İçinde ıkıntı olan 11 kelime var. İçerisinde IKINTI bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ıkıntı olan kelimeler listesine ya da sonu ıkıntı ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
SIKINTISIZLIK
SIKINTILILIK
ÇIKINTILIK, ÇIKINTISIZ, SIKINTISIZ
ÇIKINTILI, SIKINTILI
ÇIKINTI, SIKINTI, YIKINTI
IKINTI
Ikıntı Harfleri ile Yazılabilecek Kelimeler
6 Harfli Kelimeler
IKINTI
4 Harfli Kelimeler
TINI
3 Harfli Kelimeler
KIN, KIT, TIK, TIN
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- SIKINTISIZLIK
-
-
[isim]
Sıkıntısız olma durumu; kasavetsizlik
-
[isim]
Sıkıntısız olma durumu; kasavetsizlik
- SIKINTILILIK
-
-
[isim]
Sıkıntılı olma durumu
-
[isim]
Sıkıntılı olma durumu
- ÇIKINTISIZ
-
-
[sıfat]
Çıkıntısı olmayan
- "... çıkıntısız, kabarıksız yamyassı kuru vücudu insana hiçbir iştiha vermez, bu bir deri bir kemikten yapılmış kadın gözü doyurmaz, aldatmazdı."
-
[sıfat]
Çıkıntısı olmayan
- SIKINTISIZ
-
-
[sıfat]
Sıkıntısı olmayan; bunsuz (II), kasavetsiz, sancısız
-
Sıkıntı vermeyen
-
[sıfat]
Sıkıntısı olmayan; bunsuz (II), kasavetsiz, sancısız
- ÇIKINTILIK
-
-
[isim]
Çıkıntı olma durumu
-
[isim]
Çıkıntı olma durumu
- ÇIKINTILI
-
-
[sıfat]
Çıkıntısı olan
-
[sıfat]
Çıkıntısı olan
- SIKINTILI
-
-
[sıfat]
Sıkıntısı olan; bungun, bunlu, kasavetli
-
Sıkıntı veren; çileli (I), sancılı, mukassi
- "Sıkıntılı, heyecanlı günler yaşıyoruz fakat endişeli değiliz, korkmuyoruz."
-
[sıfat]
Sıkıntısı olan; bungun, bunlu, kasavetli
- YIKINTI
-
-
[isim]
Bakınız yıkılma
-
Yıkılan bir şeyin parçaları, kalıntıları; enkaz
- "Ateşoğlu'nun evinin biraz ötesinde bir ev yıkıntısı keşfettim."
-
Bakınız virane
- "Yıkıntıların ortasında blok hâlinde yükselen yeni apartmanlara uzun uzun baktı."
-
[mecaz]
Ruhsal bakımdan yıkılma
- "İkisi de Samim'deki yıkıntının nedenini gayet iyi biliyorlardı."
-
[isim]
Bakınız yıkılma
- ÇIKINTI
-
-
[isim]
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
- "Gırtlağının çıkıntısı, hiddetli bir adamın yumruğu gibi titriyordu."
-
Bir metni düzeltmek veya ona bir şey eklemek için satır dışına yazılan yazı; çıkma
-
[argo]
Bakınız kambur
-
[mecaz]
Her şeye itiraz eden, huzursuzluk çıkaran (kimse)
-
[isim]
Bir yüzeyde ileri doğru çıkan bölüm
- SIKINTI
-
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
- "İçinin sıkıntısını ondan mümkün mertebe gizlemeye çalışarak, dereden tepeden konuşarak oyalandı."
-
Bir bozukluğun, karışıklığın sebep olduğu etkili ve sürekli ruhsal huzursuzluk; ağırlık, karanlık, kasavet, mihnet
- "Sıkıntı ve ızdırapla sağa sola döndüm."
-
Yokluk ve parasızlığın yol açtığı geçim darlığı
- "İhtiyarın bir para sıkıntısı içinde olduğunu o söylemeden ben keşfetmiştim."
-
Bulunmama durumu
- "Yüklü servetini cömertçe harcamaması nedeniyle piyasada para sıkıntısı baş gösterdi."
-
[mecaz]
Bakınız sorun
- "Atatürk öldüğü zaman Türkiye'nin ufak tefek sıkıntılar dışında hiçbir büyük problemi yoktu."
-
[isim]
İşsizlik, tekdüzelik, bezginlik vb. sebeplerden doğan ruhsal huzursuzluk; bun, bungunluk, ezgi, ezginlik, çile (I), dert, kasavet, zor
- IKINTI
-
-
[isim]
Ikınmak işi
- "Elbette ki sebep vücuda gelmeyince, netice, bütün ıkıntı ve sıkıntılara rağmen doğmayacaktı."
-
Ikınma sesi
-
[isim]
Ikınmak işi