İçinde şat olan 8 harfli 12 kelime var. İçerisinde ŞAT bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şat olan kelimeler listesine ya da sonu şat ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Şat Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
A T Ş
3 Harfli Kelimeler
ŞAT, TAŞ
2 Harfli Kelimeler
AŞ, AT, TA
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAŞATLIK
-
Kelime Kökeni: Arapça meşhed + Türkçe -lık
-
[isim]
Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı
- "Maşatlığın ince bir yosun tabakasıyla örtülü mermerleri güneşle kızıyor, tatlı bir göbek taşı sıcaklığı alıyordu."
-
[isim]
Müslüman olmayanların, özellikle Yahudilerin mezarlığı
- RÖVEŞATA
-
Kelime Kökeni: İngilizce reverseshot
-
[isim, spor]
Futbolda yüksekten gelen topa gövdeyi sırtüstü devirip makas yaparak vurma
-
[isim, spor]
Futbolda yüksekten gelen topa gövdeyi sırtüstü devirip makas yaparak vurma
- TEFRİŞAT
-
Kelime Kökeni: Arapça tefrīşāt
-
[isim, eskimiş]
Döşeme işleri
-
Döşemenin gerektirdiği bütün parçalar veya eşyanın tümü
- "Görüyorum ki salonun tefrişatı henüz tamamlanmamış. Bütün koltuklar yerleştirildikten sonra tekrar geliriz."
-
[isim, eskimiş]
Döşeme işleri
- OKŞATMAK
-
-
[-e, -i]
Okşama işini yaptırmak
-
[-e, -i]
Okşama işini yaptırmak
- KUŞATMAK
-
-
[-i]
Çevresini sarmak; çevrelemek, çevirmek, sarmak, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek
- "Denize bakan yönü ile yan sınırlarını rüzgârı kesen sık kargılıklar kuşatıyordu."
-
[askerlik]
Bir ülkenin veya bir yerin dış dünya ile olan her türlü bağlantısını kuvvet kullanarak kesmek; abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek
-
Çokça bulunmak
-
Bakınız kaplamak
- "Fabrika dumanları bütün şehri kuşattı."
-
Bele sarılıp bağlanan şeyleri başkasının beline bağlamak
-
[-i]
Çevresini sarmak; çevrelemek, çevirmek, sarmak, abluka etmek, ablukaya almak, ihata etmek, muhasara etmek
- ŞATHİYAT
-
Kelime Kökeni: Arapça şaṭḥiyyāt
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler
-
[isim, eskimiş, edebiyat]
Ciddi bir düşünceyi, konuyu, şaka ve alay yollu anlatmak için yazılmış deyişler
- YAŞATKAN
-
-
[sıfat]
Büyümeyi, çoğalmayı ve hayatın sürmesini sağlayan
-
[sıfat]
Büyümeyi, çoğalmayı ve hayatın sürmesini sağlayan
- MEFRUŞAT
-
Kelime Kökeni: Arapça mefrūşāt
-
[isim]
Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gereklihalı, kilim, koltuk vb. eşya; döşeme
- "Burası, yeni mefruşatla döşenmiş zarif bir yatak odası."
-
[isim]
Ev, iş yeri vb. yerleri döşemek için gereklihalı, kilim, koltuk vb. eşya; döşeme
- HAŞATLIK
-
-
[isim]
Haşat olma durumu
-
[isim]
Haşat olma durumu
- BOŞATMAK
-
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
- "Bir banka memurundan boşattığı kızını bana yamamayı kafasına koymuştur."
-
[-den]
Boşama işini yaptırmak
- YAŞATMAK
-
-
[-i]
Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek
- "Mükrimin Hoca, İslam tarihini sade öğretmez, yaşatırdı."
-
[mecaz]
Daha iyi ve zengin bir hayat sürmesini sağlamak
- "Son derece lüks olanaklarla yaşatıyordu yeni ailesini."
-
[nesnesiz, mecaz]
Keyiflendirmek, mutlu etmek
- "Onu sanki yeniden yaşatan sesinizle okur musunuz?"
-
[mecaz]
Sürdürmek, devam ettirmek
- "Bir millet, varlığını, her şeyden çok dilinde yaşatır."
-
[-i]
Yaşamasını sağlamak veya yaşamasına imkân vermek
- BAŞATLIK
-
-
[isim]
Bakınız baskınlık
-
[isim]
Bakınız baskınlık