İçinde ğr olan 6 harfli 21 kelime var. İçerisinde ĞR bulunan kelimeler listesini scrabble oyununda ya da Türkçe araştırmalarınızda kullanabilirsiniz. Bir de başında ğr olan kelimeler listesine ya da sonu ğr ile biten kelimeler listesine göz atmak isteyebilirsiniz. Ayrıca şunu da deneyebilirsiniz, işlerinizi kolaylaştıracak bir kelime bulucu: Kelime bulma makinesi
Harf Sayısına Göre Kelimeler
Daha kapsamlı sonuç için lütfen kelime bulma makinesini kullanın.
Bazı kelimelerin anlamları (Kaynak : TDK)
- MAĞRUR
-
Kelime Kökeni: Arapça maġrūr
-
[sıfat]
Kurumlu (II), gururlu, kibirli, kendini beğenmiş
- "Kedi sokaklarda sürünürken bile, eğer sizden korkmadıysa yine mağrur, kibirli ve rahatına düşkündür."
-
[sıfat]
Kurumlu (II), gururlu, kibirli, kendini beğenmiş
- EĞRİCE
-
-
[sıfat]
Az eğri olan
-
[sıfat]
Az eğri olan
- EĞRİLİ
-
-
[sıfat]
Eğrisi olan
-
[sıfat]
Eğrisi olan
- UĞRAMA
-
-
[isim]
Uğramak işi
- "Paşa acele bir taarruzun başarısızlığa uğramasından çekinmektedir."
-
[isim]
Uğramak işi
- YAĞRIN
-
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kürek kemiği
-
[isim, ağızlardan]
Bakınız kürek kemiği
- ÖĞRETİ
-
-
[isim, felsefe]
Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü; doktrin
-
Toplumda herhangi bir alanda çığır açan bir düşünce adamının ortaya koyduğu görüşler, ilkeler bütünü; doktrin
- "Öğretisini başkalarına iletebilmekten umudunu kestiği anlar bile oluyordu."
-
Birbirine bağlı bilimsel veya felsefi düşünceler birliği; meslek, mezhep
-
Belli bir görüşe dayalı çalışma anlayışının bütünü
-
[isim, felsefe]
Bilimde, felsefede bir görüşü bir sistem içinde belli bir anlayışa, düşünceye dayalı olarak oluşturan ilke ve dogmalar bütünü; doktrin
- AĞRIMA
-
-
[isim]
Ağrımak işi
-
Memeli hayvanlarda görülen ara konakçı kenelerin bulaştırdığı ağrıma asalaklarından ileri gelen hastalık
-
[isim]
Ağrımak işi
- EĞRETİ
-
-
[sıfat]
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
- "O gün için oraya eğreti olarak getirilmişe benziyordu."
-
İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış olan
- "Konuk kadının durgunluğu evdeki tedirginliktendi, iğne üstünde oturuyormuşçasına eğretiydi duruşu."
-
Bakınız takma
- "Eğreti diş. Eğreti bacak."
-
Belli belirsiz olan
-
Uyumsuz, yakışmamış
-
[zarf]
İyi yerleşmemiş, yerini bulmamış bir biçimde
- "Ayakları karada ama eğreti duruyorlar rıhtım taşları üzerinde."
-
[zarf]
Bakınız üstünkörü
- "Her işi eğreti yapar oldun, her işi ucundan tutar oldun."
-
İleride geri alınmak üzere verilen şey
-
[sıfat]
Belirli bir süre sonra kaldırılacak olan, bir şeyin yerine geçici olarak kullanılan
- GEĞREK
-
-
[isim, anatomi]
Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri
- "Kendi aralarında, bir hiç yüzünden, kıkır da kıkır gülerler. Gülmekten de geğrekleri ağrır."
-
[isim, anatomi]
Kaburganın alt yanında bulunan boşluklardan her biri
- AĞRILI
-
-
[sıfat]
Ağrıyan, ağrısı olan
- "Ağrılı diş."
-
[sıfat]
Ağrıyan, ağrısı olan
- TUĞRUL
-
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız çakırdoğan
-
[isim, hayvan bilimi]
Bakınız çakırdoğan
- TUĞRİK
-
-
[isim]
Moğolistan’ın para birimi
-
[isim]
Moğolistan’ın para birimi
- İĞRENÇ
-
-
[sıfat]
İnsanda iğrenme duygusu uyandıran, tiksindiren; cife, müstekreh
- "Âdemoğulları Haliç'i iğrenç bir çöp tenekesi yapmışlardır."
-
[zarf]
İnsanda iğrenme duygusunu uyandıracak biçimde
- "Hatta hepsinden daha da iğrenç görünen sülüğün bile, insanoğluna faydası dokunabiliyordu."
-
[sıfat]
İnsanda iğrenme duygusu uyandıran, tiksindiren; cife, müstekreh
- YOĞRUM
-
-
[isim]
Yoğurmak işi
-
[isim]
Yoğurmak işi
- ÇAĞRIM
-
-
[isim]
Yüksek bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık
- "İki çağrım ötede bir pınar var."
-
[isim]
Yüksek bir sesin yetişebileceği kadar uzaklık
- DOĞRAM
-
-
[isim, ağızlardan]
Doğrama sonucu ortaya çıkan parça
-
[isim, ağızlardan]
Doğrama sonucu ortaya çıkan parça
- YEĞREK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
Daha iyi, daha üstün
-
[sıfat, ağızlardan]
Daha iyi, daha üstün
- YÜĞRÜK
-
-
[sıfat, ağızlardan]
İyi yürüyen, iyi koşan
- "Yüğrüktür bizim atımız"
-
Bakınız çalışkan
-
Çevik ve güçlü olan
-
[sıfat, ağızlardan]
İyi yürüyen, iyi koşan
- UĞRAŞI
-
-
[isim]
Uğraşılan şey; meşgale
- "Hukuk bir toplum bilimi uğraşısı değil de bir toplum bilimi konusudur aslında."
-
Görev ve meslek dışında severek yapılan, dinlendirici, oyalayıcı uğraş; düşkü, hobi
- "Koşmak çok özgürce ve güzel bir uğraşı idi, rekabetin heyecanı ise cabası."
-
[isim]
Uğraşılan şey; meşgale
- BAĞRIŞ
-
-
[isim]
Bağırmak işi
-
[isim]
Bağırmak işi