişeleri, naylonları nasıl satacaklarını konuştular."
-
[sıfat]
Bu kabın aldığı miktarda olan
-
Gaz lambasında fitil çevresine konulan cam koruyucu
-
[isim]
İçerisine sıvı konulan, cam veya plastikten yapılmış, dar ağızlı uzun kap
- ŞEMA
-
Kelime Kökeni: Fransızca schéma
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
-
Bir edebiyat eserinin, bir tasarının planı
-
[isim]
Bir aletin, bir aracın veya bir biçimin ana çizgilerini gösteren çizim
- EŞEY
-
-
[isim, biyoloji]
Bakınız cinsiyet
-
[hayvan bilimi]
Bir organizmanın dişi veya erkek olarak sınıflandırılmasını sağlayan görev, yapı ve karakter topluluğu
-
[isim, biyoloji]
Bakınız cinsiyet
- EŞEK
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)
- "Arkadaşını böyle dar vakit eşeğin üstünde görünce koştu."
-
[ağızlardan]
Odun kesme, duvar örme, sıva yapma vb. işlerde kullanılan üç veya dört ayaklı sehpa
-
[isim, hayvan bilimi]
Atgillerden, uzun kulaklı binek ve hizmet hayvanı; merkep, karakaçan, uzun kulaklı (Equus asinus)