İçinde ır olan 8 harfli 402 kelime var. İçerisinde IR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ır olan kelimeler listesine ya da Sonu ır ile biten kelimeler listesine gözatmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, İşlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu : Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- KANDIRIŞ
-
-
[isim]
Kandırma işi veya biçimi
-
[isim]
Kandırma işi veya biçimi
- KAYIRTMA
-
-
[isim]
Kayırtmak işi
-
[isim]
Kayırtmak işi
- PAVKIRMA
-
-
[isim]
Pavkırmak işi veya durumu
-
[isim]
Pavkırmak işi veya durumu
- ŞIRLAMAK
-
-
[nsz]
Şırıl şırıl ses çıkararak akmak
-
[nsz]
Şırıl şırıl ses çıkararak akmak
- TIRABZAN
-
Kelime Kökeni : Farsça
-
[isim]
Merdiven korkuluğu
- "Fakat tırabzandan aşağıya sakın bakmayın, başınız döner." (Halit Fahri Ozansoy)
-
[isim]
Merdiven korkuluğu
- BANDIRMA
-
-
[isim]
Bandırmak işi
-
İpe dizilmiş ceviz, badem vb.nin, nişasta ile kaynatılmış üzüm suyuna veya başka bir tatlıya batırılmasıyla yapılan sucuk
-
Kurutulacak üzümün güneşe serilmeden önce içine batırıldığı potaslı suyun konulduğu kap
-
[isim]
Bandırmak işi
- SIRALAMA
-
-
[isim]
Sıralamak işi
-
[isim]
Sıralamak işi
- TIRPANCI
-
-
[isim]
Tırpanla ekin biçen kimse
-
[isim]
Tırpanla ekin biçen kimse
- SIZDIRMA
-
-
[isim]
Sızdırmak işi
-
[isim]
Sızdırmak işi
- TIRHALLI
-
-
[sıfat]
Aynı şartlar altında bulunanların aynı durumda olduklarını anlatmak için söylenen tırhallı, hep bir hâlli deyiminde geçen bir söz
- "Hem yalnız bu değil, hepsi böyle, tırhallı, bir hâlli..." (Memduh Şevket Esendal)
-
[sıfat]
Aynı şartlar altında bulunanların aynı durumda olduklarını anlatmak için söylenen tırhallı, hep bir hâlli deyiminde geçen bir söz
- ALDIRMAK
-
-
[nsz]
Alma işini yaptırmak
- "Söyledim, söyledim, bir urgan aldıramadım." (Necati Cumalı)
-
[-i]
Getirtmek
- "Ne yaptı yaptı, nişanlısını oraya aldırdı." (Cahit Uçuk)
-
Vücuttan herhangi bir parçayı veya organı sağlık sebebiyle çıkarttırmak
- "Bademcik aldırmak. Çocuk aldırmak."
-
[-e]
Önem vermek, değer vermek
- "Felsefenin teorik olan kısmına pek aldırmaz." (Nezihe Araz)
-
[-den]
Elindekini başkasına kaptırmak
- "Elimden aldırdım gül yüzlü yâri / Ben bir daha buldum ellere nispet." (Emrah)
-
[-i]
Sığdırmak
- "Bunca eşyayı bu küçücük eve nasıl aldırdınız."
-
[nsz]
Alma işini yaptırmak
- HIRSIZCA
- ...
- KALDIRIM
-
-
[isim]
Yollarda taşlarla yapılan döşeme
- "Araba bozuk kaldırımların üstünde sallanıyor, devrilecek gibi oluyordu." (Sait Faik Abasıyanık)
- "Kelli felli efendiden adamların hatta sarıklı ulemanın günden güne hırpanileşen kılıklarla, elleri boyunlarında, kaldırımları arşınladıklarını görüyorum." (Reşat Nuri Güntekin)
-
Yaya kaldırımı
- "Döndük, karşı kaldırıma atladık." (Sermet Muhtar Alus)
- "Bastığı hiçbir eser kaldırıma düşmemişti." (Yusuf Ziya Ortaç)
-
[isim]
Yollarda taşlarla yapılan döşeme
- ARTTIRMA
-
-
[isim]
Arttırmak işi
-
[isim]
Arttırmak işi
- HAYIRHAH
-
Kelime Kökeni : Arapça
-
[sıfat]
İyilik dileyen, iyilik isteyen, iyicil, hayırsever
-
[sıfat]
İyilik dileyen, iyilik isteyen, iyicil, hayırsever
- KAÇIRMAK
-
-
[-i]
Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak
-
Bir işi belirlenen zamanda yapamamak
- "Maçı kaçırdım."
-
[nsz]
Zor kullanarak yanında götürmek
- "Kız kaçırmak."
-
Bir daha ele geçmemek üzere yitirmek
- "Fırsatı kaçırdım."
-
Yararlanamamak
- "Penaltıyı kaçırdı."
-
Gitmek, kaçmak zorunda bırakmak
- "Söylene söylene adamı kaçırdı."
-
[-den]
Çalmak, kimsenin haberi olmadan götürmek, aşırmak
- "İcradan eşya kaçırdılar."
-
[nsz]
Yasal olmayan yoldan bir ülkeye mal sokmak veya çıkarmak
- "Uyuşturucu kaçırmak."
-
[nsz]
Ölçüyü, sınırı aşmak, fazlasına gitmek
- "Kulübün yemeğinde biraz fazlaca kaçırmıştım." (Haldun Taner)
-
[nsz]
Sıvı, gaz vb. sızdırmak
- "Çakmak, gaz kaçırıyor."
- "Makine buhar kaçırıyor."
-
[-e]
İstemeyerek altını kirletmek
- "Donuna kaçırmak."
-
[nsz]
Delirmek
- "Zavallı kaçırmış."
-
Bir araç veya aletle iş görürken aracı iyi kullanamama yüzünden kendine veya bir başkasına zarar vermek
- "Usturayı elimden kaçırdım, yanağımı kestim."
-
[-i]
Birini veya bir şeyi göstermemek
- "Karısını benden kaçırıyor."
-
Yarışan bir koşucu diğeri tarafından hızla geçilip ara açılmak
-
Futbol veya basketbolda savunduğu oyuncuyu boş bırakmak, pas almasına fırsat vermek
-
[-i]
Kaçmasını sağlamak veya kaçmasına imkân yaratmak
- FIRLAYIŞ
-
-
[isim]
Fırlama işi veya biçimi
-
[isim]
Fırlama işi veya biçimi
- SIRACALI
-
-
[sıfat]
Sıracası olan
-
[sıfat]
Sıracası olan
- AKSIRMAK
-
-
[nsz]
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak
- "Açığa aksır, mikropları üstümüze savurma." (Burhan Felek)
-
[nsz]
Burun zarlarının gıcıklanması ile solunum kaslarının birdenbire kasılması üzerine, ağız ve burundan hızlı, gürültülü soluk boşaltmak, hapşırmak
- ARTIRTMA
- ...