İçinde şan olan 8 harfli 21 kelime var. İçerisinde ŞAN bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında şan olan kelimeler listesine ya da sonu şan ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi

Harf Sayısına Göre Kelimeler

Kelime bulma makinesi Kelime bulma makinesi

Şan Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler

A N Ş

3 Harfli Kelimeler

ŞAN

2 Harfli Kelimeler

AN, AŞ

Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.


Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)

PERİŞANİ

Kelime Kökeni: Farsça perīşān + ī

  1. [isim] Bakınız perişanlık
  2. Külah, kavuk, fes vb. bir başlığa özensizce sarılmış sarık
KEHKEŞAN

Kelime Kökeni: Farsça kehkeşān

  1. [isim, eskimiş, gök bilimi] Bakınız Samanyolu
    • "... geceleyin göğü saran yıldızlar, nice gök cismi, Kehkeşanlar hep aynı bıkılmaz görüntüsüyle üzerinde duruyordu." (Sevinç Çokum)
ŞANTAJCI

  1. [sıfat] Şantaj yapan
    • "Şehrimizin üç zengin kadınını tehdit ederek her birinden on beş bin lira isteyen meçhul şantajcının kim olduğunu merak etmeğe ne lüzum var!" (Necip Fazıl Kısakürek)
ŞANGIRTI

  1. [isim] Tabak, bardak, şişe vb.nin bir yere veya birbirine çarparken, kırılırken çıkardığı sesin adı
  2. Şiddetli yağan yağmurun cam, teneke vb. yerlere çarptığında çıkardığı ses
OKŞANMAK

  1. [nesnesiz] Okşama işine konu olmak
    • "Zavallı çocuk bu okşanıp öpülmelerden pancar gibi kızarmış bir hâlde kurtuldu." (Yakup Kadri Karaosmanoğlu)
TAVŞANLI

  1. [isim] Kütahya iline bağlı ilçelerden biri
NİŞANSIZ

  1. [sıfat] Belirleyici bir işareti, alameti, nişanı olmayan
    • "Ve bütün seferden bize yine ve yalnız bir Türk çocuğunun isimsiz, nişansız mezarından başka bir şey kalmadı." (Falih Rıfkı Atay)
ŞANLILIK

  1. [isim] Şanlı olma durumu
AKTAVŞAN

  1. [isim, hayvan bilimi] Bir cins iri çöl sıçanı (Jaculus)
TAVŞANCI

  1. [isim] Tavşan yetiştiren kimse
  2. Tavşan satan kimse
BOŞANMAK

  1. [-den] Karı ve koca mahkeme kararı ile evlilik birliğini bitirmek; ayrılmak
    • "Ne oldu da kocasından boşandı, sen anladın mı?" (Memduh Şevket Esendal)
  2. Hayvan başlığından, koşum takımından veya bağından kurtulmak; boşalmak
    • "Cemşir, zincirinden boşanmış ayı hıncıyla merdiveni bir solukta indi…" (Orhan Kemal)
  3. [nesnesiz] Kan, su, ter, gözyaşı, yağmur vb. sıvılar aniden ve şiddetle akmaya, dökülmeye başlamak
    • "Bir zamandır kendimi tutamıyorum, gözyaşlarım birden boşanıyor." (Ercüment Ekrem Talu)
  4. [nesnesiz] Baskı altında gergin duran bir şey birden ve hızla kurtulmak
    • "Vecihe, fazla kurulmuş bir zemberek şiddetiyle boşandı." (Reşat Nuri Güntekin)
  5. [nesnesiz] Kapalı bir yerde bulunan insanlar birden dışarı çıkmak
    • "Yoksa tımarhane mi boşanmıştı?" (Ömer Seyfettin)
  6. [ağızlardan] Kıyafet, ruh hâli vb. şeylerden kurtulmak
    • "Sabırsız ellerle acele acele üst başından boşandı ve çıplak olarak denize atladı." (Halikarnas Balıkçısı)
  7. [mecaz] Bir süre kendini tuttuktan sonra aniden ağlamaya başlamak
    • "Kimseciklerin olmadığını anlayınca bir boşandı, bir boşandı ... Çoktandır, belki yirmi yıldır böyle ağlamamıştı." (Yaşar Kemal)
NİŞANGAH

Kelime Kökeni: Farsça nişān-gāh

  1. [isim] Ateşli silahlarda hedefin uzaklığına ve bulunduğu yerin yüksekliğine göre namluya gereken yükseliş açısını veren, silahı bu hedefe doğrultmaya yarayan alet; bakıncak, nişane
  2. Bakınız hedef
YAŞANMAK

  1. [nesnesiz] Yaşama işi yapılmak
    • "Kitaplar ve uzantıları önemli olabilir ama gerçekte yaşananı silmeli mi?" (Adalet Ağaoğlu)
KAŞANMAK

  1. [nesnesiz, ağızlardan] Hizmet ve binek hayvanları durup işemek
SARMAŞAN

  1. [sıfat, bitki bilimi] Bakınız sarılgan
ŞANZIMAN

Kelime Kökeni: Fransızca changement

  1. [isim] Motorlu taşıtlarda motorun yükünü azaltarak güç aktarma organlarına veren, arabanın istenen hızda hareket etmesini sağlayan dişliler topluluğu
NİŞANLIK

  1. [sıfat] Nişan töreni için
    • "Nişanlık terlik."
  2. [isim] Belirti, işaret
    • "Yolun başına bir nişanlık koy da kaybolmayalım."
ŞANSONET

Kelime Kökeni: Fransızca chansonnette

  1. [isim, müzik] Küçük şanson, kısa türkü
NİŞANGEÇ

  1. [isim] Düzeltilmiş bir ağaç parçasının kenarına değişik aralıklarda paralel çizgiler çizmek için marangozlukta kullanılan el aracı
ŞANSÖLYE

Kelime Kökeni: Fransızca chancelier

  1. [isim] Almanya ve Avusturya'da hükûmet başkanı
Kelime Anlamları Kaynağı : Türk Dil Kurumu Güncel Türkçe Sözlüğü